Tag Archives: uyku bozuklukları

Tıkayıcı uyku apnesi için risk altında olan bireyler

UYKU APNESI HALDUN OGUZTıkayıcı uyku apnesi için hangi bireyler özellikle artmış risk altındadır?

65 yaşından yaşlı hastalar

Vücut –kitle endeksi (VKİ) [Body-mass index (BMI)] 30 kilogram/metrekareden yüksek olan bireyler

Menapoz sonrası kadınlar

Her yaştan erkekler

Boyun çevresinin erkekte 43 santimetre, kadında 41 santimetreden geniş olması

Bademcik boyutlarının hava yolunu daraltacak kadar büyük olması

Baş, yüz, ağız ve dil, damak, havayolunda doğumsal – yapısal anormallikler olması

 

Detaylı bilgi – iletişim:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara, Türkiye
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

Uyku Bozuklukları ve Uyku Fizyolojisi

Amerikan Ulusal Uyku Bozuklukları Araştırma Komisyonu, erişkinlerin ortalama %20’sinin uzun süreli uyku bozukluklarından, bir diğer %10’luk kısmının ise geçici uyku bozukluklarından etkilendiğini ifade etmektedir. Her yıl uyku bozukluklarına ikincil trafik kazalarında birçok ölüm yaralanma rapor edilmektedir. Uykuyla ilgili değişik rahatsızlıkların önemli bir bölümünü solunumla ilişkili uyku bozuklukları oluşturmaktadır.

Uyku Fizyolojisi

Uyku, kendisini dış uyaranlara karşı azalmış farkındalık ve azalmış cevap verme ile gösteren, geri dönüşümlü, fizyolojik ve davranışsal bir durumdur. Normal uyku yapısı başlıca iki bölümden oluşur. Bunlardan birincisi olan NREM (non-rapid eye movements — hızlı olmayan göz hareketleri) uykusu, uykunun %75-80’ini kapsamaktadır ve dört ayrı evreden oluşmaktadır (evre I-IV). İkincisi ise REM (rapid eye movements – hızlı göz hareketleri) uykusu ise uykunun %20-25’ini kapsar ve iki evreden oluşur. Normal erişkin bireylerde bu iki uyku bölümü, ortalama 90-120 dakika süren düzenli döngüler halinde gece boyunca tekrar eder.

NREM UYKUSU

Normal erişkin bireylerde uykuya geçiş dönemi olarak düşünülen Evre I uyku, tüm uykunun %2-5’ini kapsamaktadır. Elektroensefalogramda (EEG‘de) theta dalgalarında artış ve alfa dalgalarında azalma ile karakterizedir. Evre I uyku aynı zamanda uyanıklığın ve kas tonusunun belirgin bir şekilde azalması ile de karakterizedir. Evre II uyku tüm uykunun %45-55’ini kapsar; EEG’de K-komplekslerinin ve iğciklerin (spindle) ortaya çıkmasının yanı sıra kas tonusunda ve çevreden haberdar olmada azalma ile karakterizedir. Evre III ve Evre IV uyku, derin uyku olarak adlandırılır. Bu iki uyku dönemi genellikle gecenin ilk üçte birinde ortaya çıkar. Derin uykunun başlıca göstergesi EEG’de delta dalgalarının çokluğudur. Evre III uyku tüm uykunun %3-8’ini, evre IV uyku ise tüm uykunun %10-15’ini oluşturur. Genel olarak derin uykunun en dinlendirici bölüm olduğu düşünülmektedir. Derin uykunun toplam uyku süresi içindeki oranı ilerleyen yaşla birlikte giderek azalmaktadır.

REM UYKUSU

Uykunun geri kalan kısmı, tonik ve fazik evrelere ayrılan REM uykusundan oluşmaktadır. Tonik evrede EEG düzenli olmayan bir hale gelir ve kaslar gevşer. REM uykusunun fazik evresi ise hızlı göz hareketleri yanı sıra düzensiz kardiyak ve solunumsal modellerle de karakterizedir.

Detaylı bilgi ve iletişim için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Tıkayıcı Uyku Apnesinde Çok Seviyeli Cerrahinin Güvenliği

Uyku ile ilişkili solunum bozuklukları (USB); horlama, üst hava yolu rezistans sendromu ve tıkayıcı uyku apnesinden (TUA) oluşan bir hastalıklar spektrumu olarak tanımlanabilir. USB’nin erkeklerde %24, kadınlarda ise %9 oranında görüldüğü bildirilmektedir. Çoğu USB hastasının tanı almadığı bilinmektedir. Orta-ağır TUA’si olan kadın hastaların %93’ünün, erkeklerin ise %82’sinin tanısı koyulmamıştır. TUA’nin kardiyovasküler ve solunum sistemleri üzerine ve nörobilişsel fonksiyonlar üzerine ciddi etkileri olduğu çok iyi belgelenmiştir. USB ile hipertansiyon arasında kuvvetli bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Bunun uyku bölünmesi, gece oluşan hipoksemi (kanda oksijen düzeyinin düşmesi) ve artmış sempatik tonus nedeniyle olduğu düşünülmektedir.

Cerrahi geçirdiklerinde TUA hastalarının hava yolu problemleri ile karşılaşma riskleri yüksektir. Bunun nedeni bu olguların, küçük mandibula, büyük dil, kısa ve kalın boyun yapıları nedeniyle anestezist için güç olgular olması olarak ifade edilmektedir. Ayrıca TUA olguları kas gevşeticilere ve narkotik analjeziklere çok duyarlıdır. Anesteziden uyanır iken solunum depresyonu ve tekrarlayan apneler görülebilir. Narkotik analjezikler kullanıldıktan sonra 4-12 saat süren solunum baskılanması görülebilir. Laringeal ödem ise bazı serilerde %5,7 oranında rapor edilmiştir. Bu durum profilaktik steroid kullanımı ile aşılabilir.

Apne indeksi (AI) 70’den yüksek ve en düşük oksijen konsantrasyonu %80’den düşük olan hastalar ameliyat sonrası komplikasyonlar açısından, özellikle oksijen satürasyon düşmeleri yönünden daha yüksek risk altındadır.

487 hastaya yapılan 1698 cerrahi işlemi değerlendiren bir çalışmada, genel komplikasyon oranı %7,1 olarak bulunmuştur. Komplikasyonların dökümü şu şekildedir:

  • Kanama problemleri (%3,1): Ameliyat sonrası 7-15. günler arasında gelişmiştir. Toplam 15 hastadan 8’inin ameliyathaneye alınması gerekmiştir.  Hiçbirisine kan transfüzyonu gereksinimi olmamıştır. Olguların birinin gingko biloba, birinin ise aspirin kullandığı belirlenmiştir.
  • Kalıcı hipertansiyon (%3,1): Bu hastaların tamamında preop hipertansiyon mevcuttur.
  • Dilde şişlik (%1,8): Tüm olgularda dil askı sütürlerine bağlı olarak oluşmuştur.
  • Oksijen satürasyonunda düşme (%1,2): Tüm hastalarda postop ilk 180 dakikada olmuştur.
  • Negatif basınca bağlı pulmoner ödem (%0,4): Anesteziden uyanırken inspirasyon sırasında tüpün ısırılmasına bağlıdır. İntravasküler sıvı, alveollere çekilmektedir.
  • Hava yolu tıkanıklığı (%0,2): Sadece bir adet burun, damak ve dil cerrahisinin birlikte yapıldığı bir olguda postoperatif 2. günde, ağır öksürük sonrası ağız tabanında başlayan kanama sonrası gelişmiştir. Acilen nazoendotrakeal olarak entübe edilmiş ve 3 gün süre ile sedasyon altında entübe olarak kalmıştır.
  • Nazofarinks stenozu: Hiçbir olguda görülmemiştir.

Tüm TUA olguları ameliyat sonrası en az 3 saat süre ile yoğun gözetim altında tutulmalıdır. Perioperatif CPAP (devamlı pozitif hava yolu basıncı) kullanımı ameliyat sonrası solunum sorunlarının azaltılması için önerilmektedir.  Bu çalışmadaki hastaların ilk grubu burun ve damak cerrahisinin tek seansta yapıldığı olgulardır. Bu grup hastalar ameliyat sonrasında en az 6 saat süre ile hastanede tutulmuştur. İkinci grup hastalar ise burun, damak ve dil cerrahisine tabi olup, en az bir gece hastanede takip edilmiştir.

Makalenin tamamına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz (Pang KP, et al. Arch Otolaryngol Head Neck Surg 2012;138:353-7).

doi:10.1001/archoto.2012.130

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
Son Güncelleme ve Kontrol Tarihi: 21 Kasım 2019