Tag Archives: ses teli ameliyatı

Fonotravma (travmatik ses kullanımı), oluşumuna zemin hazırladığı ses hastalıkları, sesin kalite ve karakterinin bozulması, tedavi seçenekleri

 

Ses tellerinin iyi huylu hastalıklarının büyük kısmının oluşumunda tekrarlayan ses teli travmasının (fonotravma) katkısı vardır. Ses teli nodülü, ses teli polibi, ses tellerinde Reinke ödemi bu hastalıklara örnekler arasında sayılabilir. Travma sonrasında, ses tellerinin katmanlı yapısında yüzeyin (epitelin) altında yer alan lamina propria ya da bazal membranda hasar oluşur. Bu hasarın tamiri sırasında bahsedilen patolojiler ortaya çıkar.

Ses teli polipleri, çoğunlukla sesin kötü kullanılması sonucu oluşan epitel altı kanamalara, kanamalardan sonra oluşan hematoma, hematomun inflamasyon ve fibrozisle rezolüsyona uğramasına bağlı olarak oluşur. Histolojik incelemede lamina propriada hemosiderin ve demir depolanmaları görülebilir.

Ses teli nodülleri, vokal kord mukozasında aşırı vibrasyona neden olan yanlış ses kullanımı sonucu ortaya çıkar. Vokal kord nodüllerinde bazal membran yırtılması sonrasında lamina propriada aşırı fibronektin birikimi vardır. Bazal membranın yırtılması sıklıkla fonasyonda yırtıcı kuvvete maruz kalınan, ses tellerinin ön 1/3 ile orta 1/3’ünün kesiştiği yerde meydana gelir.

Reinke ödemi, ses tellerinin bölgesel olarak değil, bir bütün olarak şişmesidir. Genellikle sigara kullanımı ve sesin aşırı ya da kötü-yanlış kullanımının bir arada olduğu hastalarda, kronik irritasyon sonucu oluşur.

Ses tellerinde bu lezyonlar oluştuktan sonra, ses karakteri ve kalitesi etkilenir. Öncelikle oluşan lezyonlar ses tellerinin tam kapanmasını engeller ve ses tellerinin titreşim dinamiğini bozarlar. Ses telleri üzerinde gerek yukarı aşağı gerekse içten dışa dıştan içe mukozal dalga hareketleri bozulur. Mevcut bir lezyona rağmen ses çıkarma, konuşma, şarkı söyleme ses tellerinin ahenkli hareketini kalıcı bir şekilde etkiler. Ses tellerinin bu hastalıkları, medikal tedavi, fonomikrocerrahi ve ses terapisi yöntemlerinin bir ya da birkaçının birlikte kullanımı ile tamamen tedavi edilebilir.

Sağlıklı ses dileklerimle.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
Reklamlar

Ses teli tümöründe erken tanı

Ses teli tümörlerinin erken belirlenmesi, doğru şekilde tanı koyulması ve uygun tedavinin başlatılması hayati önem arz etmektedir. Endoskopik muayene – görüntüleme sırasında i-scan gibi dijital kontrast kullanımı bu yönde bize katkı sağlayabilmektedir. i-scan teknolojisi ile yüzey belirginleştirme (SE – surface enhancement), kontrast belirginleştirme (CE – contrast enhancement) ve ton belirginleştirme (TE – tone enhancement) yöntemleri kullanılarak, sağlıklı ve patolojik doku arasında ayrımı daha iyi sağlamaya yönelik, görüntü kalitesinde detaylandırma, belirginleştirme yapılabilmektedir. SE ile dokunun kenarları daha belirgin hale getirilerek sınırların daha iyi belirlenmesi sağlanabilir. CE ile daha derin bölgeler ya da daha düşük renk yoğunluğundaki alanlar daha iyi tanımlanabilir. TE ile ise ilgili bölgenin – organın görüntüsündeki her pikselde kırmızı yeşil mavi renk içeriği değiştirilerek patolojik alanın daha belirgin hale getirilmesi sağlanabilir. Bu belirginleştirme yöntemlerinin değişik seviyeleri arasında muayene sırasında geçişler yapılabilir. Ekteki fotoğraflarda tek taraflı ses teli felci ve her iki ses telinde patolojik lezyonları olan hastamın endoskopik fotoğraflarını görebilirsiniz.

 

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Larinks kanseri ve yayılımı

Larinks kanserlerinin (gırtlak kanseri, ses teli kanseri) büyük bir çoğunluğu, neredeyse tamamı, sigara içenlerde görülmektedir. Larinks kanseri tanısı alanların ortalama %7’sinde tanı aldıkları anda kanser larinks dışına da yayılmış durumdadır. Bu yayılım genellikle akciğerler, kemikler ve karaciğere olmaktadır. Nadiren diğer organlar ve cilt tutulumu da görülebilir.

Boğaz Reflüsü

Bogaz Reflusu

BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) Nedir?

Mide, kendisine gelen yiyecekleri sindirebilmek için asit salgılar. Yemek borusu ve midenin birleştiği bölgede bir grup kas, bir kapakçık sistemi gibi davranarak asitli sıvının mide dışına çıkmasına engel olmaya çalışır. Mide içerisinde asitli sıvının geriye yani yemek borusu ve daha yukarısında yer alan boğaz, gırtlak bölgesine geri kaçışına “Boğaz Reflüsü (Reflü LarenjitLaringofaringeal Reflü)” adı verilir. Reflüye bağlı oluşan şikayetler ya asidin doğrudan etkisine, ya da boğaz çevresindeki dokuların aside verdiği cevaba bağlıdır.

 BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastalar hangi şikayetlerle doktora başvururlar?

En sık görülen şikayetler boğazda takılma (bir şey varmış, yutamıyormuş gibi olma) hissi, ses kısıklığı, yutma – yutkunma sırasında ağrı, boğazda yanma, ağıza acı su gelmesi, göğüs ortasında ağrı, yemek yedikten sonra öksürük, sık boğaz temizleme, hazımsızlık hissi olabilir. Birçok farklı şikayet bu şikayetlere eklenebilir.

BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastaların bu durumdan korunmak için alabileceği önlemler nelerdir?

Reflüden korunmada etkili olabilecek ana yöntemler şöyle sıralanabilir.

Kilo almamak, ideal kiloyu korumak,

Karın bölgesini aşırı sıkan kıyafetlerden kaçınmak,

Yemeklerden hemen sonra yatmaktan kaçınmak,

Yemeklerden hemen sonra egzersiz yapmamak, eğilip kalkmamak,

Stresten kaçınmak,

Aspirin gibi mideyi rahatsız edebilecek ilaçları dikkatli ve doğru dozda kullanmak,

Karın solunumunu öğrenmek ve gün içerisinde uygulamak,

Uyumadan yaklaşık 3 saat öncesinde su dışında hiçbir şey tüketmemek,

Yağlı – asitli – alkollü – domates soslu yiyeceklerin tüketimini sınırlamak,

Sigara kullanmamak.

 BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastaların tanısı nasıl ve kim tarafından koyulur, nasıl tedavi edilir?

Reflü şikayetleri birçok başka hastalık tarafından da oluşturulabildiğinden, reflü şikayetleri olan hastanın bir Kulak Burun Boğaz hekimi tarafından muayene edilmesi gerekir. Hastalık, tanısı koyulduktan ve diğer hastalıklarla ayırıcı tanısı yapıldıktan sonra, ilaç tedavileri uygulanır. Bu amaçla kullanılan ilaçların doğru dozda ve uygun süre ile (ortalama 2-6 ay) kullanılması önemlidir. İlaca dirençli nadir olgularda, reflünün ikincil olarak oluştuğu mide fıtığı gibi hastalıkların varlığında ya da reflüye ikincil olarak oluşan subglottik stenoz ya da gırtlağın kötü huylu hastalıklarında cerrahi yöntemler tercih edilir.

LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ BELİRTİLERİ

Aşağıdaki şikayetlerden bir ya da birden fazlasının varlığı, laringofaringeal reflü habercisi olabilir.

  • Sık boğaz temizleme
  • Boğulacakmış gibi olma hissi
  • Kronik öksürük
  • Uykudan öksürerek uyanma
  • Yutkunma ve yutma güçlüğü
  • Boğazda bir şey varmış, bir şey takılmış hissi
  • Yoğun veya çok miktarda boğaz salgısı
  • Ağızda acılık veya ekşime hissi
  • Tekrarlayan boğaz enfeksiyonları
  • Seste kabalaşma, ses kalitesinin bozulması

LARİNGOFARİNGEAL REFLÜNÜN ÖNLENMESİ İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER

  • Optimum kilonun korunması
  • Karın bölgesini aşırı sıkan kıyafetlerden kaçınılması
  • Yemeklerden hemen sonra yatmaktan ve eğilmekten kaçınmak, yemeklerden hemen sonra ve yatmadan yaklaşık iki saat önce fiziksel  egzersiz yapmaktan kaçınmak
  • Aspirin gibi ilaçların kullanılmaması
  • Stresten kaçınmak
  • Karın solunumunu öğrenmek ve uygulamak
  • Yatak başının yaklaşık 10-15 cm yükseltilmesi
  • Gece uyumadan yaklaşık üç saat önceden yemek yememek
  • Sık ve az hacimde öğünler tüketmek
  • Reflü oluşturabilecek gıdaları daha az tüketmeye özen göstermek: Yağlı veya baharatlı gıdalar, domates ve domates sosu (salça, ketçap, ve benzeri) içeren yiyecekler, turunçgiller (portakal, mandalina, limon, ve benzeri), ananas, sigara ve diğer tütün mamülleri, alkol, asitli içecekler, sirke, limon suyu, süt ve süt ürünleri, kafeinli içecekler (kahve, çay, kola gibi), sakız, öksürük şurupları ve ağız gargaraları, ağrı kesici ilaçlar, çikolata, kuruyemişler, mentol veya nane içeren gıdalar.

Sağlıklı günler dileklerimle.

Prof.Dr. Hâldun OĞUZ

Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı

https://drhaldunoguz.com

0 312 284 28 88 – 0 531 431 06 94

Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Tek taraflı ses teli felci

ses teli felci.jpeg

TEK TARAFLI SES TELİ FELCİ: NEDENLER, TANI VE TEDAVİ YAKLAŞIMI

Ses teli felci, ses teli dokusunu oluşturan kaslara uyarı göndermesi gereken sinirin çalışmaması nedeniyle oluşan ses teli hareket kısıtlılığına verilen isimdir. Her insanda iki adet ses teli mevcuttur. Bu iki ses teli tıpkı V harfi gibi bir uçlarında birbirine bağlı, diğer uçta serbesttir. Normal ses telleri soluk alıp verme sırasında açılır, ses çıkarırken ya da yutma sırasında tam olarak kapanır. Etkilenen ses teli sayısına göre felç, tek taraflı ya da iki taraflı olarak ifade edilir. Felçli olan ses teli nefes alma ve ses çıkarma sırasında hareketsiz kalır.

Nedenler

Tek taraflı ses teli felci oluşmasına yol açan nedenler arasında en sık görülen baş, boyun ya da göğüs kafesi içerisinde yapılan cerrahi girişimlerdir. İlgili hastalığın tedavisi sırasında ses teli siniri istemsiz olarak hasar görebilir. Bazı durumlarda ise hastalığı tedavi edebilmek için sinirin hasar görmesi kaçınılmaz olur. Buna en sık örnekler arasında tiroid (guatr) cerrahileri, boyun omurları için yapılan cerrahiler, kalp ve büyük damarlar için yapılan cerrahiler ve beyin cerrahileri sayılabilir. Ses telini besleyen sinirler çok hassas olduğundan özenli cerrahiler sırasında dahi fonksiyon kaybına uğrayabilir, bu çoğu zaman kaçınılmaz bir durumdur.

Tek taraflı ses teli felci oluşumunda ikinci en sık görülen neden sinirin çalışmasında soruna yol açan iltihabi durumlardır. Bu durum en sık viral enfeksiyonlar sonrasında görülür ve bazı durumlarda geçici olabilir, yani sinir bir süre sonra yeniden çalışır ve felç durumu ortadan kalkar.

Tek taraflı ses teli çalışmasını engelleyen üçüncü sık durum, sinir çalışmasını engelleyen, sinir üzerinde basıya yol açan tümörlerdir. İlgili sinir ve dalları, beyinden başlar, boyundan geçer, göğüs kafesi içerisine girer ve tekrar boyuna dönerek ses tellerini besler. Bu uzun yol boyunca oluşabilecek bazı iyi ve kötü huylu tümörler sinirin fonksiyonunu bozarak çalışmasına engel olur. Bu durum da ses teli felci ile sonuçlanabilir. Ses teli felcine yol açan en sık tümörler akciğerde bulunan tümörlerdir.

Tek taraflı ses teli felcine yol açabilen başka birçok etken daha vardır. İlaçlara bağlı toksisite, nörolojik hastalıklar, beyin kanaması gibi nedenler bunlar arasında sayılabilir.

Şikayetler

Tek taraflı ses teli felci olan bireyler genellikle ses kalitesinin azalmasından yakınırlar. Ses kısıklığı, sesin güçsüz çıkması, sesin soluklu yani sanki konuşurken nefes kaçağı varmış gibi çıkması, bir süre konuşunca çabuk yorulma, sesin istendiği kadar şiddetli çıkmaması, istenilen incelikte sesler çıkaramama oluşabilecek ses sorunlarından bazılarıdır. Bazı bireylerde ses telleri tam kapanamadığı için sıvı gıdaların hava yoluna kaçması, örneğin su içerken sık öksürme, boğulacakmış gibi olma gibi sorunlar da görülebilir.

Tanı

Ses teli felci tanısı, videolaringostroboskopi ve fleksible fibroptik laringoskopi gibi uygun görüntüleme yöntemleri ile muayenehane koşullarında koyulabilir. Sesin mevcut durumdan ne kadar etkilendiğini anlamak için akustik analiz yapılabilir.

Ses teli felcinin nedeninin belirlenebilmesi için tam bir kulak burun boğaz baş boyun muayenesi yapılmalı, ihtiyaç duyuluyor ise uygun radyolojik inceleme yöntemleri (bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans inceleme gibi) ve laboratuvar tetkikleri kullanılarak nedenin ne olduğu ortaya konulmalıdır.

Tedavi

Tek taraflı ses teli felcinde ilişkili ses problemlerinin tedavisi için kullanılan ana yöntemler ses terapisi, enjeksiyon laringoplasti (ses tellerine dolgu yapılması, kapalı ses teli cerrahisi) ve tiroplastidir (açık ses teli cerrahisi). Bunlardan hangilerinin kullanılacağı ve zamanlaması hastanın klinik durumuna ve aspirasyon (boğaza sıvı kaçma) düzeyine göre değişebilir. Ses teli felci sonrası en erken dönemde yapılan doğru uygulamalar ile en iyi ses sonuçları alınabilmektedir.

Daha fazla bilgi için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

 

Reinke Ödemi (Polipoid Kordit)

Reinke ödemi (polipoid kordit), ses telleri yüzey epitelinin hemen altında koyu, jöle benzeri sıvı birikimi ile karakterize bir ses teli hastalığıdır. Reinke ödemi olan bir hastamıza ses tellerinin görünümünü izlemek için aşağıdaki video bağlantısını tıklayabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=FLwdBuEPDQk&feature=youtu.be

Nedenler
Reinke ödemi oluşumunda en önemli faktörler sigara içmek (tütün kullanımı), laringofaringeal reflü (mide asidinin boğaza geri akımı) ve uzun süreli sesin aşırı kullanımı ya da sesin yanlış kullanımıdır. Tekrarlayan ya da kronik üst solunum yolu enfeksiyonları ve  sık boğaz temizleme hareketinin de Reinke ödemine yol açan ek faktörlerden olduğu düşünülmektedir.

Belirti ve Bulgular
Ses telleri hacim ve kütlesi artmıştır. Bu durum ses perdesinin kalınlaşmasına yol açar. Ses olması gerektiğinden daha kalındır. Kadın hastalarda görüldüğünde sesin daha erkeksi olduğu söylenebilir. Konuşma ve şarkı söyleme sırasında ortaya çıkan ses düzensiz, dengesiz, olması gerekenden daha pestir. Konuşma ve ses çıkarma sırasında zorlanma, uzun süre konuşulduğunda yorulma ve konuşurken gerektiğinden daha fazla güç harcanıyormuş hissi olabilir.

Tedavi
Ana tedavi yöntemi cerrahidir (fonomikrocerrahi). Cerrahi öncesi ve sonrası patolojinin oluşmasını destekleyen sorunlar ortadan kaldırılmalıdır: tütün tüketiminin bırakılması, ses hijyenine dikkat eden bir yaşam şeklinin edinilmesi, reflü diyeti uygulanması ve ilgili medikal tedavinin kullanılması gibi.  Deneyimli bir cerrah tarafından yapılan bir cerrahi sonrası bu konulara dikkat edilmesi durumunda patolojinin tekrar etmesi pek olası değildir.

Aşağıdaki fotoğrafta cerrahi öncesi ve sonrası Reinke ödemli ses tellerinin fotoğraflarını görebilirsiniz.

WhatsApp Image 2017-08-03 at 16.24.34

Prognoz

Cerrahi sonrası seste belirgin iyileşme olur. Yukarıda belirtilen ses hijyeni ile ilişkili konulara dikkat edilmesi durumunda ses kalitesi çok uzun süre iyi olarak korunabilir.

Prof.Dr. Haldun OGUZ, Kulak Burun Boğaz – Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı

Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Mapsgoo.gl/Rd9oJG

Polypoid Corditis (Reinke’s Edema)

Reinke preop

Reinke’s edema (polypoid corditis) is a voice disorder, in which, gel-like viscous fluid accumulates in the vocal folds, just below the surface of the vocal fold.

https://www.youtube.com/watch?v=FLwdBuEPDQk&feature=youtu.be

Causes
The most common reasons are cigarette smoking (tobacco use), laryngopharyngeal reflux (backflow og acidic stomach content to the throat) and long term voice overuse or misuse. Repeated or chronic upper respiratory tract infections and frequent throat clearing are also cofactors that can cause Reinke’s edema.

Signs and Symptoms
The mass and volume of the vocal folds increase. This leads to a lower pitch in the voice. Speaking and singing needs more vocal effort and is instable.

Treatment
Surgical treatment (phonomicrosurgery) is indicated. However, before and after surgery, the causes that result in the pathology, must be corrected. If the patient quits smoking, if the reflux is treated and if a hygienic vocal behaviour is adapted, recurrence is not likely. If it is done by an experienced surgeon, both vocal folds may be operated simultaneously. In the early postoperative period, vocal effort may increase for a short period of time. This is secondary to the removal of the oedema, which leaves a gap between the vocal folds that is not present before. This aspect is the most important part of surgery. An important amount of the thin and fragile epithelium covering the oedema must be left in place and should never be resected completely. Further resection may lead to scar and longer lasting vocal problems.

Prognosis
Recurrence of Reinke´s oedema is unlikely following a surgery in experienced hands. An important improvement of voice is expected after surgery. Hygienic vocal behaviour, ie. cessation of smoking and proper vocal use elongates these good results.

Haldun OGUZ, M.D., Professor of Otolaryngology – Head & Neck Surgery

Telephone: +90 312 284 28 88
GSM: +90 531 431 06 94
Address: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detailed Address: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

 

« Önceki Yazılar