Tag Archives: ses estetiği

Reinke Ödemi (Polipoid Kordit)

Reinke ödemi (polipoid kordit), ses telleri yüzey epitelinin hemen altında koyu, jöle benzeri sıvı birikimi ile karakterize bir ses teli hastalığıdır. Reinke ödemi olan bir hastamıza ses tellerinin görünümünü izlemek için aşağıdaki video bağlantısını tıklayabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=FLwdBuEPDQk&feature=youtu.be

Nedenler
Reinke ödemi oluşumunda en önemli faktörler sigara içmek (tütün kullanımı), laringofaringeal reflü (mide asidinin boğaza geri akımı) ve uzun süreli sesin aşırı kullanımı ya da sesin yanlış kullanımıdır. Tekrarlayan ya da kronik üst solunum yolu enfeksiyonları ve  sık boğaz temizleme hareketinin de Reinke ödemine yol açan ek faktörlerden olduğu düşünülmektedir.

Belirti ve Bulgular
Ses telleri hacim ve kütlesi artmıştır. Bu durum ses perdesinin kalınlaşmasına yol açar. Ses olması gerektiğinden daha kalındır. Kadın hastalarda görüldüğünde sesin daha erkeksi olduğu söylenebilir. Konuşma ve şarkı söyleme sırasında ortaya çıkan ses düzensiz, dengesiz, olması gerekenden daha pestir. Konuşma ve ses çıkarma sırasında zorlanma, uzun süre konuşulduğunda yorulma ve konuşurken gerektiğinden daha fazla güç harcanıyormuş hissi olabilir.

Tedavi
Ana tedavi yöntemi cerrahidir (fonomikrocerrahi). Cerrahi öncesi ve sonrası patolojinin oluşmasını destekleyen sorunlar ortadan kaldırılmalıdır: tütün tüketiminin bırakılması, ses hijyenine dikkat eden bir yaşam şeklinin edinilmesi, reflü diyeti uygulanması ve ilgili medikal tedavinin kullanılması gibi.  Deneyimli bir cerrah tarafından yapılan bir cerrahi sonrası bu konulara dikkat edilmesi durumunda patolojinin tekrar etmesi pek olası değildir.

Aşağıdaki fotoğrafta cerrahi öncesi ve sonrası Reinke ödemli ses tellerinin fotoğraflarını görebilirsiniz.

WhatsApp Image 2017-08-03 at 16.24.34

Prognoz

Cerrahi sonrası seste belirgin iyileşme olur. Yukarıda belirtilen ses hijyeni ile ilişkili konulara dikkat edilmesi durumunda ses kalitesi çok uzun süre iyi olarak korunabilir.

Prof.Dr. Haldun OGUZ, Kulak Burun Boğaz – Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı

Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Mapsgoo.gl/Rd9oJG
Reklamlar

Videolaringostroboskopi

Videolaringoskopi, bir endoskopik muayene biçimidir. Bu yöntemle, diğer endoskopik muayene yöntemlerinde olduğu gibi, vücudun bir bölgesi (burada larinks yani gırtlak) bir optik sistem aracılığı ile görülebilir. Muayene sırasında özel bir ilaç uygulaması gerekmez. Klinik koşullarında, oturur pozisyonda larinksin daha iyi görülebilmesi için ağız açık, dil dışarıda pozisyonda işlem yapılır. Muayene sırasında dil kökü, vallekula adı verilen dil arkası boşluklar, ses telleri, soluk borusu ve yemek borusunun girişi görüntülenebilir. Görüntüleme 70 ya da 90 derecelik bir açılı teleskopla yapılabilir. Günümüzde, ilerleyen teknoloji ile eğilebilir ince endoskoplarla burun içerisinden ulaşarak da aynı alanların görüntülenmesi sağlanabilmektedir. Bu görüntülerin, elde tutulan ve endoskopa bağlı bir küçük kamera ile monitöre aktarılması sayesinde görüntü, aslından çok daha büyük bir şeklide ve kolayca takip edilebilir olarak gözlenebilir. Tüm görüntüler daha sonra da değerlendirebilmek için bilgisayara aktarılabilir, kaydedilebilir, fotoğraflanabilir. Stroboskopi ise muayene edilen bölgenin görüntüsünün insan gözünün takip edebileceği bir hızda izlenmesine olanak sağlar. Ses tellerimiz normal bir erkekte saniyede yaklaşık 100-140 kez, bir kadında yaklaşık 200-240 kez, bir çocukta ise ortalama 300 kez kadar titreşir. Bu rakamlar, hiçbir ses eğitimi olmayan bireyin normal konuşma sırasındaki değerleridir. İnsan gözü, bu titreşimleri takip edecek kadar hızlı değildir. Stroboskopi ile elde edilen görüntü, basit bir anlatımla, karanlık bir eğlence mekanında beyaz kesintili ışık altında dans ederken, karşınızdaki arkadaşınızın hareketini izlemeniz gibidir. Yani hareketi donmuş karelerin art arda izlenmesi gibi algılarsınız. Bu ışık teknolojisi, ses telinin hareketlerini detaylı olarak görmemizi ve dolayısıyla hastalıklı alanı doğru olanak tanımlamamıza olanak sağlar. Videolaringoskopi sırasında da görüntüler dijital yada analog video kayıtları olarak kaydedilebilir, aynı sırada veya daha sonra bu video kayıtlarından fotoğraflar çekilebilir. Bu sayede ses tellerinde veya larinksin diğer yapılarında olan değişiklikler arşivlenebilir ve değişik zamanlara kontrol amacıyla kullanılabilir.
Örnek bir videolaringostroboskopi videosu için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz: https://youtu.be/RQGiqCtOQZY

Daha fazla bilgi için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
0 312 284 28 88
drhaldunoguz.com

Akustik ses analizi

Akustik ses analizi, ses hastalıklarının tanısı, takibi ve tedavi sonuçlarının değerlendirmesinde kullanılabilen nesnel bir yöntemdir. İnsan sesi hakkında rakamsal ve görsel değerler elde etmemize olanak sağlar. Bu sayede mevcut ses durumu daha kolay analiz edilebilir. Tekrar edilebilen bir yöntem olduğundan karşılaştırmalar yapabilmemize olanak sağlar. Ses kaydı için yüksek kaliteli mikrofon, analiz için özel üretilmiş ses kartı ve analiz yazılımı ile donatılmış bir bilgisayar kullanılır. Analiz edilecek ses örneği olarak sabit okuma metinleri, bireyin günlük konuşmaları ya da bazı seslerin uzun süreli ve sabit olarak söylenmesinden faydalanılabilir.
Ses analizi sonrası sesin temel frekansı (fundemantal frequency), temel frekansın zaman içerisinde ne kadar değişkenlik gösterdiği (jitter), ses şiddeti (amplitude), ses şiddetinin zamansal değişimleri (shimmer), ses yolu tarafından üretilen enerjinin ne oranda sese aktarılabildiği (harmonik gürültü oranıgürültü harmonik oranı; harmonics to noise rationoise to harmonics ratio), solunum desteğinin ses tellerinin kapanması ile ne kadar uyumlu çalışabildiği hakkında rakamsal veriler elde edebiliriz.
Ekteki fotoğrafta uzatılmış bir sesli söylemi sırasında yapılan ses kaydından elde edilen bazı rakamsal verileri ve ses kaydının dalga formunu ve spektrogramını görebilirsiniz.
Daha fazl bilgi için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
0 312 284 28 88

SULKUS VOKALIS (SES TELI OLUGU)

Sulkus vokalis (Ses teli oluğu), ses tellerinin tanısı en zor koyulabilen ve tedavisi en güç rahatsızlıklarından birisidir. Nasıl oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Yaklaşık yarısının doğuştan itibaren bulunduğu düşünülmektedir. Ses tellerinin yanlış ve kötü kullanımı (fonotravma) ile, ya da ses teli kistinin patlaması sonucu oluşabileceği de bildirilmektedir.

Sulkus vokalis bulunan ses teli dokusu incelendiğinde, ses tellerinin titreşmesine olanak sağlayan katmanlarından birisi olan lamina proprianın yüzeysel kısmının incelmiş olduğu ya da hiç bulunmadığı görülür. Bazı olgularda oluk o kadar derindir ki, yine çok önemli bir destek katman olan vokal ligament de bulunmamaktadır.  Ford tarafından yapılan sınıflamasına göre 3 tipi mevcuttur. Tip 1 fizyolojik sulkus vokalis,  tip 2 ses teli serbest kenarında çizgi şeklinde çöküklük, tip 3 ise derin, cep benzeri oyuk olarak ifade edilmektedir.

Sulkus vokalis tanısı videolaringostroboskopik olarak koyulabilir. Ancak bazı olgularda kesin tanı ancak mikroskop altında ameliyathane koşullarında koyulabilmektedir.

Sulkus vokalis tedavisinde ses terapisi, cerrahi ya da her ikisinin birlikte kullanımı temel teşkil etmektedir. Cerrahi tedavi seçenekleri şunlardır:

  1. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması
  2. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması; bireyin kendisinden alınan yağ, fasya, ya da başka maddeler ile greftleme
  3. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması; sulkus boyunda dikey kesiler yapılması
  4. sulkusun çıkarılması (eksizyon) ve oluşan defektin birincil sütürasyonu
  5. lazer uygulamaları
  6. steroid ya da başka rejeneratif maddelerin enjeksiyonu
  7. eksizyon ve oluşan defektin birincil sütürasyonu; medializasyon laringoplasti

Sulkus konusunda yayın sayısı çok azdır. Tedavi için ise çok sayıda değişik alternatif mevcuttur. Doğru tedavi yöntemi hastanın ses ihtiyacına ve mevcut rahatsızlığının verdiği imkana göre hastaya özel olarak seçilmelidir. Ses teli cerrahisi ile tedavinin sonuçları konusunda hastaların beklentileri gerçekçi düzeyde olmalıdır. Fonocerrahi ile birlikte ses terapisi uygulanması tedavi başarını olumu yönde etkilemektedir.

 

Ses Teli Kisti

Kist, zar ile çevrili bir boşluğun içerisinde herhangi bir maddenin birikmesidir. Ses teli kistinde bu madde, salgı bezlerinden salınan mukus salgısı ya da keratin olabilir.
Ses telleri birkaç katmanlı bir yapıdan oluşur. Ses tellerinin birbirine çarptığı en üst yüzeyde epitel bulunur. Epitelin altında yüzeyden derine gittikçe sertleşen bağ dokusu içeren lamina propria, en alt katmanda ise ses teli kasları bulunur. Ses teli kisti, yüzeysel lamina propria adını verdiğimiz ses telinin normal fonksiyon görmesi için çok önemli olan tabakası içerisinde yer alır. Ses teli kistleri genellikle ses teli yüzeyinde yer alan salgı bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Ses hijyenine dikkat etmeyen bireylerin ses tellerinde kist görülme olasılığı daha fazladır. Ses teli kisti, genellikle ses telinin en çok fonotravmaya maruz kalan orta 1/3’lük kısmında görülür.
Ses teli kisti iyi huylu bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmemesi durumunda kötü huylu bir hastalığa dönüşmez. Yani kanser öncülü bir hastalık değildir, kanserleşmez. Ses tellerinin uygunsuz kapanmasına bağlı ses kısılması, seste çatallanma, belirli bir süre konuştuktan sonra seste yorulma, boğazda bir şey takılmış hissi, tekrarlayan boğaz temizleme ihtiyacı gibi sorunlara yol açabilir. Genellikle ağrısızdır, ancak birey uzun süre konuştuğunda ses telleri çevresindeki kasların uygunsuz kullanımına bağlı boyun kaslarında ağrı oluşabilir.
Ses teli kisti genellikle yuvarlak ya da oval şekillidir. İçeriğine göre şeffaf, beyaz ya da sarımsı olabilir. Ses tellerinin nodül, polip gibi hastalıkları ile ayırıcı tanısı için videolaringostroboskopik görüntüleme genellikle faydalı olur.
Ses teli kisti tedavisinde ilaçların herhangi bir faydası yoktur. Ses istirahati (ses kullanımının kısıtlanması) ve ilaçlar, kist çevresindeki iltihabın azalması ve boyun kaslarının rahatlamasını sağlayabilir, ancak, ses istirahati ile kistin tamamen iyileşmesi beklenen bir sonuç değildir. Ses teli kistinin asıl tedavisi mikroskop altında yapılan ses teli cerrahisidir (fonomikrocerrahi). Cerrahi ile kistin tamamı çıkarılarak tedavi sağlanır. Cerrahi sonrası ses terapisi uygulanması ses hijyeninin sağlanması ve kistin tekrarının önlenmesi açısından faydalıdır.
0 312 284 28 88

31 Mayıs Dünya Sigarasız – Tütünsüz Günü

Sesini önemseyen bir bireyin sigara içmesi kolay anlaşılabilir bir durum değil.  Türk erkeklerinin %60’ı ve Türk kadınlarının %20’si sigara içiyor. Her yıl ülkemizde yaklaşık 100,000 kişi sigaraya bağlı nedenlerle aramızdan ayrılıyor.

Sigaranın ses sağlığı üzerine olumsuz etkilerinin neler olduğunu biliyor musunuz?

Sigara öncelikle dehidratasyona yani su kaybına yol açıyor. Dudaklardan başlayarak ses tellerine hatta daha altta soluk borusu ve akciğerlere kadar bütün ses yolunu kurutuyor, bu bölgelerde irritasyona ve iltihaba yatkınlığa neden oluyor. Beraberinde seste kısılmaya ve kabalaşmaya, yani ses kalitesinde bozulmaya yol açıyor. İşin kötüsü, pasif sigara içimi yani kendisi sigara kullanmayanların çok sigara içilen yerlerde bulunması da ses kalitesini olumsuz olarak etkileyebiliyor. Daha ciddi konuşmamız gerekirse sigara öldürüyor. Baş boyun bölgesindekiler başta olmak üzere vücutta görülen kanserlerin önemli bir bölümü doğrudan sigara kullanımı ile ilişkili. Larinks (gırtlak) kanseri sigara içmeyenlerde nerede ise hiç görülmüyor. Ekteki fotoğrafTa uzun yıllar sigara içmiş bir hastama ait ses teli kanseri görüntüsünü bulabilirsiniz.

Sigarasız, sağlıklı, güzel günler dileklerimle.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ

0 312 284 28 88

#sesteli #sestelikanseri #sigara #seskısılması #sessağlığı #sesteboğukluk #seskısıklığı #sesameliyatı #sesteliameliyatı #sescerrahisi #sestelicerrahisi

SES TELI KANSERI ANKARA KBB

Ses Teli Skarı Nedir, Tanısı Nasıl Koyulur, Nasıl Tedavi Edilebilir?

Ses tellerinin etkin olarak çalışabilmesi için, çok katmanlı yapısının sağlam olması, kas dokusunun üzerinde yer alan mukoza katlarının her iki ses telinde ahenkli bir şekilde titreşebilmesi gerekir.

Ses teli skarı (nedbe), titreşen mukoza katmanlarının, özellikle yüzeyel lamina propria adı verilen dokunun hasar görmesi sonrası oluşur. Esnek, yumuşak olan dokunun hasar görmesi yüzeyel epitel tabakasının alttaki sert kas tabakasına yapışması ve ses telinin esnekliğini kaybetmesi ile sonuçlanır. Esnek olmayan sert skar dokusunun büyüklüğü, kendisini oluşturan nedene göre değişebilir.

Ses teli skarının en önemli nedeni, cerrahidir. Skara en çok yol açan cerrahi, ses telinin iyi ve kötü huylu hastalıkları için yapılan mikrolaringocerrahidir. Diğer cerrahiler sırasında hasta entübe edildiği için tüpe bağlı hasarlar ya da gırtlağa künt ya da kesici travmalar da skarın nedenleri olabilir. İyi huylu ses rahatsızlıklarının tedavisi sırasında cerrahın özenli davranması ile skar oluşumu büyük oranda önlenebilir. Ancak, ses teli kanserlerinin tedavisinin ardından skar oluşması önlenebilir bir durum değildir ve beklenen bir sonuçtur. İyi huylu ses rahatsızlıkları için yapılan cerrahilerden sonra uygun bir süre sesin hiç kullanılmaması, laringofaringeal reflüyü yönetecek tedavilerin kullanılması, cerrahiden sonra sigara ve alkol kullanımının kesilmesi, skar oluşma riskini en aza indirmek için uygulanması uygun olacak önlemlerdir.

Ses teli skarı olan bireyleri en sık yakındıkları sorun, ses kısıklığıdır. Ses kısıklığı, sesin kullanım süresi arttıkça daha da belirgin hale gelebilir. Skar ne kadar büyükse, genellikle ses sorunu da o kadar ağır olur.

Ses teli skarı tanısı, ses tellerinin videolaringostroboskopi adını verdiğimiz özel bir ışık tekniği ile ağız içerisinden muayenehane koşullarında endoskopik muayenesi sırasında, ses telinin iç yüzeyindeki titreşim hareketinin görülememesi ile koyulur.

Ses teli skarının tedavisi için her hastada faydalı olan tek bir yöntem yoktur. Bu nedenle, ses teli skarının oluşmadan önlenmesi büyük önem arz eder. Oluşmuş bir skardaki tedavi yöntemi ise ses tellerinin genel anestezi altında mikroskobik olarak ameliyat edilmesidir. Bu tekniğe mikrolaringocerrahi adı verilir. Cerrahi olarak skara müdahale edilirken, cerrahiden önce ve sonra medikal tedaviler ve ses terapisinin kullanılması elde edilecek sonucun daha iyi olmasına olanak sağlar.

Konu hakkında daha fazla bilgi için lütfen bizimle iletişim kurunuz:

Prof.Dr. Haldun OGUZ
Kulak Burun Bogaz Hastaliklari Uzmani

(Otorhinolaryngologist)
+90 312 284 28 88

Ankara, Turkiye

Facebook: https://www.facebook.com/ankarakbb

« Önceki Yazılar