Tag Archives: ses cerrahi

Ses teli tümöründe erken tanı

Ses teli tümörlerinin erken belirlenmesi, doğru şekilde tanı koyulması ve uygun tedavinin başlatılması hayati önem arz etmektedir. Endoskopik muayene – görüntüleme sırasında i-scan gibi dijital kontrast kullanımı bu yönde bize katkı sağlayabilmektedir. i-scan teknolojisi ile yüzey belirginleştirme (SE – surface enhancement), kontrast belirginleştirme (CE – contrast enhancement) ve ton belirginleştirme (TE – tone enhancement) yöntemleri kullanılarak, sağlıklı ve patolojik doku arasında ayrımı daha iyi sağlamaya yönelik, görüntü kalitesinde detaylandırma, belirginleştirme yapılabilmektedir. SE ile dokunun kenarları daha belirgin hale getirilerek sınırların daha iyi belirlenmesi sağlanabilir. CE ile daha derin bölgeler ya da daha düşük renk yoğunluğundaki alanlar daha iyi tanımlanabilir. TE ile ise ilgili bölgenin – organın görüntüsündeki her pikselde kırmızı yeşil mavi renk içeriği değiştirilerek patolojik alanın daha belirgin hale getirilmesi sağlanabilir. Bu belirginleştirme yöntemlerinin değişik seviyeleri arasında muayene sırasında geçişler yapılabilir. Ekteki fotoğraflarda tek taraflı ses teli felci ve her iki ses telinde patolojik lezyonları olan hastamızın endoskopik fotoğraflarını görebilirsiniz.

 

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
Reklamlar

Boğaz Reflüsü

Bogaz Reflusu

BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) Nedir?

Mide, kendisine gelen yiyecekleri sindirebilmek için asit salgılar. Yemek borusu ve midenin birleştiği bölgede bir grup kas, bir kapakçık sistemi gibi davranarak asitli sıvının mide dışına çıkmasına engel olmaya çalışır. Mide içerisinde asitli sıvının geriye yani yemek borusu ve daha yukarısında yer alan boğaz, gırtlak bölgesine geri kaçışına “Boğaz Reflüsü (Reflü LarenjitLaringofaringeal Reflü)” adı verilir. Reflüye bağlı oluşan şikayetler ya asidin doğrudan etkisine, ya da boğaz çevresindeki dokuların aside verdiği cevaba bağlıdır.

 BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastalar hangi şikayetlerle doktora başvururlar?

En sık görülen şikayetler boğazda takılma (bir şey varmış, yutamıyormuş gibi olma) hissi, ses kısıklığı, yutma – yutkunma sırasında ağrı, boğazda yanma, ağıza acı su gelmesi, göğüs ortasında ağrı, yemek yedikten sonra öksürük, sık boğaz temizleme, hazımsızlık hissi olabilir. Birçok farklı şikayet bu şikayetlere eklenebilir.

BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastaların bu durumdan korunmak için alabileceği önlemler nelerdir?

Reflüden korunmada etkili olabilecek ana yöntemler şöyle sıralanabilir.

Kilo almamak, ideal kiloyu korumak,

Karın bölgesini aşırı sıkan kıyafetlerden kaçınmak,

Yemeklerden hemen sonra yatmaktan kaçınmak,

Yemeklerden hemen sonra egzersiz yapmamak, eğilip kalkmamak,

Stresten kaçınmak,

Aspirin gibi mideyi rahatsız edebilecek ilaçları dikkatli ve doğru dozda kullanmak,

Karın solunumunu öğrenmek ve gün içerisinde uygulamak,

Uyumadan yaklaşık 3 saat öncesinde su dışında hiçbir şey tüketmemek,

Yağlı – asitli – alkollü – domates soslu yiyeceklerin tüketimini sınırlamak,

Sigara kullanmamak.

 BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastaların tanısı nasıl ve kim tarafından koyulur, nasıl tedavi edilir?

Reflü şikayetleri birçok başka hastalık tarafından da oluşturulabildiğinden, reflü şikayetleri olan hastanın bir Kulak Burun Boğaz hekimi tarafından muayene edilmesi gerekir. Hastalık, tanısı koyulduktan ve diğer hastalıklarla ayırıcı tanısı yapıldıktan sonra, ilaç tedavileri uygulanır. Bu amaçla kullanılan ilaçların doğru dozda ve uygun süre ile (ortalama 2-6 ay) kullanılması önemlidir. İlaca dirençli nadir olgularda, reflünün ikincil olarak oluştuğu mide fıtığı gibi hastalıkların varlığında ya da reflüye ikincil olarak oluşan subglottik stenoz ya da gırtlağın kötü huylu hastalıklarında cerrahi yöntemler tercih edilir.

LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ BELİRTİLERİ

Aşağıdaki şikayetlerden bir ya da birden fazlasının varlığı, laringofaringeal reflü habercisi olabilir.

  • Sık boğaz temizleme
  • Boğulacakmış gibi olma hissi
  • Kronik öksürük
  • Uykudan öksürerek uyanma
  • Yutkunma ve yutma güçlüğü
  • Boğazda bir şey varmış, bir şey takılmış hissi
  • Yoğun veya çok miktarda boğaz salgısı
  • Ağızda acılık veya ekşime hissi
  • Tekrarlayan boğaz enfeksiyonları
  • Seste kabalaşma, ses kalitesinin bozulması

LARİNGOFARİNGEAL REFLÜNÜN ÖNLENMESİ İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER

  • Optimum kilonun korunması
  • Karın bölgesini aşırı sıkan kıyafetlerden kaçınılması
  • Yemeklerden hemen sonra yatmaktan ve eğilmekten kaçınmak, yemeklerden hemen sonra ve yatmadan yaklaşık iki saat önce fiziksel  egzersiz yapmaktan kaçınmak
  • Aspirin gibi ilaçların kullanılmaması
  • Stresten kaçınmak
  • Karın solunumunu öğrenmek ve uygulamak
  • Yatak başının yaklaşık 10-15 cm yükseltilmesi
  • Gece uyumadan yaklaşık üç saat önceden yemek yememek
  • Sık ve az hacimde öğünler tüketmek
  • Reflü oluşturabilecek gıdaları daha az tüketmeye özen göstermek: Yağlı veya baharatlı gıdalar, domates ve domates sosu (salça, ketçap, ve benzeri) içeren yiyecekler, turunçgiller (portakal, mandalina, limon, ve benzeri), ananas, sigara ve diğer tütün mamülleri, alkol, asitli içecekler, sirke, limon suyu, süt ve süt ürünleri, kafeinli içecekler (kahve, çay, kola gibi), sakız, öksürük şurupları ve ağız gargaraları, ağrı kesici ilaçlar, çikolata, kuruyemişler, mentol veya nane içeren gıdalar.

Sağlıklı günler dileklerimle.

Prof.Dr. Hâldun OĞUZ

Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı

https://drhaldunoguz.com

0 312 284 28 88 – 0 531 431 06 94

Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Reinke Ödemi (Polipoid Kordit)

Reinke ödemi (polipoid kordit), ses telleri yüzey epitelinin hemen altında koyu, jöle benzeri sıvı birikimi ile karakterize bir ses teli hastalığıdır. Reinke ödemi olan bir hastamıza ses tellerinin görünümünü izlemek için aşağıdaki video bağlantısını tıklayabilirsiniz.

Nedenler
Reinke ödemi oluşumunda en önemli faktörler sigara içmek (tütün kullanımı), laringofaringeal reflü (mide asidinin boğaza geri akımı) ve uzun süreli sesin aşırı kullanımı ya da sesin yanlış kullanımıdır. Tekrarlayan ya da kronik üst solunum yolu enfeksiyonları ve  sık boğaz temizleme hareketinin de Reinke ödemine yol açan ek faktörlerden olduğu düşünülmektedir.

Belirti ve Bulgular
Ses telleri hacim ve kütlesi artmıştır. Bu durum ses perdesinin kalınlaşmasına yol açar. Ses olması gerektiğinden daha kalındır. Kadın hastalarda görüldüğünde sesin daha erkeksi olduğu söylenebilir. Konuşma ve şarkı söyleme sırasında ortaya çıkan ses düzensiz, dengesiz, olması gerekenden daha pestir. Konuşma ve ses çıkarma sırasında zorlanma, uzun süre konuşulduğunda yorulma ve konuşurken gerektiğinden daha fazla güç harcanıyormuş hissi olabilir.

Tedavi
Ana tedavi yöntemi cerrahidir (fonomikrocerrahi). Cerrahi öncesi ve sonrası patolojinin oluşmasını destekleyen sorunlar ortadan kaldırılmalıdır: tütün tüketiminin bırakılması, ses hijyenine dikkat eden bir yaşam şeklinin edinilmesi, reflü diyeti uygulanması ve ilgili medikal tedavinin kullanılması gibi.  Deneyimli bir cerrah tarafından yapılan bir cerrahi sonrası bu konulara dikkat edilmesi durumunda patolojinin tekrar etmesi pek olası değildir.

Aşağıdaki fotoğrafta cerrahi öncesi ve sonrası Reinke ödemli ses tellerinin fotoğraflarını görebilirsiniz.

WhatsApp Image 2017-08-03 at 16.24.34

Prognoz

Cerrahi sonrası seste belirgin iyileşme olur. Yukarıda belirtilen ses hijyeni ile ilişkili konulara dikkat edilmesi durumunda ses kalitesi çok uzun süre iyi olarak korunabilir.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Ses teli granulomu

Ses teli granulomu, genellikle ses tellerinin arka bölümünde, ses tellerinin bağlandığı kıkırdak kısmın üzerinde oluşur. İyi huylu bir büyümedir, yani kansere dönüştüğüne dair elimizde kesin bir veri bulunmamaktadır. Nedenleri arasında boğaz reflüsü (laringofaringeal reflü), daha önce geçirilen bir ameliyat için genel anestezi verilirken koyulan boğaz tüpü (entübasyon), sesin yanlış ve kötü kullanımı (ses suiistimali; fonotravma) sayılabilir. Sık ve kuvvetli öksürük, tekrarlayan boğaz temizleme alışkanlığı, ses telleri düzeyinde kapanma sorunu olduğu için edinilen ikincil hiperfonksiyonel ses kullanımı da zeminde yer alabilir.

Ses teli granülomu olan bireyler, ses kalitesindeki değişikliklerden yakınırlar. Ses çatallı çıkabilir, büyük granulomlar ses teli kapanmasını etkileyebildiğinden ses soluklu olabilir, iki ses varmış gibi bir ses ortaya çıkabilir, ses kırılmaları olabilir. Bir diğer sorun boğazda takılma, boğazda bir şey varmış hissi olmasıdır. Bu durum, boğaz temizleme ve öksürük ihtiyacı doğurduğundan ses teli granulomunun daha büyümesine yol açabilir. Bazı bireylerde ise yutkunurken ya da öksürürken ani ağrı, ya da belirli bir süre konuştuktan sonra ortaya çıkan bir ağrı görülebilir. Bu ağrı ses telleri yani boğaz çevresinde olabileceği gibi kulağa yansıyan bir şekilde de olabilir.

Ses teli kıkırdağının bulunduğu arka kısım, ses teli hareketinin en kuvvetli olduğu alandır. Bu bölgede ses teli koruyucu örtüsü çok incedir, bu nedenle çok kolay zedelenir. Granulom, aslında travmaya uğramış bölgenin tamir edici, iyileşme sürecidir. Dört aşamalıdır: Kanama, iltihap, çoğalma ve yeniden şekillenme. Çok küçük bir çökük yara (ülser, ses teli ülseri) şeklinde olabileceği gibi çok büyük, hava yolunu daraltacak boyutta da olabilir. Tanısı ses tellerinin endoskopik muayene yöntemleri olan videolaringostroboskopi ya da fleksibl fiberoptik muayene ile kolaylıkla konulabilir. Ses kalitesini ne kadar etkilediğini anlamak için akustik analiz yöntemlerinden faydalanılabilir.

Granulom tekrarlama riski çok yüksek olarak bir rahatsızlıktır. Cerrahi olarak çıkarılmasının ardından bu oran %90’lara varacak oranda yüksek olabilir, dolayısıyla sadece cerrahi uygulamanın birincil olarak tercih edilmemesi uygun olur. Tedavinin olmazsa olmaz ayakları boğaz reflüsünün yönetilmesi ve ses terapisidir. Cerrahi olarak çıkarılması hem patolojik olarak tanının doğrulanmasını sağlar, hem de hızla ses kalitesini arttırır. Ancak, cerrahi sırasında b. toksini enjeksiyonu, ardından/beraberinde/öncesinde reflü tedavisi ve ses terapisi başarının kalıcı olmasını destekleyecektir.

 

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Videolaringostroboskopi

Videolaringoskopi, bir endoskopik muayene biçimidir. Bu yöntemle, diğer endoskopik muayene yöntemlerinde olduğu gibi, vücudun bir bölgesi (burada larinks yani gırtlak) bir optik sistem aracılığı ile görülebilir. Muayene sırasında özel bir ilaç uygulaması gerekmez. Klinik koşullarında, oturur pozisyonda larinksin daha iyi görülebilmesi için ağız açık, dil dışarıda pozisyonda işlem yapılır. Muayene sırasında dil kökü, vallekula adı verilen dil arkası boşluklar, ses telleri, soluk borusu ve yemek borusunun girişi görüntülenebilir. Görüntüleme 70 ya da 90 derecelik bir açılı teleskopla yapılabilir. Günümüzde, ilerleyen teknoloji ile eğilebilir ince endoskoplarla burun içerisinden ulaşarak da aynı alanların görüntülenmesi sağlanabilmektedir. Bu görüntülerin, elde tutulan ve endoskopa bağlı bir küçük kamera ile monitöre aktarılması sayesinde görüntü, aslından çok daha büyük bir şeklide ve kolayca takip edilebilir olarak gözlenebilir. Tüm görüntüler daha sonra da değerlendirebilmek için bilgisayara aktarılabilir, kaydedilebilir, fotoğraflanabilir. Stroboskopi ise muayene edilen bölgenin görüntüsünün insan gözünün takip edebileceği bir hızda izlenmesine olanak sağlar. Ses tellerimiz normal bir erkekte saniyede yaklaşık 100-140 kez, bir kadında yaklaşık 200-240 kez, bir çocukta ise ortalama 300 kez kadar titreşir. Bu rakamlar, hiçbir ses eğitimi olmayan bireyin normal konuşma sırasındaki değerleridir. İnsan gözü, bu titreşimleri takip edecek kadar hızlı değildir. Stroboskopi ile elde edilen görüntü, basit bir anlatımla, karanlık bir eğlence mekanında beyaz kesintili ışık altında dans ederken, karşınızdaki arkadaşınızın hareketini izlemeniz gibidir. Yani hareketi donmuş karelerin art arda izlenmesi gibi algılarsınız. Bu ışık teknolojisi, ses telinin hareketlerini detaylı olarak görmemizi ve dolayısıyla hastalıklı alanı doğru olanak tanımlamamıza olanak sağlar. Videolaringoskopi sırasında da görüntüler dijital yada analog video kayıtları olarak kaydedilebilir, aynı sırada veya daha sonra bu video kayıtlarından fotoğraflar çekilebilir. Bu sayede ses tellerinde veya larinksin diğer yapılarında olan değişiklikler arşivlenebilir ve değişik zamanlara kontrol amacıyla kullanılabilir.
Örnek bir videolaringostroboskopi videosu için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:

Daha fazla bilgi için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

SULKUS VOKALIS (SES TELI OLUGU)

Sulkus vokalis (Ses teli oluğu), ses tellerinin tanısı en zor koyulabilen ve tedavisi en güç rahatsızlıklarından birisidir. Nasıl oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Yaklaşık yarısının doğuştan itibaren bulunduğu düşünülmektedir. Ses tellerinin yanlış ve kötü kullanımı (fonotravma) ile, ya da ses teli kistinin patlaması sonucu oluşabileceği de bildirilmektedir.

Sulkus vokalis (sulcus vocalis) bulunan ses teli dokusu incelendiğinde, ses tellerinin titreşmesine olanak sağlayan katmanlarından birisi olan lamina proprianın yüzeysel kısmının incelmiş olduğu ya da hiç bulunmadığı görülür. Bazı olgularda oluk o kadar derindir ki, yine çok önemli bir destek katman olan vokal ligament de bulunmamaktadır.  Ford tarafından yapılan sınıflamasına göre 3 tipi mevcuttur. Tip 1 fizyolojik sulkus vokalis,  tip 2 ses teli serbest kenarında çizgi şeklinde çöküklük, tip 3 ise derin, cep benzeri oyuk olarak ifade edilmektedir.

Sulkus vokalis tanısı videolaringostroboskopik olarak koyulabilir. Ancak bazı olgularda kesin tanı ancak mikroskop altında ameliyathane koşullarında koyulabilmektedir.

Sulkus vokalis tedavisinde ses terapisi, cerrahi ya da her ikisinin birlikte kullanımı temel teşkil etmektedir. Cerrahi tedavi seçenekleri şunlardır:

  1. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması
  2. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması; bireyin kendisinden alınan yağ, fasya, ya da başka maddeler ile greftleme
  3. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması; sulkus boyunda dikey kesiler yapılması
  4. sulkusun çıkarılması (eksizyon) ve oluşan defektin birincil sütürasyonu
  5. lazer uygulamaları
  6. ses teli içerisinde dolgu yapılması (enjeksiyon laringoplasti)
  7. steroid ya da başka rejeneratif maddelerin enjeksiyonu
  8. eksizyon ve oluşan defektin birincil sütürasyonu; medializasyon laringoplasti

Sulkus konusunda yayın sayısı çok azdır. Tedavi için ise çok sayıda değişik alternatif mevcuttur. Doğru tedavi yöntemi hastanın ses ihtiyacına ve mevcut rahatsızlığının verdiği imkana göre hastaya özel olarak seçilmelidir. Ses teli cerrahisi ile tedavinin sonuçları konusunda hastaların beklentileri gerçekçi düzeyde olmalıdır. Fonocerrahi ile birlikte ses terapisi uygulanması tedavi başarını olumu yönde etkilemektedir.

 

Ses Teli Kisti

Kist, zar ile çevrili bir boşluğun içerisinde herhangi bir maddenin birikmesidir. Ses teli kistinde bu madde, salgı bezlerinden salınan mukus salgısı ya da keratin olabilir.
Ses telleri birkaç katmanlı bir yapıdan oluşur. Ses tellerinin birbirine çarptığı en üst yüzeyde epitel bulunur. Epitelin altında yüzeyden derine gittikçe sertleşen bağ dokusu içeren lamina propria, en alt katmanda ise ses teli kasları bulunur. Ses teli kisti, yüzeysel lamina propria adını verdiğimiz ses telinin normal fonksiyon görmesi için çok önemli olan tabakası içerisinde yer alır. Ses teli kistleri genellikle ses teli yüzeyinde yer alan salgı bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Ses hijyenine dikkat etmeyen bireylerin ses tellerinde kist görülme olasılığı daha fazladır. Ses teli kisti, genellikle ses telinin en çok fonotravmaya maruz kalan orta 1/3’lük kısmında görülür.
Ses teli kisti iyi huylu bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmemesi durumunda kötü huylu bir hastalığa dönüşmez. Yani kanser öncülü bir hastalık değildir, kanserleşmez. Ses tellerinin uygunsuz kapanmasına bağlı ses kısılması, seste çatallanma, belirli bir süre konuştuktan sonra seste yorulma, boğazda bir şey takılmış hissi, tekrarlayan boğaz temizleme ihtiyacı gibi sorunlara yol açabilir. Genellikle ağrısızdır, ancak birey uzun süre konuştuğunda ses telleri çevresindeki kasların uygunsuz kullanımına bağlı boyun kaslarında ağrı oluşabilir.
Ses teli kisti genellikle yuvarlak ya da oval şekillidir. İçeriğine göre şeffaf, beyaz ya da sarımsı olabilir. Ses tellerinin nodül, polip gibi hastalıkları ile ayırıcı tanısı için videolaringostroboskopik görüntüleme genellikle faydalı olur.
Ses teli kisti tedavisinde ilaçların herhangi bir faydası yoktur. Ses istirahati (ses kullanımının kısıtlanması) ve ilaçlar, kist çevresindeki iltihabın azalması ve boyun kaslarının rahatlamasını sağlayabilir, ancak, ses istirahati ile kistin tamamen iyileşmesi beklenen bir sonuç değildir. Ses teli kistinin asıl tedavisi mikroskop altında yapılan ses teli cerrahisidir (fonomikrocerrahi). Cerrahi ile kistin tamamı çıkarılarak tedavi sağlanır. Cerrahi sonrası ses terapisi uygulanması ses hijyeninin sağlanması ve kistin tekrarının önlenmesi açısından faydalıdır.
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
« Önceki Yazılar