Tag Archives: rezonan ses terapisi

Ses Telinde Polip

Polip Nedir?

Ses teli polibi,  sınırları normal dokudan ayırt edilebilen bir kütle olarak tanımlanabilir. Genellikle ses tellerinden birinde ya da her ikisinde, ses tellerinin birbirine çarptığı iç yüzeyde görülür. Beyaz, pembe ya da kırmızı renkli olabilir. Genellikle ses tellerinin en çok titreştiği orta bölgesinde yer alır.
Ses teli polibi, sesin aşırı ya da yanlış kullanımına (fonotravma) bağlı olarak oluşur. İyi huyludur, doğru tanı konulduğunda kötü huylu bir hastalığa (kanser) dönüşme riski teorik olarak yoktur. Ancak, ses teli poliplerinin, özellikle uygun olmayan muayene koşullarında ya da tecrübesiz değerlendirmeler ile başka larinks hastalıkları ile karıştırılabilmesi olasıdır. Dolayısı ile en güvenilir tanı her zaman patolojik inceleme ile koyulur.
Ses Teli Polibinin Belirtileri Nelerdir?
Ses teli poliplerinde en sık belirti ses kısıklığıdır. Bu kısıklık, düzensiz ses teli kapanması nedeniyle sesin pürüzlü, boğuk, soluklu ya da değişken çıkması şeklinde görülebilir. Polipler çok değişik şekil ve büyüklüklerde görülebildiğinden belirtilerin yoğunluğu ve çeşitliliği de farklılıklar arz eder. Genellikle ağrıya yol açmaz, ancak, uzun süreli ya da eforlu ses kullanımı sonrası boyun çevresinde ağrı ve acıma hissedilebilir.
Ses Teli Polibinin Şekli Nasıldır, Neye Benzer?
Polip, sağlıklı ses teli dokusuna ince bir sapla ya da geniş bir tabanla bağlanabilir. Bazen milimetrik bir sapı varken, bazı olgularda ses telinin tüm iç yüzeyinden kaynak alabilir. Genellikle tek bir ses telinden kaynaklansa da, her iki ses telinde de bulunabilir. Rengi sıklıkla kırmızı olsa da, pembe, beyaz, hatta mor olarak da görülebilir.
Ses Teli Polibi Nasıl Tedavi Edilir?
Ses hastalıklarının tamamında olduğu gibi, ses teli polibinin tedavisinde de üç ana yöntem mevcuttur. Bu yöntemler,
1. Davranışsal yöntemler: Ses Terapisi
2. Tıbbi yöntemler: İlaçla Tedavi
3. Cerrahi yöntemler: Ses teli mikroskobik cerrahisi (Fonomikrocerrahi)
Ses istirahati, ses hijyeni ve diğer ses terapisi yaklaşımları ses teli polibi tedavisinde, özellikle ses teli polibinin tekrar oluşumunun önlenmesi açısından çok önemlidir.
İlaçla tedavi, polip oluşumuna yatkınlık yaratan durumların (alerji, enfeksiyon, reflü gibi) yönetilmesinde yarar sağlayan bir yaklaşımdır.
Fonomikrocerrahi, ses teli poliplerinin tedavisinde en etkin ve en kısa sürede sonuç alınmasını sağlayan tedavi yöntemidir. Cerrahinin terapi ve medikal tedavi ile uygun kombinasyonu cerrahi etkinliğini arttırır.

Prof.Dr. Haldun OGUZ
Kulak Burun Bogaz Hastaliklari Uzmani

(Otorhinolaryngologist)
+90 312 284 28 88

Ankara, Turkiye

Facebook: https://www.facebook.com/ankarakbb

Uzun süreli ses kısıklığına dikkat!

Ses tellerinin yerleşim yeri, onların ne kadar kıymetli olduğunu bize hatırlatacak bir pozisyondadır. Boyun bölgemizde, tiroid kıkırdak adını verdiğimiz kuvvetli bir doku içerisinde saklanmış olması, onların dış etkenlerden korunması gerekliliğinin bir göstergesidir. Ses tellerinin görevi, iletişim için kullandığımız en önemli araç olan sesin oluşturulmasının yanı sıra, alt hava yollarının (soluk borusu ve akciğerler) da korunmasıdır.

Ses telleri, vücudumuzun en çok travmaya maruz kalan bölgelerinden birisidir. Ses telleri konuşma sırasında erkeklerde ortalama 100-120 kez ve kadınlarda 200-240 kez birbirine temas eder.

Ses kısıklığı, başta enfeksiyonlar olmak üzere, ses tellerinin iyi huylu hastalıkları (nodüller, polip, kist, sulkus, kanama, laringofaringeal reflü, vb.), ses tellerinin kanser riski olan hastalıkları (beyaz ve kırmızı ses teli rahatsızlıkları: lökoplazi, eritroplazi, keratoz, vb.), ses teli kanserigırtlak kanseri gibi çok değişik hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Bu nedenle özellikle 10-14 günü geçen ses kısıklığı halinde mutlaka bir Kulak Burun Boğaz hastalıkları uzmanı görüşüne başvurmak uygun olacaktır.

Ekteki fotoğrafta ses teli üzerinde yerleşmiş, patolojik sonucu kanser başlangıcı olan (carcinoma in situ) bir ses teli beyaz lezyonu (lökoplazi) görülmektedir©.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

© Fotoğraf ile ilgili tüm haklar Prof.Dr. Haldun Oğuz’a aittir.

 

Ses Hijyeni

ses-hijyeni-haldun-oguz

Ses hijyeni, tıpkı ağız hijyeninde olduğu gibi, kişisel olarak takip etmemiz ve günlük hayatta uymamız gereken bir davranışlar topluluğudur. Bazı şeyleri yaparak ve bazı şeyleri yapmayarak sesimizin daha sağlıklı olmasını, daha az ses problemi ile karşılaşmayı ve bu problemler oluştuğunda onlardan en kısa sürede kurtulmayı sağlayabiliriz.

Ses Hijyeni ile ilgili bazı önemli noktalar

I.                 Düzenli Ses Egzersizi Yapın

Profesyonel ses kullanıcısının ses egzersizlerinden elde edeceği faydayı, bir sporcunun başarılı olmak için düzenli olarak yaptığı fiziksel egzersizlere benzetebiliriz. Düzenli ses egzersizleri sayesinde solunum desteği artar, ses perde esnekliği optimum hale gelir ve sesinizin rezonans kalitesi istenen seviyede olur.

II.               Düzenli Fizik Egzersiz Yapın

Sesimiz, fiziksel ve ruhsal olarak bizi yansıtan tüm parçaların bir bütünüdür. Bir yakınımızın herhangi bir rahatsızlığı olduğunda bunu onunla telefonda konuşurken dahi anlayabiliriz. Fiziksel ve ruhsal olarak iyilik halimiz mutlaka sesimizde hissedilir. Fizik egzersiz ile en aza indirilebilen postür bozuklukları ve strese bağlı problemlerin ses üzerine etkisi çok çok fazladır.

III.              Yeterli Sıvı Alın

Ses tellerimizin sorunsuz olarak çalışması ile ilgili en önemli faktörlerden birisi yeterli sıvı alımıdır. Bireylere ve sağlık durumlarına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama olarak bir günde tüketilen 2 litre su ses hijyeni için bir olmazsa olmazdır. Ses tellerinin nemlenmesinin sağlanması ve ses tellerinin iyi çalışması gereken hava basıncının azaltılması için su en ideal sıvıdır. Kafein içeren içeceklerin sık ve çok tüketilmesi, sıvı ihtiyacının karşılanmasının aksine, su alımı ihtiyacını arttıran faktörlerdir. Sıcak hava ya da klimalı kuru ortam gibi çevreye ait değişkenler de ihtiyaç duyulan sıvıyı belirlerken dikkate alınmalıdır.

IV.             Sigaradan ve Diğer Tütün Ürünlerinden Uzak Durun

Sigara dudaklardan başlayarak akciğerlere kadar uzanan tüm ses yolundaki salgıları kurutur, tahrişi kolaylaştırır ve kronik bir iltihaba yatkınlığa yol açar.  Bu durum da ilk olarak ses kısıklığı ya da seste kabalaşma ile hissedilmeye başlanan genel bir ses kalitesi bozukluğuna kadar devam edebilir.  Tütün maddelerinin uzun süreli kullanımının tüm ses yolunda kansere yol açabileceği de akıldan çıkarılmamalıdır.

V.               Bazı Pratik Öneriler

Aşağıda yer alan kısa önerilere dikkat edilmesi sesinizi olumlu yönde etkileyecektir:

Uykunuzun düzenli olması sesinizi olumlu yönde etkiler.

Gece yatarken yiyip içmemek reflüyü azaltarak ses kalitenizi korur.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının erken tedavisi sesinizin bozulmamasını sağlar.

Başta hormonlar olmak üzere birçok ilaç sesiniz üzerine etkilidir, gereksiz ilaç kullanmaktan kaçının.

Ses Bozukluklarında Doğrudan ve Dolaylı Ses Terapisi Bölümlerinin Dağılımı

Davranışsal bir yöntem olan ses terapisi (ST)nin geçerliliği ve etkinliğinin kanıta dayalı olarak ölçülmesi gerekmektedir. Çok parçalı ses terapilerinin rakamsal olarak nasıl raporlanabileceği konusunda güncel bilgi akışında bir kesinti bulunmaktadır.

Gardner-Schmidt ve ark. tarafından yazılan ve Journal of Voice Mart 2013 sayısında yayınlanan makalede (tam metin) sık görülen ses problemlerinde dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının (DKBU) davranışsal terapi stratejileri araştırılmıştır.

Her bir ses problemi için uygulanabilecek “reçete” şeklinde bir ses terapisi yöntemi bulunmamaktadır. DKBU, çok değişik terapi seçenekleri içerisinden seçtiği değişik teknikleri bireyselleştirerek uygulamaktadır. Bunun nedeni, tıbbi rahatsızlıkları aynı olsa da (nodül gibi) hastaların kullandığı ses mekanizmalarının farklılık arz edebilmesidir.

Günümüze kadar yayınlanmış çok değişik doğrudan ses terapisi yöntemleri mevcuttur: Vokal fonksiyon egzersizleri, Genel rezonan ses terapisi, Lessac-Madsen rezonan ses terapisi, Gizli ses tekniği, Germe ve akım fonasyon, Akım fonasyon, Vurgu yöntemi, Laringeal masaj, Manuel sirkumlaringeal terapi, Fasilite edici teknikler, Yarı kapalı vokal trakt, … gibi. Bahsedilen değişik yöntemler yakından incelendiğinde, bu yöntemlerin rezonans, hava akımı veya dijital manipülasyonu hedeflediği görülmektedir.

Ses terapilerinin etkinliği konusunda güncel literatür incelendiğinde, doğrudan yöntemlerin dolaylı yöntemlerden daha etkin olduğu görülmektedir.

İki dolaylı yöntemi karşılaştıran bir çalışmada, amplifikasyon grubunun ses hijyeni grubuna göre ses handikap endeksi (SHE) skorlarında daha fazla düşme gösterdiği görülmektedir. Aynı grup tarafından yapılan, amplifikasyon (dolaylı ST yöntemi) ile rezonan ST ve solunum kaslarının yeniden eğitiminin (doğrudan ST yöntemleri) karşılaştırıldığı bir çalışmada, ampilfikasyonun daha etkin olduğu görülmüştür.

Sadece dolaylı ST alanlar ile dolaylı ve doğrudan (ikili) ST’sini birlikte alan fonksiyonel disfonili hastaları karşılaştıran bir çalışmada dolaylı ST grubunda %46, ikili grupta %93 oranında ses kalitesinde düzelme tespit edilmiştir.

İngiltere’de yapılan ve 163 DKBU’nın katıldığı bir çalışmada değişik ses problemleri için 2 dolaylı (ses hijyeni ve yaşam şekli uygulamaları) ve 8 doğrudan (postür, relaksasyon, solunum desteği, rezonans, optimal perde, projeksiyon, sert glotal atakların azaltılması ve kuvvetli ses kıvrımı addüksiyonu) ST yöntemi içerisinden uygun tedavi stratejilerini seçmeleri istenmiştir. Dolaylı yöntemler konusunda fikir birliği varken, doğrudan yöntemler üzerinde bir uzlaşma bulunmadığı görülmüştür.

Sellars tarafından yapılan bir çalışma ile, ST için kullanılan zamanın 2/3’ünün dolaylı yöntemler ile geçtiği bildirilmiştir.

Bu çalışmada şu sorulara cevap aranmaktadır: [1] DKBU, dolaylı ve doğrudan yöntemler için zamanını hangi oranda kullanmaktadır? [2] Değişik ses hastalıkları için dolaylı ve doğrudan ST için ayrılan zamanlar arasında fark var mıdır?

Çalışmaya prospektif olarak, 1-30 yıl deneyimli 6 DKBU tarafından uygulanan, ortalama 45 dakika süren, her birisi her hastanın ihtiyacına göre şekillendirilen, 1461 hasta görüşmesi dahil edilmiştir. Her hasta ile ilgili ilk görüşme çalışma harici tutulmuştur. Bu amaçla o tarihlerde veritabanından en sık yer alan 5 ses problemi çalışılımış: (1) Membranöz kısım ortasında yer alan lezyonlar [434 görüşme], (2) Birincil kas gerilim disfonisi (KGD) – fonksiyonel afoni [533 görüşme], (3) Ses kıvrımı atrofisi [257 görüşme], (4) Tek taraflı ses kıvrımı hareketsizliği [86 görüşme], (5) Ses kıvrımı skarı [151 görüşme]. DKBU’larının 8’i dolaylı, 4’ü doğrudan yöntemlere ait 12 ana bölümü, uyguladıkları ST zamanının içerisinde kapladıkları yere göre % olarak görüşmeden hemen sonra oranlamaları istenmiş. 12 bölüm şunlardan oluşmakta imiş:

  • Hidrasyon
  • LFR – diyet modifikasyonu
  • Çevresel modifikasyonlar
  • Anatomi – fizyoloji eğitimi
  • Germe ve gevşemeler
  • Motivasyon
  • Psikosoyal konular
  • Ev ödevi hazırlama
  • Rezonan ses
  • Akım fonasyon
  • Sohbet konuşmasına geçiş çalışmaları
  • Doğrudan manipülasyon

Sonuç olarak, tüm ses bozuklukları için zamanın yaklaşık %20’si dolaylı, %80’i doğrudan yöntemlere ayrılmıştır. Dolaylı yöntemler gruplar arasında analiz edildiğinde; çevresel önlemlere skar, lezyon ve KGD için hareketsizlikten ve lezyonlar için atrofiden daha çok zaman ayrıldığı; psikososyal konulara KGD’lerde lezyonlardan daha çok zaman ayrıldığı; ev ödevi hazırlamaya atrofide skardan çok zaman ayrıldığı görülmüştür. Farklı ses bozuklukları için DKBU’larının kullandığı doğrudan yöntemler birbirine çok benzemektedir. Doğrudan yöntemler gruplar arasında analiz edildiğinde konuşmaya geçiş sürecine lezyonlarda atrofiden, KGD ve lezyonlarda hareketsizlikten, lezyonlarda KGD’den çok zaman ayrıldığı görülmüştür. Burada bahsedilmeyen doğrudan ve dolaylı yöntem alt alanları arasında patolojilere göre farklılık bulunmamıştır.

Kaynak: Gardner-Schmidt JL, Roth DF, Zullo TG, Rosen CA. Quantifying Component Parts of Indirect and Direct Voice Therapy Related to Different Voice Disorders. J Voice 2013; 27(2):210-6: tam metin .

 

Doç.Dr. Hâldun OĞUZ

www.haldunoguz.com

+90 533 823 87 34

+90 553 251 09 82