Tag Archives: orta kulak iltihabı

Videonistagmografi (VNG)

VIDEONISTAGMOGRAFI

Videonistagmografi (VNG), vertigo nedenleri arasında ayırıcı tanı yapabilmek amacıyla kullanılan bir testtir.  Denge bozukluklarını (vestibüler bozuklukları) değerlendirmek amacıyla, test gözlüğü ve kızılötesi ışınlara duyarlı video kameralar kullanılarak nistagmusların (istemsiz göz hareketlerinin) kaydedilmesi sağlanır.

VNG testiyle, iç kulağın denge ile ilişkili kısmında (labirentte) bir fonksiyon bozukluğu olup olmadığı, varsa disfonksiyonun derecesi, periferiksantral ayrımı ve disfonksiyonun yeri (iç kulak, beyin, göz gibi) hakkında bilgi verebilir.

Test Öncesi Hazırlık – Bilgilendirme:

VNG testi sırasında hastanın teste uyum sağlayabilmesi, verilen komutlara uyabilmesi için ön bilgilendirme çok önemlidir. Hastanın hangi ilaçları kullandığı sorgulanmalı, testi etkileyebilecek ilaçların testten önce kesilmesi istenmelidir. Alkolün pozisyonel nistagmus (istemsiz göz hareketleri) oluşturabilme etkisinden dolayı alkol kullanımı da tetkik öncesi kesilmelidir.
Test sırasında baş dönmesi, bulantı, kusma olabileceğinden en son yemek testten 2 saat önce yenmelidir. Teste başlamadan hastalardan göz makyajlarını temizlemeleri istenir.
Hasta standart bir uzaklığa oturtularak test gözlüğündeki ışığa veya dışarıda belirlenen bir hedefe sabit bakması istenir.

VNG test ekipmanları

  • Test Gözlüğü
  • Video Monitör
  • Bilgisayar
  • Video Kaydedici
  • Oda Kamerası
  • Işıklı Bar ve
  • Kalorik Uyarım Cihazından oluşur.

VNG testiyle göz hareketlerinin görülmesi ve kayıt edilmesi esastır.

VNG testiyle;
1) Okülomotor Testler
– Gaze (Bakış) Testi
– Sakkad Testi
– Pursuit (Takip) Testi
– Optokinetik Test
2) Pozisyonel Testler
3) Kalorik Test yapılır.
GAZE (BAKIŞ) TESTİ

Vestibüler uyarı olmaksızın oluşan nistagmusun ( istemsiz göz hareketi) değerlendirmesinde kullanılır.

Testin Uygulanışı:
– Hasta karşıya bakar ve başını oynatmadan ışıklı bar üzerindeki sağ, sol, yukarı ve aşağı yönde 20-30 derece ile hareket eden hedefe odaklanır.
– Test sırasında gözün belli pozisyonlarda sabitlenememesiyle (fiksasyon yapamama) istemsiz göz hareketleri (nistagmus) oluşabilir ve devam ediyorsa patolojiktir.
– Gaze testiyle oluşan istemsiz göz hareketleri sedatif, antikonvülzan ve trankilizan ilaçlara, serebellum (beyincik) patolojilerine ve göz kaslarına ait patolojilere bağlı ortaya çıkabilir.

SAKKAD TESTİ

Vestibüler uyarıyla oluşan istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) değerlendirilmesinde kullanılır.

Testin Uygulanışı:
– Test ışıklı bar yardımıyla horizontal (yatay) ve vertikal (dikey) planda yapılır.
– Hastadan ışıklı bar üzerindeki görsel uyaranı takip etmesi istenir.
– İki göz arasındaki hız farklılığı dikkatsiz hastalarda görülebileceği gibi santral sinir sistemi dejeneratif (dokudaki bozukluk) ve metabolik ya da ilaç intoksikasyonunda (zehirlenme) gözlenir.

PURSUİT (TAKİP) TESTİ

Vestibüler uyarıyla oluşan istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) değerlendirilmesinde kullanılır.

Testin Uygulanışı:
– Test ışıklı bar yardımıyla horizontal (yatay) ve planda yapılır.
– Hastadan başı sabitken ışıklı bar üzerindeki ileri ve geri düzgün şekilde hareket eden görsel uyaranı takip etmesi istenir.
– Testteki anormallikler yaş, görme problemleri, kullanılan ilaçlar, dikkat eksikliği, beyin sapı veya serebellum (beyincik) lezyonlarından (doku hasarı) kaynaklanabilir. Akut dönemde olan Periferik Vestibüler Sistem hastalıklarında da gözlemlenebilir.

OPTOKİNETİK TEST

Testin Uygulanışı:
– Test ışıklı bar yardımıyla horizontal (yatay) ve planda yapılır.
– Hastadan başı sabitken seri şekilde ışıklı bar üzerindeki önce sağa sonra sola hareket eden görsel uyaranı takip etmesi istenir.
– Test hastanın dikkatsizliğinden ve ilaçlardan etkilenmez.
– Testteki anormallikler görme hastalıklarına, konjenital (doğumsal) istemsiz göz hareketlerine (nistagmus), tek taraflı vestibüler sistem bozukluklarına, serebral (beyin), serebellar (beyincik) nedenlere bağlı olabilir.

BAŞ SALLAMA (HEAD SHAKİNG) TESTİ

Testin Uygulanışı:
– Test hasta oturur pozisyonda test gözlüğü (goggle) kullanılarak yapılır.
– Klinisyen hastanın başına horizontal (yatay) planda 20-25 hızlı bir şekilde hareket ettirir ve kayıt alınır.
– İstemsiz göz hareketleri (nistagmus) ssabit bir noktaya bakıldığında kayboluyorsa periferik patoloji, kaybolmuyorsa santral patoloji lehine yorumlanır.

POZİSYONEL TESTLER

Pozisyonla ilişkili baş dönmesi tarif eden hastalarda, baş dönmesi (vertigo) ve istemsiz göz hareketlerini (nistagmus) ortaya çıkarmak, değerlendirmek ve tanı koymak için kullanılır.

DİX-HALLPİKE MANEVRASI

Testin Uygulanışı:
– Hasta yatağa ayakları uzatılarak oturtulur.
– Hastanın başı karşıya bakar pozisyondayken 45 derece testin yapılacağı tarafa çevirilir ve hızlı şekilde başı yataktan 30 derece aşağı aşağı sarkıtılır. Baş dönmesi (vertigo) ve istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) varlığı sorgulanır.
– Hastanın baş dönmesi geçince oturur pozisyona getirilir ve karşıya bakması istenir. Tekrar baş dönmesi (vertigo) ve istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) varlığı sorgulanır.
– Diğer kulak içinde aynı işlem uygulanır.

ROLL MANEVRASI

Testin Uygulanışı:
– Hasta yatar pozisyonda iken başı 30 derece kaldırılır.
– Orta hattan testin yapılacağı tarafa hızlıca çevirilir. Baş dönmesi (vertigo) ve istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) varlığı sorgulanır.
– Diğer kulak içinde aynı işlem uygulanır.

KALORİK TEST

Kalorik test her iki kulakta bulunan semisirküler kanalların (yarımdaire kanalları) ayrı ayrı test edilebilmesine ve bu sayede iki kulak arasında karşılaştırma yapılabilmesine olanak sağlar.

Testin Uygulanışı:
– Hasta yatar pozisyonda iken başı 30 derece kaldırılır.
– Sıcak, soğuk hava ya da su uyaran kullanılarak her iki kulak test edilir.
– Uyarımlar arasında 5 er dakika beklenir.
– Dış kulak yolunda buşon (kulak kiri), eksternal otit (dış kulak yolu iltihabı), timpanik membran perforasyonu (kulak zarında delik olması) durumunda kalorik uyarı amacıyla su kullanılması uygun olmayabilir, bu durumda hava ile kalorik uyarı tercih edilebilir.
– İleri derecede psikotik bozukluk, epilepsi, kontrolsüz hipertansiyon ya da kardiyak bozukluk olduğunda testin yapılması uygun olmayabilir.

Daha fazla bilgi ve randevu için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ

0 312 284 28 88

dr@haldunoguz.com

 

 

 

KULAK ZARI VE ORTA KULAKTA KİREÇLENME

Kulak zarının kireçlenmesi miringoskleroz olarak isimlendirilir. Kulak zarındaki kireçlenmiş hyalen plakların orta kulakta yani daha geniş alanda görülmesi durumuna ise timpanoskleroz adı verilir. Timpanoskleroz, tekrarlayan orta kulak enfeksiyonlarına ikincil oluşan bir kalıntıdır. Miringoskleroz ise herhangi bir nedene bağlı kulak zarı delinmesi (orta kulak iltihabı, travma, ameliyat gibi) veya kulak zarına tüp takılması sonrası görülebilmektedir. Kireçlenmelere bağlı kemikçik zincirde hareket kısıtlılığı veya kulak zarı hareketinde azalma sonucunda işitme kayıpları meydana gelir.

Bu hareket kısıtlılıklarının cerrahi olarak tedavisi ile işitme düzeltilebilir. Cerrahi sonrası en önemli sorun, tekrarlayan patoloji ile yeniden iletim tipi işitme kaybı gelişme riskidir.

 

Efüzyonlu otitis media (Seröz otitis media)

HALDUN OGUZ EOM

Efüzyonlu otitis media (EOM) ya da diğer adıyla seröz otitis media (SOM), çocukluk çağında çok sık görülen ve halk arasında sıklıkla “kulakta su toplanması” ya da “kulakta sıvı olması” olarak adlandırılan bir durumdur. Geniz eti ve bademcik problemleri ile beraber görülebileceği gibi, tek başına da bulunabilir. Tedavisi ilaçlarla yapılabilir, ilaçlardan fayda görmeyen olgularda ise ameliyatla kulak zarına tüp takılabilir. Erken tanınması ve tedavisinin doğru ve zamanında yapılması, daha ileri yaşlarda gelişebilecek kulak rahatsızlıkları ve işitme kaybının önlenmesi açısından önemlidir. EOM, erişkin çağda da değişik nedenlere bağlı olarak görülebilir.

Orta Kulak Enfeksiyonu Olan Çocuklarda Geniz Eti ve Biyofilm Oluşturan Bakteriler

Adenoid Otitis Media Biofilm OGUZ

Bakteriyal biyofilmlerin akut ve kronik orta kulak enfeksiyonları da dahil üst solunum yolu hastalıklarında önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Bu durum antibiyotik direnci ve tekrarlayan enfeksiyonlara yatkınlık yaratmaktadır. Kronik ya da tekrarlayan orta kulak enfeksiyonları olan çocuklarda nazofarinksin dirençli bakteriyal biyofilmler için bir rezervuar görevi gördüğü bilinmektedir. Daha önceki çalışmalar, tekrarlayan akut otitis media (AOM) geçiren çocuklarda normallere göre daha fazla nazofarinkste biyofilm oluşturan otopatojen bulunduğunu ortaya koymuştur. Eskiden efüzyonlu otitis media (EOM), steril bir inflamasyon olarak düşünülürdü. Ancak, bakteriyal biyofilmler uzun süreli efüzyonlu otitis mediası bulunan çocuklarda orta kulak mukozasında da gösterilmiştir.

Elektron mikroskopik çalışmalar, tekrarlayan akut otitis medialı çocuklarda biyofilmlerin adenoid (geniz eti) üzerindeki mukozanın neredeyse tamamını kapladığını göstermektedir. Hipertrofiye uğrayan adenoidler Eustachi tüpü (ET) ostiumunda kronik tıkanıklık yaratarak orta kulak ventilasyonunun bozar, ET ve orta kulağa bakterilerin periyodik olarak yayılmasına yol açar.

Torretta ve arkadaşlarının yaptığı çalışmaya göre bir yıl süre ile ameliyat edilen 45 çocuk hastadan birisi nazofarinks çatısı (NC), ikisi ET ostiumlarından olmak üzere 3’er adet toplam 135 adenoid biyopsisi alınmıştır. Hastaların yaşları 4 ile 13 arasında değişmektedir ve medyan yaş 7’dir. Hastaların ameliyat endikasyonu tekrarlayan AOM veya persistan EOM’ye neden olan kronik adenoidittir. Kronik adenoidit tanısı adenoid hipertrofisinin yanı sıra devam eden nazofaringeal inflamasyon veya enfeksiyon [6 ay içerisinde antibiyotik tedavisi gerektiren 3 ya da 12 ay içerisinde antibiyotik tedavisi gerektiren 4 adenoidit atağı], akut inflamasyon bulgusu olmaksızın adenoid yüzeyini kaplayan persistan mukus sekresyonunun ve/veya persistan orta kulak efüzyonunun 3 aydır bulunması, ve/veya tekrarlayan AOM [6 ay içerisinde 3 ya da 12 ay içerisinde 4 adenoidit atak] ile koyulmaktadır. ET ve NC örneklerinde en çok üretilen bakteri Staphylococcus aureus iken her iki örnekte de Moraxella catarrhalis ve Streptococcus peneumonia ile takip edilmektedir. Oransal olarak Staphylococcus aureus NC’de daha çok üretilirken, Moraxella catarrhalis ve Streptococcus peneumonia ET’de daha fazla üretilmiştir. Ancak, bu farklar istatiksel olarak anlamlı düzeyde değildir.

ET örneklerinde (%72), NC’na (%53) göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla biyofilm üreten bakteri üremiştir. Her iki bölgeden elde edilen bakterilerin çoğunluğunun biofilm üretme kapasitesi zayıf olan gruptan olduğu belirlenmiştir (ET için %59, NC için %58). Polimikrobial biofilmlerin ET bölgesinde (%19) NC’ye (%8) göre daha fazla olduğu görülmüştür.

Bu çalışma, adenoid alt bölgeleri arasında bakterilerin dağılımı ve tespit edilen bakterilerin biyofilm üretme kapasiteleri hakkındaki ilk çalışmadır. Biyofilm oluşturan bakterilerin tam eradikasyonu için adenoidlerin tam olarak çıkarılması gerekmektedir. Bu nedenle kör cerrahi teknik yerine doğrudan intraoperatif görüntüleme tercih edilerek ET ağzına yakın bölgelerdeki adenoid dokusu da temizlenmelidir.

Torretta, SaraDrago, LorenzoMarchisio, PaolaGaffuri, MicheleAlessandro Clemente, IgnazioPignataro, Lorenzo. “Topographic Distribution of Biofilm-Producing Bacteria in Adenoid Subsites of Children With Chronic or Recurrent Middle Ear Infections.” Annals Of Otology, Rhinology & Laryngology 122, no. 2 (February 2013): 109-113.