Tag Archives: işitme azlığı

Ani İşitme Kaybı

Bir gece önce yatağa girerken hiçbir probleminiz yoktu, ancak uyandığınızda bir de baktınız ki, bir kulağınız duymuyor. Hatta tarif etmekte zorlandığınız bir ses kulağınızdan gitmiyor. ‘Gürültü mü desem, çınlama mı desem’ diyorsunuz. Ne yapmalı, paniğe kapılmaya gerek var mı, hemen bir doktora gidelim mi, yoksa kendisi geçer diye bir süre bekleyelim mi? Gelin tıp dilinde ‘İdiopatik ani sensorinöral işitme kaybı‘ dediğimiz ‘Ani işitme kaybı‘ konusunda bildiklerimize bir göz atalım.
Ani işitme kaybı, tanım olarak, üç gün içerisinde aniden ya da ilerleyici olarak gelişen, odyolojik incelemede (işitme testi) birbirini izleyen en az üç frekansta 30 dB veya daha üzerinde işitme kaybı ile karakterize bir sağlık problemidir. Sağlık problemi diyoruz, çünkü bu rahatsızlık, tek başına bir hastalık değil, aksine birçok değişik rahatsızlığın ilk belirtisi olarak oluşabilen bir durum. 70 yıl kadar önce ilk tanımlanmasından bu yana, benim de aralarında bulunduğum, birçok araştırmacı bu konu hakkında yüzlerce klinik ve deneysel araştırma yayınlamasına rağmen, hala tam olarak nedeni, hastalığın gidişatı ve tedavisi hakkında bir fikir birliği bulunmamaktadır. Literatürde tedavisine yönelik şimdiye kadar 50’den fazla tedavi yöntemi tanımlanmış olması da bu kafa karışıklığının objektif göstergesi olsa gerek.
Her ne kadar, tanısı ve tedavisi konusunda bir fikir birliği olmaması kafamızı karıştırıyor olsa da, bu durum, karamsar olmamız için bir neden değil. Sahip olduğumuz bazı bilgiler içimizi rahatlatıyor. Bunlardan birincisi, bu hastaların yaklaşık yarısının kendiliğinden, hiçbir tedaviye ihtiyaç olmaksızın düzeliyor olması. İkincisi, uygun tedavi yöntemleri ile kendiliğinden düzelmeyen hastaların büyük çoğunluğunda işitmenin tekrar eski düzeylerine geri döndürülebiliyor olması. Altı çizilmesi gereken nokta, ani işime kaybının acil bir durum olduğunun bilinmesi gerekliliğidir. Eski hocalarımızın deyişiyle ‘Ani işitme kaybı, kulağın enfarktıdır.‘ Dolayısıyla, fark edilir edilmez bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı’na ulaşmak uygun bir davranış olacaktır. Ani işitme kaybının hasta tarafından hissedilen belirtileri, kulak çınlaması, işitmede azalma, kulakta doluluk yada dolgunluk hissi, baş dönmesi yada dengesizlik hissi olabilir. Elbette, bu belirtiler dış kulak yolu iltihabı yada kulak salgılarının dış kulak yolunda birikmesi (kulak kiri, wax, buşon) gibi çok daha sık görülen ve çok daha basit patolojilere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bir yada birkaçının varlığı ile başvuran bir hastada yapılan işitme testi ile ‘Ani İşitme Kaybı‘ tespit edildiğinde, tanı ve tedavi yöntemleri ile ilgili çalışmalara hemen başlanır. Günümüzde iç kulak tomografisi ve manyetik rezonans inceleme gibi ileri, detaylı inceleme imkanlarımız olmasına rağmen, bu hastaların %90’ında herhangi bir neden belirlenememektedir. Bu şekilde nedeni bulunamayan işitme kayıplarının geçirilmiş viral üst solunum yolu infeksiyonlarına, damar problemlerine veya bağışıklık sistemini etkileyen patolojilere bağlı olduğu değişik deneysel çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu noktadan hareketle, hastalar başta steroidler (kortizon gibi) olmak üzere, bir grup ilaçla tedavi edilmek üzere hastaneye yatırılmaktadır. Steroid tedavisi sistemik verilebildiği gibi, kulak içi uygulamalar da başarı ile yapılabilmektedir. Güncel ana tedavi yaklaşımı, steroidlerin sistemik ve kulak içi uygulamasını içermektedir. Kan sulandırıcı ilaçlar, kan arttırıcı ilaçlar ve bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçların kombine kullanımı da söz konusu olabilir.
Hepinize sağlıklı işitme dileklerimle…
Prof.Dr. Haldun OĞUZ tarafından kaleme alınan bu yazı, ilk olarak Volume dergisi Şubat 2007 sayısında yayınlanmış, drhaldunoguz.com internet sitesi için Ağustos 2015 ve Mart 2017’de düzenlenmiştir.

Vestibüler schwannoma

schwannoma-haldun-oguz

Vestibüler schwannoma (VS) [akustik nörinom], denge bozukluğunun tümöral nedenleri arasında birinci sıradadır. Her yıl 100.000 bireyden birisinde görülür. %95 oranında denge sinirinin, %5 oranında ise işitme sinirinin kılıfını oluşturan hücrelerden kaynaklanır. Nadiren başka hastalıklarla birlikte olarak her iki kulakta da bu tümör görülebilir. Ataklar halinde ya da pozisyon değişiklikleri ile birlikte olan baş dönmesi, dengesizlik, kulak çınlaması ve tek taraflı işitme kaybı görülür. Erken dönemde görülen denge ile ilişkili belirtiler, santral dengeleme (kompensasyon) nedeniyle daha sonra ortadan kalkabilir. Tümör çok büyüdüğünde işitme ve denge sinirinin basıya uğramasına bağlı olarak yüzde uyuşukluk ve yüz kaslarında güçsüzlük (yüz felci) görülebilir. Çok büyüyen tümörler beyin sapı ve beyine baskı uygulayarak şiddetli belirtilere hatta ölüme yol açabilir. Küçük tümörler belli aralıklarla takip edilebilir. Büyük tümörler cerrahi ya da radyoterapi ile tedavi edilebilirler.

Vestibüler Nörit

Woman with vertigo. Young patient suffering from dizziness

Vestibüler nörit, iç kulak kaynaklı dengesizlik nedenleri arasında en sık görülen ikinci hastalıktır. Denge sinirinin enfeksiyonu sonucu ortaya çıkan bu rahatsızlığın nedeni genellikle virüslerdir.  Nadiren bakteriler tarafından da oluşturulabilir. Anatomik nedenlerle (daha uzun ve dar bir kanal içerisinde yer aldığından) sıklıkla üst (superior) denge siniri etkilenir. Hastaların ortalama üçte ikisi şikâyetler öncesinde geçirdikleri bir üst solunum yolu enfeksiyonu varlığından bahsederler.  Ani gelişen baş dönmesinin yanı sıra bulantı ve kusma gibi sistemik belirtiler de belirgindir. Baş dönmesi günlerce sürebilir. İşitme genellikle hiç zarar görmez. Denge ile ilgili sorunlar günler – aylar içerisinde adım adım azalmakla birlikte sersemlikgüvensizlikdengesizlik hissi aylarca sürebilir. Rahatsızlık sık tekrar edebilir. Bazen yılda birkaç atağı bulabilecek şekilde sık olabilir. Tanı koyulurken hastanın KBB muayenesinin yanı sıra, işitme ve denge değerlendirmesinin yapılması faydalı olur. Tedavi genellikle belirtileri baskılayacak şekilde bulantı ve kusmanın ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Şikâyetlerin en yoğun olduğu ilk günlerde vestibüler sistemi baskılayıcı ilaçlar özenle kullanılabilir. Bu tür ilaçların uzun süre ve yüksek dozda kullanımı, iyileşmenin uzamasına neden olabilir. Hastanın kendisini iyi hissetmesi ile birlikte erken dönemde ayağa kalkılması ve günlük aktivitelere kontrollü bir şekilde başlanması iyileşmeyi hızlandırır.

Dış Kulak Yolu İltihabı

KULAK DOKTORU HALDUN OGUZ ANKARA

DIŞ KULAK YOLU İLTİHABI – YÜZÜCÜ KULAĞI – YAZ KULAĞI – KULAK MANTARI

Dış kulak yolu iltihabı [DKYİ] (Otitis eksterna [OE]), kulağımızın üç bölümünden en dış kısmını oluşturan dış kulak kanalı ve/veya kulak kepçesinin enfeksiyöz veya inflamatuar bir hastalığıdır.

En sık şikayet kulak ağrısı, kulak ve çevresinde hassasiyet, dokunmakla ağrının artması, kulakta tıkanıklık ve basınç hissi, dolgunluk ve işitmede azalmadır.

Her yaş grubundan bireyde görülebilir. Su ile daha fazla temas edilen yaz aylarında ve yüzücülerde daha sıklıkla rastlanır.

Altı alt tipi mevcuttur:

Kısa süreli, yaygın DKYİ (Akut diffüz OE): En sık görülen şeklidir.

Kısa süreli, lokalize DKYİ (Fronkül): Genellikle bir kıl kökü iltihabı şeklindedir.

Uzun süreli DKYİ (Kronik OE): 6 haftadan uzun süren DKYİ olarak tanımlanabilir.

Egzema ile birlikte olan DKYİ: Değişik bir çok cilt hastalığı ile birlikte görülebilir. Sedef, alerjik dermatit, lupus bunlardan bazılarıdır.

Kulak mantarı: Candida ve Aspergillus gibi patolojik mantarların dış kulak yolunda bulunması ile görülür.

Nekrotizan (Malign) DKYİ: Daha çok bağışıklık sistemi sorunu olan şeker hastaları ya da AIDS hastaları gibi hastalarda görülen nadir ancak çok ağır seyreden DKY ve çevre dokuların iltihabi hastalığıdır.

Hastalığın tanısı kulağın otoskopik ve endoskopik muayenesi ile koyulur. Tedavisi hangi tip olduğuna göre; hem dış kulak yoluna uygulanan, hem de ağız yolu ya da kas içi / damar içi uygulanan ilaçlar ile yapılabilir.