Tag Archives: disfoni

Disfoni

disfoni-haldun-oguz

Disfoni, ses yolu tarafından üretilen sesin kalitesinde olumsuz bir değişiklik, ses çıkarmak için gösterilen çaba veya yorgunlukta artış, konuşma ve şarkı söyleme ile oluşan ağrı ya da rahatsızlık da dâhil olmak üzere, ses üretimi ile ilgili herhangi bir sorunun tanımlanmasını kapsayan genel bir terimdir. Tedavi yaklaşımı, nedene göre değişiklikler gösterir.

Reklamlar

Çocuklarda ses kısıklığı

Çocukluk çağı ses problemlerinin değişik çalışmalarda % 4 – 30 oranında görüldüğü ifade edilmektedir. 2000 adet çocuk ve ailesi ile yapılan yeni bir çalışmaya göre 4-12 yaş arasında ses problemleri, ailelere göre %6 oranında mevcut iken, klinisyen değerlendirmeleri ile oranın %11 olduğu belirlenmiştir. Bu yaş grubundaki çocuklarda en sık görülen ses problemleri olarak sırasıyla ses teli nodülleri, mukozal kalınlaşma ve ödem/konjesyon tespit edilmiştir.

Ekteki fotoğrafta distal chip yüksek çözünürlüklü (high definiton) fleksibl endoskopik muayene sırasında çekilmiş bir çocuk hastama ait ses teli nodülleri görülmektedir.

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
Son Güncelleme ve Kontrol Tarihi: 11 Temmuz 2018

Çocuklarda Ses Kısıklığı Nedenleri

 

Ses bozukluğu ya da ses kısıklığı, ses kalitesindeki herhangi bir değişikliği ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu durum için ses kısıklığı, ses kalitesinin bozulması, sesin çatallı olması, sesin zayıf ya da aşırı kasılmış gibi çıkıyor olması, ses pürüzlülüğü, sesin ince olması, sesin kalın olması gibi değişik tanımlamalar kullanılabilir. Sesin perdesi ya da şiddeti anormal olabilir, ses rezonansı değişmiş olabilir.

Çocukluk çağında ses kısıklığı görülme oranı %4 ile 23 arasında değişmektedir. Kısıklığın nedeni gırtlak yapısındaki herhangi bir yapısal ya da fonksiyonel neden olabilir.

Çocukluk çağı ses kısıklıklarının çoğunluğu iyi huylu nedenlere bağlıdır. Bunlar arasında sesin aşırı ya da kötü kullanımı birinci sırada yer alır. Yanlış ya da kötü kullanım, ses tellerinde nodüller, polip, kanama odakları ve hematom oluşmasına yol açabilir. Bu durumun tedavisi, genellikle ses terapisi ile kolaylıkla yapılabilir. Bazı ilerlemiş olgularda mikrolaringocerrahi adı verilen mikroskobik ses teli ameliyatları tedavi yöntemi olarak kullanılır.

Çocukluk çağı ses kısıklıklarına yol açan ikinci en büyük grup ses telleri ve çevresindeki yapıların iltihaplarıdır. Bunun en sık nedeni viral ya da bakteriyal enfeksiyonlar olmakla birlikte; sesin aşırı kasılarak kullanımı, tekrarlayan öksürük ve boğaz temizleme, hava yoluyla boğazı rahatsız edecek şeylere maruz kalma ve sistemik hastalıklar (tiroid bezinin az çalışması gibi) da nedenler arasındadır.

Çocukluk çağının nadir görülen ancak önem arz eden bir başka ses kısıklığı nedeni doğuştan gelen hastalıklardır. Bunlar arasında ses telleri arasında perde (web), ses teli kisti ve ses tellerinde hemanjiom en sık görülenlerdir.

Hormonal nedenler çocukluk çağı ve ergenlik döneminde ses kısıklığına yol açabilir. Tiroid bezinin çalışma bozuklukları (guatr ve diğer tiroid hastalıkları) ve androjen hormon tedavileri bu gruba ait örneklerdir.

Ses telleri ya da gırtlağı etkileyen travmalar da ses kısıklığı nedenlerindendir. Yanıcı ya da yakıcı maddelerin solunması ya da yutulması, künt ya da kesici cisimlerle boyunda oluşan travmalar ve diğer nedenlere bağlı yapılan cerrahiler sırasında hasta uyutulurken kullanılan tüpe ait travmalar bu grup içerisinde değerlendirilebilir.

Çocukluk çağında nadir olsa da iyi ya da kötü huylu tümörler de ses kısıklığı nedenlerindendir. İyi huylu olanlar arasında en sık papilloma ve hemanjiom, kötü huylu olanlar arasında en sık rabdomyosarkom görülmektedir.

Ses teli felci, ses tellerinin hareket etmesini sağlayan sinir uyarısının kesilmesine bağlı olarak tek ya da çift taraflı (hem sağ hem sol) ses telinin hareket etmemesi durumudur. Tek taraflı olduğunda en rahatsız edici belirti ses kısıklığı iken, çift taraflı olduğunda nefes alma güçlüğü ses kısıklığından daha rahatsız edici bir hal alır. Ses teli felci en sık başka ameliyatlardan sonra görülür. Bu ameliyatlar arasında tiroid (guatr) cerrahileri, boyun ameliyatları, kalp damar ameliyatları sayılabilir. Bazen nedensiz olarak bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkabilir. Bağışıklık sistemi hastalıkları, baş boyun tümörleri, doğum travması gibi nedenler de ses teli felcine yol açabilir.

Boğaz reflüsü (laringofaringeal reflü, gastroözefagolaringeal reflü), midenin asit içeren içeriğinin önce yemek borusuna ardından ses telleri bölgesine geri kaçmasıdır. Bu asit içeriğinin ses telleri ve çevresine teması uzun süreli bir ödeme ve ses kalitesinin bozulmasına yol açabilir.

Kısa ya da uzun süreli ses kısıklığı olan bazı hastalarda ise kulak, burun, boğaz, baş, boyun ve ses yolu muayenesinin tamamen normal olduğu görülebilir. İnsan sesi, psikolojik ve fiziksel iyi oluşumuzun bir son ürünüdür. Bu nedenle, bu hastalarda psikojenik bazı nedenlerin ses kısıklığına yol açabileceği göz ardı edilmemelidir. Kaygı bozuklukları (anksiyete), depresyon, kişilik bozuklukları ve konversif reaksiyonlar gibi birçok değişik psikiyatrik durum da ses kısıklığı nedenidir.

Çocuklardaki ses kısıklığının tedavisi, yukarıda arz edilen ilgili nedene göre yapılır. Çoğu olguda aile ile birlikte ev içerisinde ses sağlığı için alınacak bazı önlemler tedavide ve sıkıntının tekrarlamasının önlenmesinde etkili olur. Bazı olgularda cerrahi, bazı olgularda ise ilaç tedavileri tedavi için bir gerekliliktir. Ses terapisi ise tüm olgularda kullanılması yarar sağlayan, tanıya göre ana ya da yardımcı tedaviyi oluşturan bir iyileştirme yöntemidir.

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
Son Güncelleme ve Kontrol Tarihi: 12 Temmuz 2018

Ses teli felcine bağlı şikayetlerin tedavisinde enjeksiyon laringoplasti

Ses Cerrahisi

Ses teli felci olan bireylerin tedavisinde kullanılan yöntemlerden birisi enjeksiyon laringoplastidir. Bu yöntem sayesinde hareket etmeyen ses telinin normal fonksiyon gören tele yaklaştırılması hedeflenir. Bu sayede ses teli düzeyinde yeterli kapanma sağlanarak hem ses kalitesinde bir düzelme, hem de hava yolunun korunması (içilen ya da yenilen gıdaların soluk borusuna kaçmasının önlenmesi) açısından değerli sonuçlar alınır.

Ses teli felci olan bireylerde ses tellerinin görünümü için aşağıdaki videoları görebilirsiniz.

 

 

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Son Güncelleme ve Kontrol Tarihi: 17 Ağustos 2018

Fonksiyonel Ses Kısıklığı

 

Fonksiyonel ses kısıklığı (Fonksiyonel disfoni) (FD), yapısal olarak tamamen normal olan ses tellerinin uygun ses çıkarma işlevini yerine getirememesi durumudur. Bir başka ifade ile, normal olan ses organının uygun olmayan, ya da yanlış şekilde kullanılması olarak tanımlanabilir. Bu tanının koyulabilmesi için hastanın ses hastalıkları konusunda deneyimli bir klinik tarafından gerekli tüm incelemeler ışığında değerlendirilmiş olması gereklidir. Bu hasta grubu, ses hastaları içerisinde %10-40’lık bir bölümü oluşturmaktadır (1). FD’nin belirti ve bulguları çok değişkenlik gösterebilmekle birlikte, çoğu hastada geçirilmiş bir üst solunum yolu infeksiyonunu takiben görülebilir. Kadınlarda erkeklerden daha sık olarak görülür. Genellikle geçicidir ve tedavi yanıtı değişkendir.

FD’de sesin değişik özellikleri olumsuz olarak etkilenebilir. Sesin şiddeti, perdesi ya da genel kalitesinde bozulmalar olabilir, hatta nadiren de olsa, hasta hiç ses çıkaramayabilir (Fonksiyonel afoni). Psikolojik faktörler ve stres, FD belirtilerinin başlamasına ya da artmasına neden olabilir.

FD tanımı yerine ya da benzer klinik durumlar için kullanılan çok sayıda tanımlama mevcuttur. Bunlar arasında psikojenik, konversif, histerik, hiperfonksiyonel, kas gerilim ve misuse (yanlış kullanım) ses kısıklıkları sayılabilir (2-6).

Fonksiyonel disfonide larinks (gırtlak, hançere) içerisindeki küçük kasların uygunsuz kasılmalarının rol oynadığı düşünülmektedir. Bu kasılmalara neden olarak aşağıdaki mekanizmalardan bir ya da birkaçının rol oynayabileceği değişik çalışmalarda ifade edilmiştir (1):

1.      Aşırı ses kullanma gerekliliğine bağlı teknik olarak sesin yanlış kullanımı (2-4)

2.      Üst solunum yolu infeksiyonu sonrası gereken öğrenilmiş ses uyumu (5)

3.      Laringofaringeal reflüye bağlı ses problemlerine ikincil artmış larinks ve farinks (boğaz, yutak) kasları gerginliği (7,8)

4.      Küçük ses teli patolojileri (nodül, polip gibi) yada yetmezliklerine ikincil ses probleminin aşırı düzeltilmesi (9)

5.      Kişilik özellikleri ya da psikolojik nedenlere bağlı larinks bölgesinde aşırı gerginlik (10,11)

FD tanısı, bireyin tam bir kulak burun boğaz ve baş boyun muayenesinin yapılmasını takiben, larinksin gerek geleneksel, gerek güncel (endoskopik, videolaringostroboskopik) yöntemlerle incelenmesi ve gerek görülürse ses laboratuarında yapılacak diğer incelemeler (ses analizi, tanısal ses terapisi, larinks elektromyografisi gibi) sonucunda koyulabilir.

Tedavi edilmeyen FD, bireyin yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi, devam etmesi durumunda organik patolojilere (ses teli nodülü gibi) de yol açabilir.

FD tedavisi, ihtiyaç olan hallerde kullanılan değişik ilaçların yanı sıra bireye doğru ses davranışını öğretmeyi ve bunu güncel hayatta uygulamayı amaçlayan ses terapisi yöntemleri ile yapılmaktadır. Yeterli sıvı alımı, solunan ortamdaki havanın nemlendirilmesi, sigaradan uzak durulması, genel stresin azaltılması, uygun sesle ve nefes desteği ile konuşma, boğazı sık temizleme alışkanlığından kaçınılması gibi hastanın kendi başına uygulayabileceği yöntemler de tedavi başarısı açısından çok önemlidir (12). Bu önlemlerin alışkanlık haline getirilmesi, FD sorunları ile tekrar karşılaşmamak için de çok faydalıdır.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

Ses Bozukluklarında Doğrudan ve Dolaylı Ses Terapisi Bölümlerinin Dağılımı

Davranışsal bir yöntem olan ses terapisi (ST)nin geçerliliği ve etkinliğinin kanıta dayalı olarak ölçülmesi gerekmektedir. Çok parçalı ses terapilerinin rakamsal olarak nasıl raporlanabileceği konusunda güncel bilgi akışında bir kesinti bulunmaktadır.

Gardner-Schmidt ve ark. tarafından yazılan ve Journal of Voice Mart 2013 sayısında yayınlanan makalede (tam metin) sık görülen ses problemlerinde dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının (DKBU) davranışsal terapi stratejileri araştırılmıştır.

Her bir ses problemi için uygulanabilecek “reçete” şeklinde bir ses terapisi yöntemi bulunmamaktadır. DKBU, çok değişik terapi seçenekleri içerisinden seçtiği değişik teknikleri bireyselleştirerek uygulamaktadır. Bunun nedeni, tıbbi rahatsızlıkları aynı olsa da (nodül gibi) hastaların kullandığı ses mekanizmalarının farklılık arz edebilmesidir.

Günümüze kadar yayınlanmış çok değişik doğrudan ses terapisi yöntemleri mevcuttur: Vokal fonksiyon egzersizleri, Genel rezonan ses terapisi, Lessac-Madsen rezonan ses terapisi, Gizli ses tekniği, Germe ve akım fonasyon, Akım fonasyon, Vurgu yöntemi, Laringeal masaj, Manuel sirkumlaringeal terapi, Fasilite edici teknikler, Yarı kapalı vokal trakt, … gibi. Bahsedilen değişik yöntemler yakından incelendiğinde, bu yöntemlerin rezonans, hava akımı veya dijital manipülasyonu hedeflediği görülmektedir.

Ses terapilerinin etkinliği konusunda güncel literatür incelendiğinde, doğrudan yöntemlerin dolaylı yöntemlerden daha etkin olduğu görülmektedir.

İki dolaylı yöntemi karşılaştıran bir çalışmada, amplifikasyon grubunun ses hijyeni grubuna göre ses handikap endeksi (SHE) skorlarında daha fazla düşme gösterdiği görülmektedir. Aynı grup tarafından yapılan, amplifikasyon (dolaylı ST yöntemi) ile rezonan ST ve solunum kaslarının yeniden eğitiminin (doğrudan ST yöntemleri) karşılaştırıldığı bir çalışmada, ampilfikasyonun daha etkin olduğu görülmüştür.

Sadece dolaylı ST alanlar ile dolaylı ve doğrudan (ikili) ST’sini birlikte alan fonksiyonel disfonili hastaları karşılaştıran bir çalışmada dolaylı ST grubunda %46, ikili grupta %93 oranında ses kalitesinde düzelme tespit edilmiştir.

İngiltere’de yapılan ve 163 DKBU’nın katıldığı bir çalışmada değişik ses problemleri için 2 dolaylı (ses hijyeni ve yaşam şekli uygulamaları) ve 8 doğrudan (postür, relaksasyon, solunum desteği, rezonans, optimal perde, projeksiyon, sert glotal atakların azaltılması ve kuvvetli ses kıvrımı addüksiyonu) ST yöntemi içerisinden uygun tedavi stratejilerini seçmeleri istenmiştir. Dolaylı yöntemler konusunda fikir birliği varken, doğrudan yöntemler üzerinde bir uzlaşma bulunmadığı görülmüştür.

Sellars tarafından yapılan bir çalışma ile, ST için kullanılan zamanın 2/3’ünün dolaylı yöntemler ile geçtiği bildirilmiştir.

Bu çalışmada şu sorulara cevap aranmaktadır: [1] DKBU, dolaylı ve doğrudan yöntemler için zamanını hangi oranda kullanmaktadır? [2] Değişik ses hastalıkları için dolaylı ve doğrudan ST için ayrılan zamanlar arasında fark var mıdır?

Çalışmaya prospektif olarak, 1-30 yıl deneyimli 6 DKBU tarafından uygulanan, ortalama 45 dakika süren, her birisi her hastanın ihtiyacına göre şekillendirilen, 1461 hasta görüşmesi dahil edilmiştir. Her hasta ile ilgili ilk görüşme çalışma harici tutulmuştur. Bu amaçla o tarihlerde veritabanından en sık yer alan 5 ses problemi çalışılımış: (1) Membranöz kısım ortasında yer alan lezyonlar [434 görüşme], (2) Birincil kas gerilim disfonisi (KGD) – fonksiyonel afoni [533 görüşme], (3) Ses kıvrımı atrofisi [257 görüşme], (4) Tek taraflı ses kıvrımı hareketsizliği [86 görüşme], (5) Ses kıvrımı skarı [151 görüşme]. DKBU’larının 8’i dolaylı, 4’ü doğrudan yöntemlere ait 12 ana bölümü, uyguladıkları ST zamanının içerisinde kapladıkları yere göre % olarak görüşmeden hemen sonra oranlamaları istenmiş. 12 bölüm şunlardan oluşmakta imiş:

  • Hidrasyon
  • LFR – diyet modifikasyonu
  • Çevresel modifikasyonlar
  • Anatomi – fizyoloji eğitimi
  • Germe ve gevşemeler
  • Motivasyon
  • Psikosoyal konular
  • Ev ödevi hazırlama
  • Rezonan ses
  • Akım fonasyon
  • Sohbet konuşmasına geçiş çalışmaları
  • Doğrudan manipülasyon

Sonuç olarak, tüm ses bozuklukları için zamanın yaklaşık %20’si dolaylı, %80’i doğrudan yöntemlere ayrılmıştır. Dolaylı yöntemler gruplar arasında analiz edildiğinde; çevresel önlemlere skar, lezyon ve KGD için hareketsizlikten ve lezyonlar için atrofiden daha çok zaman ayrıldığı; psikososyal konulara KGD’lerde lezyonlardan daha çok zaman ayrıldığı; ev ödevi hazırlamaya atrofide skardan çok zaman ayrıldığı görülmüştür. Farklı ses bozuklukları için DKBU’larının kullandığı doğrudan yöntemler birbirine çok benzemektedir. Doğrudan yöntemler gruplar arasında analiz edildiğinde konuşmaya geçiş sürecine lezyonlarda atrofiden, KGD ve lezyonlarda hareketsizlikten, lezyonlarda KGD’den çok zaman ayrıldığı görülmüştür. Burada bahsedilmeyen doğrudan ve dolaylı yöntem alt alanları arasında patolojilere göre farklılık bulunmamıştır.

Kaynak: Gardner-Schmidt JL, Roth DF, Zullo TG, Rosen CA. Quantifying Component Parts of Indirect and Direct Voice Therapy Related to Different Voice Disorders. J Voice 2013; 27(2):210-6: tam metin .

 

Doç.Dr. Hâldun OĞUZ

www.haldunoguz.com

+90 533 823 87 34

+90 553 251 09 82

« Önceki Yazılar