Category Archives: Topluma Yönelik

Çocukluk Çağı Kulak Hastalıkları ve Geniz Eti

Tekrarlayan orta kulak iltihabı

Otitis media

Orta kulak enfeksiyonları

Çocuklarda burun tıkanıklığı

Geniz eti (Adenoid)

Geniz eti ameliyatı (Adenoidektomi)

Kulak zarına delik açılması – Kulağa tüp takılması (Miringotomi – Ventilasyon tüpü tatbiki)

Çocuklarda kulak ağrısı

Çocuklarda işitme azlığı

Çocuklarda burun tıkanıklığı

Dış kulak yolu iltihabı (otitis eksterna) hakkında bir televizyon söyleşisi…

 

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
Reklamlar

LARİNGOLOJİ – FONİYATRİ OKULU TOPLANTISI İZMİR’DE YAPILDI

Prof.Dr. Haldun Oğuz‘un başkan yardımcılığı görevini yürüttüğü Laringoloji-Foniyatri Okulu toplantısı İzmir‘de devam ediyor. Dr. Haldun Oğuz bu toplantıda Ses Hastalıklarında Tanı Yöntemleri, Fonomikrocerrahi Prensipleri ve Enjeksiyon Laringoplasti konularında konuşmalarını gerçekleştirdi.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Ses Teli Papillomu

Kısa Bilgiler

  • Çocukluk çağında en çok 2-4 yaş aralığında klinik bulgu verir.
  • 30 yaşından sonra görülmesi nadirdir.
  • Hava yolunda, sadece ses tellerini değil, diğer bölgeleri de tutan çok sayıda lezyon aynı anda görülebilir.

Ses teli papillomu, larenksin (gırtlağın) ve ses tellerinin iyi huylu (benign) bir lezyonudur. Sık sık tekrarlama özelliği nedeniyle papillom tedavisi oldukça zordur. Çok defalar endoskopik hava yolu muayenesi ve ihtiyaç duyuldukça cerrahi olarak tedavi edilmesi gerekebilir.

Nasıl oluşur?

Papillomlar, hiperplastik yassı epitelle örtülü damardan çok zengin bağ dokusunun ince uzun çıkıntılar oluşturmasıdır. Oluşumunda insan papillom virüsünün (HPV) rol aldığı düşünülmektedir. HPV bir DNA virüsü olup, gırtlak mukozasında hastalığa yol açtığında iyi huylu bir şekilde epitel dokusunda proliferasyona neden olur. HPV’nin birçok türü mevcuttur. Bunlar arasında en sık HPV-6 ve HPV-11 papillom oluşumunda rol oynamaktadır. Bu iki alt tip, genital bölgede görülen siğillerinin de çok büyük bir oranından sorumludur.

Annede mevcut olan genital siğil (kondiloma akuminatum) ile çocuklardaki larengeal papillomses teli papillomu arasında ilişki olduğu kanıtlanmıştır. Larengeal papillomu olan çocukların %20-60’ının annelerinde kondiloma akuminatum saptanmıştır. Bulaşmanın anne doğum kanalından geçerken olduğu düşünülmektedir. Nitekim, sezaryanla doğan çocuklarda papillom çok daha nadir olarak görülür.

Klinik Görünüm

Papillomlar tipik olarak çok sayıda siğil benzeri lezyonlar şeklinde ortaya çıkarlar. Üst hava yolunun herhangi bir yerinde görülebilmekle birlikte, genellikle gerçek ses tellerini ve yalancı ses tellerini (ventriküler bantlar) etkilerler. Hastaların %2-15’inde soluk borusu (ses tellerinin daha altında yer alır) ve yemek borusunda da hastalık görülebilir. Hastaları hekime getiren ilk şikayet genellikle ses kısıklığıdır. Soluk alma verme sırasında hırıltı, öksürük, nefes alma güçlüğü ile yemek yerken veya yutarken olan ağrı da şikayete neden olabilir.

Tedavi

Papillomu oluşturan virüs normal gözüken dokular içerisinde de yer alabildiğinden hastalığın tamamen iyileştirilebilmesi söz konusu değildir. Tedavi amaçlarının ilki hava yolunun açık tutulabilmesi ikincisi de yeterli düzeyde kaliteli ses sağlanabilmesidir. Bunun için en az skar dokusuna yol açacak, sağlıklı dokulara en az zarar verecek şekilde cerrahi yapılması hedeflenmelidir.

Tekrarlamaların görülmesi sıktır. Küçük bir oranda da olsa kötü huylu patolojilere dönüşme riski söz konusudur.

Daha fazla bilgi ve iletişim için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Sinüzit

Paranazal sinüsler, burun boşluğu ile devamlılık gösteren bir mukoza ile döşelidir. Paranazal sinüslerin fonksiyonları ses için rezonans yaratmak, beyni travmadan korumak, solunan havayı nemlendirmek ve yüz iskeletinin ağırlığını hafifletmek olarak sayılabilir.

Akut Sinuzit OGUZ

Akut sinüzit, paranazal sinüslerin 4 haftadan kısa süren enfeksiyonudur. Sıklıkla bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ikinci haftasında boğaz ağrısı, gırtlak ve alt solunum yolu belirtilerinin artması hastalığın habercisidir. Burun ve sinüslerde ödem ve tıkanıklık, yüz ağrısı, baş ağrısı ve iltihaplı (mukopürülan) akıntı belirtilerden bazılarıdır.

Kronik sinüzit, burun ve sinüs sorunlarının 3 aydan daha fazla sürdüğü bir enfeksiyon olarak tanımlanabilir. Kazanılmış ya da doğuştan olan bir anatomik anomali nedeniyle gelişebilir. Kronik enfeksiyon sinüslerin mukoza ve kemik duvarlarında değişikliklere neden olarak, uzamış bir hastalık sürecine yol açar. Yoğun ilaç tedavisine rağmen tedavi edilemezse, kronik sinüzitte cerrahi tedavi gündeme gelir.

En sık görülen sinüzit belirtileri; yüzde basınç ve ağrı, iltihaplı burun akıntısı, burunda tıkanıklık, koku almanın azalması ve dişe vuran ağrı olarak sıralanabilir.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Otoakustik emisyon

Çevre seslerinden bağımsız olarak, insan iç kulağında kokleada (salyangoz)  yer alan dış tüylü hücrelerinde üretilen düşük şiddetli akustik sinyaller otoakustik emisyon olarak adlandırılır. Kokleada kendiliğinden oluşan bu sinyaller dış kulak kanalına yerleştirilen hassas bir mikrofon yardımıyla ölçülebilir. Bu ölçüm, akustik bir uyaran varlığında veya yokluğunda yapılabilir.

 

TESTİN UYGULANIŞI:

  • Test, muayenehane koşullarında, herhangi bir anestezi gereksinimi olmadan yapılabilir.
  • Hasta oturur pozisyondayken kulağına prob mikrofon takılarak ölçüm yapılır.
  • Hastadan test esnasında konuşmaması ve sabit durması istenir.
  • Ağrı ve acı hissi duyulmaz.
  • Aynı işlem her iki kulak için ayrı ayrı tekrarlanır.
  • Buşon (kulak kiri), yenidoğanda doğum artıkları ve sekresyon (salgı) teste engel olabilir. Test yapılmadan önce dış kulak kanalı ve kulak zarının değerlendirilmesi, testin uygun şekilde yapılabilmesine olanak sağlar.

 

OTOAKUSTİK EMİSYON HANGİ DURUMLARDA ALINAMAYABİLİR?

  • Dış kulakta buşon (kulak kiri), stenoz (darlık), atrezi (kapalılıktıkanıklık) varlığında,
  • Orta kulakta negatif basınç, aşırı esneklik, kemikçik fiksasyonu, otitis media, kulak zarı retraksiyonu varlığında,
  • İç kulakta enfeksiyon, darbe, ototoksisite (ilaçlara bağlı kulağın toksik etkilenmesi), akustik travma varlığında emisyonlar alınamayabilir.

 

OTOAKUSTİK EMİSYONLARIN (OAE) SINIFLAMASI  

1) Spontan (Kendiliğinden) Otoakustik Emisyonlar

2) Evoked ( Uyarılmış) Otoakustik Emisyonlar

  • Transient (Geçici) Otoakustik Emisyonlar
  • Distortion Product Otoakustik Emisyonlar
  • Stimulus Frequency Otoakustik Emisyonlar

 

1) SPONTAN OTOAKUSTİK EMİSYON  (SOAE)

SOAE, akustik uyaran olmaksızın oluşan düşük yoğunluklu, devamlı sinyallerdir. Normal işitmeye sahip insanların yüzde ellisinde bulunabilir.

SOAE’lerin bulunması hastanın işitmesinin normal ya da normale yakın olduğunu gösterirken, bulunmaması işitme kaybının olduğu anlamına gelmez.

SOAE’ler sadece işitmenin normal olduğu frekanslarda meydana gelir. Sağlıklı bireylerin bir kısmında spontan OAE’ler mevcut olduğundan klinik uygulamalarda tercih edilmez.

 

2) EVOKED (UYARILMIŞ) OTOAKUSTİK EMİSYON

     *TRANSİENT (GEÇİCİ) OTOAKUSTİK EMİSYON (TEOAE)

Akustik uyaran ardından ortaya çıkan frekansa özel cevaptır. İşitmesi normal, orta kulak ve kokleası (salyangoz) normal olan kişilerde ölçülebilir.

TEOAE, kısa süreli akustik uyaranı takiben 4-20 msn içinde kaydedilir. En sık 1-4 kHz frekans aralığında gözlenir.

Sensörinöral işitme kayıplarından etkilenir. 30 dB HL den daha fazla işitme kaybı olanlarda Transient Otoakustik Emisyonlar gözlenmez. Ölçümler iki farklı uyaran yardımıyla yapılabilir.

  • Klik uyaran; geniş frekans bölgesi uyararak koklea (salyangoz) hakkında bilgi verir.
  • Tone burst; uyaran belirli frekans bölgelerini uyararak koklea (salyangoz) hakkında bilgi verir.

 

     *DISTORTION PRODUCT OTOAKUSTİK EMİSYON (DPOAE)

DPOAE, iki farklı frekanstaki pure tone (saf ses) uyaranın sürekli verilmesi ile ortaya çıkar.

F1 ve F2 olarak adlandırılan bu iki ses kokleaya (salyangoza) verilir. Koklea (salyangoz) bu iki saf sesten farklı bir frekansta ses üretir ve bu sesin ölçülmesi sonucunda DPOAE ölçümü yapılmış olur.

DPOAE de en belirgin cevap 2F1-F2 formülünde ortaya çıkmaktadır.

İki frekans arasındaki uzaklık F2/F1 oranı ile ifade edilir. F2/F1 = 1,22 kokleanın en iyi cevap verdiği orandır.

F1: Alçak frekanslı uyarandır. Şiddeti L1 şeklinde gösterilir.

F2: Yüksek frekanslı uyarandır. Şiddeti L2 şeklinde gösterilir. Uyaran şiddetleri arasındaki oranın DPOAE amplitüdleri üzerine etkisi vardır.

0,5-8 kHz frekans aralığında yapılabilir.

Sensörinöral işitme kayıplarından etkilenir. 50 dB den fazla sensürinöral işitme kaybı olanlarda DPOAE gözlenmez. Ototoksisite (ilaçlardaki toksik etki) de güvenilir bir test yöntemidir.

 

     *STIMULUS FREQUENCY (UYARAN FREKANSI) OTOAKUSTİK EMİSYON (SFOAE)

SFOAE, pure tone (saf ses) uyaran kullanılarak yapılır. Cevaplar uyaranın sürekli verildiği anda alınır.

SFOAE,  teknik zorluklardan ve daha kolay yöntem olan TEOAE ile koklear (salyangoz) bazda aynı orijinli olduğundan klinik kullanımı kısıtlıdır.

 

OTOAKUSTİK EMİSYONUN KLİNİKTE UYGULAMA ALANLARI

  • Yenidoğan işitme taramasında
  • İşitsel nöropati tanısında
  • Ototoksisite monitörizasyonunda
  • Gürültüye maruziyette (Akustik travma)
  • Odyolojik değerlendirme için güvenilir yanıt vermeyen hasta gruplarında (otizm, mental retardasyon, …)
  • Çocukluk çağı işitme testlerinde
  • İşitme siniri cerrahisi sonrası kalan işitmenin tahmininde
  • Fonksiyonel işitme kayıplarının değerlendirilmesinde
  • Koklear/Retrokoklear disfonksiyonların ayırımında
  • Tinnitus tanı ve tedavisinde
  • Ani işitme kaybı tanı ve tedavisinde
  • Preoperatif dönemde koklear monitörizasyonda kullanılmaktadır.

 

OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİNİN AVANTAJLARI  

  • Objektif bir yöntemdir.
  • Test süresi kısadır.
  • Hastanın genel durumundan bağımsızdır.
  • Güvenilirliği yüksektir.
  • Girişimsel bir işlem değildir, sedasyon, anestezi gerektirmez.

 

  OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİNİN DEZAVANTAJLARI

  • Testi yapabilmek için sessiz ortam gereklidir.
  • Test sonuçları dış ve orta kulak patolojilerinden (iletim tipi işitme kaybı) etkilenebilir. Öncesinde özenli bir kulak muayenesi yapılmalıdır.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi

Telefon: 0 312 284 28 88

GSM: 0 531 431 06 94

Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Web: https://drhaldunoguz.com/

Facebook: https://www.facebook.com/ankarakbb

Instagram: https://www.instagram.com/prof.dr.haldunoguz/

Twitter: https://twitter.com/HaldunOguz

Google+: https://plus.google.com/+HaldunO%C4%9EUZ

YouTube: https://www.youtube.com/channel/UCaFsqsKOXijyXT7kjH9YFRQ

LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/haldun-oguz-0384436b/

Tumblr: https://drhaldunoguz.tumblr.com/

 

Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara

Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Boğaz Reflüsü

Bogaz Reflusu

BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) Nedir?

Mide, kendisine gelen yiyecekleri sindirebilmek için asit salgılar. Yemek borusu ve midenin birleştiği bölgede bir grup kas, bir kapakçık sistemi gibi davranarak asitli sıvının mide dışına çıkmasına engel olmaya çalışır. Mide içerisinde asitli sıvının geriye yani yemek borusu ve daha yukarısında yer alan boğaz, gırtlak bölgesine geri kaçışına “Boğaz Reflüsü (Reflü LarenjitLaringofaringeal Reflü)” adı verilir. Reflüye bağlı oluşan şikayetler ya asidin doğrudan etkisine, ya da boğaz çevresindeki dokuların aside verdiği cevaba bağlıdır.

 BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastalar hangi şikayetlerle doktora başvururlar?

En sık görülen şikayetler boğazda takılma (bir şey varmış, yutamıyormuş gibi olma) hissi, ses kısıklığı, yutma – yutkunma sırasında ağrı, boğazda yanma, ağıza acı su gelmesi, göğüs ortasında ağrı, yemek yedikten sonra öksürük, sık boğaz temizleme, hazımsızlık hissi olabilir. Birçok farklı şikayet bu şikayetlere eklenebilir.

BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastaların bu durumdan korunmak için alabileceği önlemler nelerdir?

Reflüden korunmada etkili olabilecek ana yöntemler şöyle sıralanabilir.

Kilo almamak, ideal kiloyu korumak,

Karın bölgesini aşırı sıkan kıyafetlerden kaçınmak,

Yemeklerden hemen sonra yatmaktan kaçınmak,

Yemeklerden hemen sonra egzersiz yapmamak, eğilip kalkmamak,

Stresten kaçınmak,

Aspirin gibi mideyi rahatsız edebilecek ilaçları dikkatli ve doğru dozda kullanmak,

Karın solunumunu öğrenmek ve gün içerisinde uygulamak,

Uyumadan yaklaşık 3 saat öncesinde su dışında hiçbir şey tüketmemek,

Yağlı – asitli – alkollü – domates soslu yiyeceklerin tüketimini sınırlamak,

Sigara kullanmamak.

 BOĞAZ REFLÜSÜ (REFLÜ LARENJİT – LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ) olan hastaların tanısı nasıl ve kim tarafından koyulur, nasıl tedavi edilir?

Reflü şikayetleri birçok başka hastalık tarafından da oluşturulabildiğinden, reflü şikayetleri olan hastanın bir Kulak Burun Boğaz hekimi tarafından muayene edilmesi gerekir. Hastalık, tanısı koyulduktan ve diğer hastalıklarla ayırıcı tanısı yapıldıktan sonra, ilaç tedavileri uygulanır. Bu amaçla kullanılan ilaçların doğru dozda ve uygun süre ile (ortalama 2-6 ay) kullanılması önemlidir. İlaca dirençli nadir olgularda, reflünün ikincil olarak oluştuğu mide fıtığı gibi hastalıkların varlığında ya da reflüye ikincil olarak oluşan subglottik stenoz ya da gırtlağın kötü huylu hastalıklarında cerrahi yöntemler tercih edilir.

LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ BELİRTİLERİ

Aşağıdaki şikayetlerden bir ya da birden fazlasının varlığı, laringofaringeal reflü habercisi olabilir.

  • Sık boğaz temizleme
  • Boğulacakmış gibi olma hissi
  • Kronik öksürük
  • Uykudan öksürerek uyanma
  • Yutkunma ve yutma güçlüğü
  • Boğazda bir şey varmış, bir şey takılmış hissi
  • Yoğun veya çok miktarda boğaz salgısı
  • Ağızda acılık veya ekşime hissi
  • Tekrarlayan boğaz enfeksiyonları
  • Seste kabalaşma, ses kalitesinin bozulması

LARİNGOFARİNGEAL REFLÜNÜN ÖNLENMESİ İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER

  • Optimum kilonun korunması
  • Karın bölgesini aşırı sıkan kıyafetlerden kaçınılması
  • Yemeklerden hemen sonra yatmaktan ve eğilmekten kaçınmak, yemeklerden hemen sonra ve yatmadan yaklaşık iki saat önce fiziksel  egzersiz yapmaktan kaçınmak
  • Aspirin gibi ilaçların kullanılmaması
  • Stresten kaçınmak
  • Karın solunumunu öğrenmek ve uygulamak
  • Yatak başının yaklaşık 10-15 cm yükseltilmesi
  • Gece uyumadan yaklaşık üç saat önceden yemek yememek
  • Sık ve az hacimde öğünler tüketmek
  • Reflü oluşturabilecek gıdaları daha az tüketmeye özen göstermek: Yağlı veya baharatlı gıdalar, domates ve domates sosu (salça, ketçap, ve benzeri) içeren yiyecekler, turunçgiller (portakal, mandalina, limon, ve benzeri), ananas, sigara ve diğer tütün mamülleri, alkol, asitli içecekler, sirke, limon suyu, süt ve süt ürünleri, kafeinli içecekler (kahve, çay, kola gibi), sakız, öksürük şurupları ve ağız gargaraları, ağrı kesici ilaçlar, çikolata, kuruyemişler, mentol veya nane içeren gıdalar.

Sağlıklı günler dileklerimle.

Prof.Dr. Hâldun OĞUZ

Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı

https://drhaldunoguz.com

0 312 284 28 88 – 0 531 431 06 94

Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
« Önceki Yazılar