Category Archives: Odyoloji

İşitsel Uyarılmış Potansiyeller

ABR ERA OGUZ

İşitsel sistemde akustik uyaranlara verilen elektriksel yanıtlara işitsel uyarılmış potansiyeller denir.

İşitsel uyarılmış potansiyeller iç kulaktan başlayıp kortekse (beyin dış katmanı) kadar uzanan sinir yollarının elektriksel aktivitesini gösterir.

 

SANTRAL (MERKEZİ) İŞİTSEL YOLLAR

  • İşitme siniri (8. kafa siniri)
  • Koklear Nucleuslar (Dorsal, Ventral Nucleuslar)
  • Süperior Olivary Complex
  • Lateral Lemniscus

  • İnferior Colliculus

  • Medial Geniculat Body

  • İşitsel Kortekstir.

 

      İŞİTSEL UYARILMIŞ POTANSİYELLER

  • İlk latanslar (0-2msn): ECochG
  • Erken latanslar (2-10msn): ABR (İşitsel Uyarılmış Beyinsapı Cevapları)
  • Orta latanslar(10-100msn): MLR (İşitsel Uyarılmış Orta Latans Cevaplar)
  • Geç latanslar(100-300msn): ALR (İşitsel Uyarılmış Geç Latans Cevaplar)
  • Eşleşmeyen Negatiflik (Mismatch negativity-MMN)
  • P300 (300msn):İşitsel Uyarılmış P300 Cevaplar

 

         YAKIN SAHA POTANSİYELLER

Koklea (salyangoz) ve primer (birincil) koklear sinir fibrillerinden (liflerinden) kaynaklanan potansiyellerdir.

         ELEKTROKOKLEOGRAFİ (ECochG):

  • Koklea ve işitme sinirinden kaynaklanan elektrofizyolojik potansiyelleri ölçmek için kullanılan yöntemdir. İç kulağa çok yakın konumlandırılan elektrotlar yardımıyla kayıt edilir.
  • İç kulakta bulunan tüylü hücrelerden iki cevap kaynaklanır.
  • 1) Koklaer Mikrofonikler

    2) Summasyon Potansiyeli

    • Klinik kullanımda ECochG en çok Meniere Hastalığının tanılanmasında ve işitsel cerrahi operasyon sırasında koklear fonksiyonları değerlendirmek için kullanılmaktadır.

    KOKLEAR MİKROFONİKLER: İç kulakta (kokleada – salyangozda)  bulunan baziller membran (zar) üzerinde etkili olduğu bölgede meydana gelen, ani yer değiştirmeleri yansıtan, tüy hücreleri tarafından üretilen potansiyellerdir.

    SUMASYON POTANSİYELİ (SP): Direkt bir akımdır. Koklear potansiyeller içindeki düz akımın değişmesi ile oluşur. Stimulus (uyaran) devam ettiği sürece ortaya çıkar ve kayıt edilir.

    AKSİYON POTANSİYELİ (AP): Kaynağı 8. sinirdir. Hücre aksonu (sinir hücresindeki uzantı) boyunca ilerleyen veya nöronlar (sinir hücresi) arası aksodentrik, aksosomatik, aksoaksonik sinapslar (hücreler arası birleşme yeri) ile iletilen elektriksel akıma denir.

    ECochG’de SP/AP oranı 0,1-0,4 arası normal olarak kabul edilir.

     

    UZAK SAHA POTANSİYELLERİ

    İşitme siniri, beyinsapı ve kortikal merkezlerdeki elektriksel aktivitelerin kayıt yapıldığı potansiyellerdir. Elektrodlar alına, mastoid kemik (şakaktaki çıkıntı) üzerine veya kulak lobülerine (kulak memelerine) yerleştirilir.

     

    İŞİTSEL UYARILMIŞ BEYİN SAPI CEVAPLARI (ABR)

    ABR, biyoelektrik potansiyel olup, kontrollü verilen stimulusa aldığımız cevaptır. ABR, işitme sinirinin başlangıcından ponsun en üst bölümüne kadar olan bölgede, işitme yollarındaki elektriksel akımın senkronize aktivesini kaydedilebilen elektrofizyolojik bir yöntemdir.

    ABR 7 tane pozitif ve negatif dalga serisini içerir.

     

           ABR DE KULLANILAN UYARAN TİPLERİ

           1)KLİK UYARAN

    • 0,1-6 kHz arasında geniş frekans bandına sahiptir.
  • Kokleanın bütünlüğü, uyaranın amplitüdü, dış ve orta kulağın rezonatör özellikleri ve ses üreticinin elektroakustik özelliklerine bağlı olarak 2-4 kHz arasında bir frekans aralığına sahiptir.
  • Nöral ateşlemeyi diğer uyaran tiplerine göre daha iyi yapmaktadır.

  • Alterne, Condensation, Rarefaction olmak üzere 3 tip polarite kullanılmaktadır. Polarite değişikliğiyle koklear mikrofonik varlığı kontrol edilebilmektedir. 1, 3, 5. dalga latansları ve dalgalar arası latans değerleri hastaların yaş grubuna göre karşılaştırılmalıdır. 5. dalga ile saf ses işitme eşikleri arasında bir korelesyon mevcuttur.

  •        2) TONAL UYARAN

    • 0,5-4 kHz arasında frekansa spesifik (özgü) kayıt yapabilmek için tone burst (tone pip) uyaran kullanılmaktadır.
  • Tonal uyaranda dalga latansları ve dalgalar arası latanslar değerlendirmeye alınmaz.
  • Sadece 5. dalganın varlığı ya da yokluğuna göre eşik yordamada kullanılır.

  •        3) CHİRP UYARAN

    • Tüm kokleanın (bazaldan-apekse) aynı anda uyarılmasını sağlayan uyarandır. Klik uyaranın kokleanın (salyangoz) bazal (taban) ve apeksini (tepe) farklı zamanlarda uyarması  sonucunda, ses dalgasının koklea içerisindeki dolaşım süresinin gecikmesinin telafi edilerek etkin bir senkronizasyon sağlanması için chirp uyaran kullanılmaktadır.

           ABR TESTİNE HAZIRLIK

    • Test odası rahat havalandırılmış olmalıdır
    • Testin nasıl yapılacağı hastaya ve/veya hasta yakınına yalın bir dille anlatılmalıdır
    • Elektrotların yerleştirileceği alın ve mastoid kemik iyi temizlenmeli ve elektrotlar doğru yerleştirilmelidir.
    • Elektrotlar kas değil kemik üzerine yapıştırılmalıdır.
    • Bebek ve çocuklar uykusuz getirilmeli, elektrot yerleşimi için temizliği yapıldıktan sonra uyutulmalıdır.

           TESTİN UYGULANIŞI

    • Hasta sırt üstü yatarken elektrotlar ve kulaklık takılarak test yapılır.
    • Hastadan rahat olması ve mümkünse uyku durumunda olması istenir.
    • Ağrı ve acı hissi duyulmaz.
    • Test, muayenehane koşularında yapılabildiği gibi sedasyon ve anestezi altında da yapılabilir.
    • Buşon (kulak kiri) ve yeni doğan doğum artıkları probları tıkayabileceği için teste engel olabilir.

     

            MASKELEME

    ABR de de maskeleme gereken durumlar mevcuttur. Hem kemik yolunda hem de hava yolunda maskelemeye ihtiyaç vardır.

    Unilateral (tek taraflı) işitme kayıplarında havayolu maskeleme yapılmasıyla iyi olan kulağın cevaba katılması engellenerek kötü olan kulağın gerçek cevapları bulunmalıdır.

    Maskeleme yaparken iyi olan kulağa gürültü verilir. Amaç; nöral senkronizasyonu bozarak iyi kulağın cevaba katılmasını engellemektir.

    Kemik yolu ABR de maskelemeye IA=0 olduğu için ihtiyaç vardır.

    ** IA (Interaural Attenuasyon): Test edilen kulağa verilen sesin kafatası kemikleri yardımıyla diğer kulağa ulaşırken enerjisinin bir kısmının kaybolması.

    Her iki kulağa da ayrı ayrı maskeli bakılmalıdır.

     

            İLETİM TİPİ İŞİTME KAYBI

    -İletim tipi işitme kaybında patolojinin olduğu kulakta 5. dalga, 1-5 ve 3-5 dalga intervallerinde (aralıklarında) belirgin gecikme olmaktadır.

    -İletim tip işitme kaybında şiddet-latans eğrisi paralel kayma gösterir. ABR de tüm dalgalarda eşit gecikme beklenir. Dalga morfolojisi bozulmaz.

    SENSÖRİNÖRAL İŞİTME KAYBI

    • Koklear tip işitme kaybında patolojinin durumuna göre 5. dalgada farklılıklar görülür.
  • Ağır koklear patolojilerde, tüm frekansların etkilenmesi nedeniyle hiçbir ABR dalgası elde edilemez.
  • Orta dereceli patolojilerde 5. dalgada uzama meydana gelir. Bu uzama 1. dalgadaki gecikme sonucu meydana gelir. Çünkü 1. dalga kokleanın bazalından 5. dalga ise baziller membranın geniş bir kısmında oluşmaktadır.

  •         RETROKOKLEAR İŞİTME KAYBI

    • Retrokoklear tip işitme kayıplarında dalga morfolojisi belirsizdir.
  • Cevabın olmaması işitme kaybının derecesi ile ilgili olmayabilir.
  • Kulaklar arasında anormal 1-5 dalga latans aralığı mevcuttur. 5. dalga latansı normal limitleri aşar. Dalgalar anormal amplitüdlüdür.

  •  

            ABR TESTİNİN KLİNİKTE UYGULAMA ALANLARI

    • Yeni doğan işitme taramasında
    • İşitme kaybı açısında risk faktörü olan bebeklerde
    • İşitsel nöropati tanısında
    • Odyolojik değerlendirmede güvenilir yanıt vermeyen hasta gruplarında
    • Odyolojik testleri yapılamayacak hasta gruplarında (felç,demans/alzheimer,…vb)
    • MS hastalarında teşhis veya tedavi sürecinde ayırıcı tanı amaçlı
    • Pontoserebellar köşe tümörü teşhis ve tedavi sürecinde ayırıcı tanı amaçlı
    • Pediatrik hasta gruplarında işitme cihazı önermeden önce eşik kontrolünde
    • Koklear/retrokoklear disfonksiyonların ayrımında kullanır.

     

    ABR TESTİNİN AVANTAJLARI

    • Objektif bir yöntemdir.
    • Hastanın genel durumundan bağımsızdır.
    • Güvenilirliği yüksektir.
    • Doğal uyku,sedasyon ve anestezi altında da yapılabilir.
    • Her yaş grubuna yapılabilir.

                ABR TESTİNİN DEZAVANTAJLARI

    • Hasta uyku halindeyken yapılmalıdır.
    • Pediatrik hasta grubunda ailelerin çocuklarını uykusuz getirmeleri tekrar tekrar hatırlatılmalıdır.
    • Vücuttaki kas hareketleri artifact oluşturacağı için dalga morfolojisini etkilemektedir.

     

    ABR TESTİ BİR İŞİTME TESTİ DEĞİLDİR. Odyolojik test bataryalarını destekleyici niteliktedir.

    ABR Testi üst sistemlerdeki patolojileri ekarte edememektedir. Çünkü ABR Testi ile beyin sapına kadar bilgi elde edilebilmektedir.

    Çok ileri derece işitme kaybında ABR testinde dalga elde edilememektedir. Odyogramdaki gibi rezidüel (kalıntı) işitme hakkında bilgi vermez.

    ABR testi senkronize uyaran ile yapıldığı için senkronizasyonu bozan patolojilerde hiç dalga elde edilemeyebilir fakat hastanın odyogramında çok hafiften- ileri dereceye kadar farklı derece ve konfigürasyonlarda işitme kayıpları görülebilir.

    Prof.Dr. Haldun OĞUZ
    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
    Telefon: 0 312 284 28 88
    GSM: 0 531 431 06 94
    Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
    Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
    Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

    Otoakustik emisyon

    Çevre seslerinden bağımsız olarak, insan iç kulağında kokleada (salyangoz)  yer alan dış tüylü hücrelerinde üretilen düşük şiddetli akustik sinyaller otoakustik emisyon olarak adlandırılır. Kokleada kendiliğinden oluşan bu sinyaller dış kulak kanalına yerleştirilen hassas bir mikrofon yardımıyla ölçülebilir. Bu ölçüm, akustik bir uyaran varlığında veya yokluğunda yapılabilir.

     

    TESTİN UYGULANIŞI:

    • Test, muayenehane koşullarında, herhangi bir anestezi gereksinimi olmadan yapılabilir.
    • Hasta oturur pozisyondayken kulağına prob mikrofon takılarak ölçüm yapılır.
    • Hastadan test esnasında konuşmaması ve sabit durması istenir.
    • Ağrı ve acı hissi duyulmaz.
    • Aynı işlem her iki kulak için ayrı ayrı tekrarlanır.
    • Buşon (kulak kiri), yenidoğanda doğum artıkları ve sekresyon (salgı) teste engel olabilir. Test yapılmadan önce dış kulak kanalı ve kulak zarının değerlendirilmesi, testin uygun şekilde yapılabilmesine olanak sağlar.

     

    OTOAKUSTİK EMİSYON HANGİ DURUMLARDA ALINAMAYABİLİR?

    • Dış kulakta buşon (kulak kiri), stenoz (darlık), atrezi (kapalılıktıkanıklık) varlığında,
    • Orta kulakta negatif basınç, aşırı esneklik, kemikçik fiksasyonu, otitis media, kulak zarı retraksiyonu varlığında,
    • İç kulakta enfeksiyon, darbe, ototoksisite (ilaçlara bağlı kulağın toksik etkilenmesi), akustik travma varlığında emisyonlar alınamayabilir.

     

    OTOAKUSTİK EMİSYONLARIN (OAE) SINIFLAMASI  

    1) Spontan (Kendiliğinden) Otoakustik Emisyonlar

    2) Evoked ( Uyarılmış) Otoakustik Emisyonlar

    • Transient (Geçici) Otoakustik Emisyonlar
    • Distortion Product Otoakustik Emisyonlar
    • Stimulus Frequency Otoakustik Emisyonlar

     

    1) SPONTAN OTOAKUSTİK EMİSYON  (SOAE)

    SOAE, akustik uyaran olmaksızın oluşan düşük yoğunluklu, devamlı sinyallerdir. Normal işitmeye sahip insanların yüzde ellisinde bulunabilir.

    SOAE’lerin bulunması hastanın işitmesinin normal ya da normale yakın olduğunu gösterirken, bulunmaması işitme kaybının olduğu anlamına gelmez.

    SOAE’ler sadece işitmenin normal olduğu frekanslarda meydana gelir. Sağlıklı bireylerin bir kısmında spontan OAE’ler mevcut olduğundan klinik uygulamalarda tercih edilmez.

     

    2) EVOKED (UYARILMIŞ) OTOAKUSTİK EMİSYON

         *TRANSİENT (GEÇİCİ) OTOAKUSTİK EMİSYON (TEOAE)

    Akustik uyaran ardından ortaya çıkan frekansa özel cevaptır. İşitmesi normal, orta kulak ve kokleası (salyangoz) normal olan kişilerde ölçülebilir.

    TEOAE, kısa süreli akustik uyaranı takiben 4-20 msn içinde kaydedilir. En sık 1-4 kHz frekans aralığında gözlenir.

    Sensörinöral işitme kayıplarından etkilenir. 30 dB HL den daha fazla işitme kaybı olanlarda Transient Otoakustik Emisyonlar gözlenmez. Ölçümler iki farklı uyaran yardımıyla yapılabilir.

    • Klik uyaran; geniş frekans bölgesi uyararak koklea (salyangoz) hakkında bilgi verir.
    • Tone burst; uyaran belirli frekans bölgelerini uyararak koklea (salyangoz) hakkında bilgi verir.

     

         *DISTORTION PRODUCT OTOAKUSTİK EMİSYON (DPOAE)

    DPOAE, iki farklı frekanstaki pure tone (saf ses) uyaranın sürekli verilmesi ile ortaya çıkar.

    F1 ve F2 olarak adlandırılan bu iki ses kokleaya (salyangoza) verilir. Koklea (salyangoz) bu iki saf sesten farklı bir frekansta ses üretir ve bu sesin ölçülmesi sonucunda DPOAE ölçümü yapılmış olur.

    DPOAE de en belirgin cevap 2F1-F2 formülünde ortaya çıkmaktadır.

    İki frekans arasındaki uzaklık F2/F1 oranı ile ifade edilir. F2/F1 = 1,22 kokleanın en iyi cevap verdiği orandır.

    F1: Alçak frekanslı uyarandır. Şiddeti L1 şeklinde gösterilir.

    F2: Yüksek frekanslı uyarandır. Şiddeti L2 şeklinde gösterilir. Uyaran şiddetleri arasındaki oranın DPOAE amplitüdleri üzerine etkisi vardır.

    0,5-8 kHz frekans aralığında yapılabilir.

    Sensörinöral işitme kayıplarından etkilenir. 50 dB den fazla sensürinöral işitme kaybı olanlarda DPOAE gözlenmez. Ototoksisite (ilaçlardaki toksik etki) de güvenilir bir test yöntemidir.

     

         *STIMULUS FREQUENCY (UYARAN FREKANSI) OTOAKUSTİK EMİSYON (SFOAE)

    SFOAE, pure tone (saf ses) uyaran kullanılarak yapılır. Cevaplar uyaranın sürekli verildiği anda alınır.

    SFOAE,  teknik zorluklardan ve daha kolay yöntem olan TEOAE ile koklear (salyangoz) bazda aynı orijinli olduğundan klinik kullanımı kısıtlıdır.

     

    OTOAKUSTİK EMİSYONUN KLİNİKTE UYGULAMA ALANLARI

    • Yenidoğan işitme taramasında
    • İşitsel nöropati tanısında
    • Ototoksisite monitörizasyonunda
    • Gürültüye maruziyette (Akustik travma)
    • Odyolojik değerlendirme için güvenilir yanıt vermeyen hasta gruplarında (otizm, mental retardasyon, …)
    • Çocukluk çağı işitme testlerinde
    • İşitme siniri cerrahisi sonrası kalan işitmenin tahmininde
    • Fonksiyonel işitme kayıplarının değerlendirilmesinde
    • Koklear/Retrokoklear disfonksiyonların ayırımında
    • Tinnitus tanı ve tedavisinde
    • Ani işitme kaybı tanı ve tedavisinde
    • Preoperatif dönemde koklear monitörizasyonda kullanılmaktadır.

     

    OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİNİN AVANTAJLARI  

    • Objektif bir yöntemdir.
    • Test süresi kısadır.
    • Hastanın genel durumundan bağımsızdır.
    • Güvenilirliği yüksektir.
    • Girişimsel bir işlem değildir, sedasyon, anestezi gerektirmez.

     

      OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİNİN DEZAVANTAJLARI

    • Testi yapabilmek için sessiz ortam gereklidir.
    • Test sonuçları dış ve orta kulak patolojilerinden (iletim tipi işitme kaybı) etkilenebilir. Öncesinde özenli bir kulak muayenesi yapılmalıdır.

    Prof.Dr. Haldun OĞUZ

    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi

    Telefon: 0 312 284 28 88

    GSM: 0 531 431 06 94

    Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

    Web: https://drhaldunoguz.com/

    Facebook: https://www.facebook.com/ankarakbb

    Instagram: https://www.instagram.com/prof.dr.haldunoguz/

    Twitter: https://twitter.com/HaldunOguz

    Google+: https://plus.google.com/+HaldunO%C4%9EUZ

    YouTube: https://www.youtube.com/channel/UCaFsqsKOXijyXT7kjH9YFRQ

    LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/haldun-oguz-0384436b/

    Tumblr: https://drhaldunoguz.tumblr.com/

     

    Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara

    Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

    Videonistagmografi (VNG)

    VIDEONISTAGMOGRAFI

    Videonistagmografi (VNG), vertigo nedenleri arasında ayırıcı tanı yapabilmek amacıyla kullanılan bir testtir.  Denge bozukluklarını (vestibüler bozuklukları) değerlendirmek amacıyla, test gözlüğü ve kızılötesi ışınlara duyarlı video kameralar kullanılarak nistagmusların (istemsiz göz hareketlerinin) kaydedilmesi sağlanır.

    VNG testiyle, iç kulağın denge ile ilişkili kısmında (labirentte) bir fonksiyon bozukluğu olup olmadığı, varsa disfonksiyonun derecesi, periferiksantral ayrımı ve disfonksiyonun yeri (iç kulak, beyin, göz gibi) hakkında bilgi verebilir.

    Test Öncesi Hazırlık – Bilgilendirme:

    VNG testi sırasında hastanın teste uyum sağlayabilmesi, verilen komutlara uyabilmesi için ön bilgilendirme çok önemlidir. Hastanın hangi ilaçları kullandığı sorgulanmalı, testi etkileyebilecek ilaçların testten önce kesilmesi istenmelidir. Alkolün pozisyonel nistagmus (istemsiz göz hareketleri) oluşturabilme etkisinden dolayı alkol kullanımı da tetkik öncesi kesilmelidir.
    Test sırasında baş dönmesi, bulantı, kusma olabileceğinden en son yemek testten 2 saat önce yenmelidir. Teste başlamadan hastalardan göz makyajlarını temizlemeleri istenir.
    Hasta standart bir uzaklığa oturtularak test gözlüğündeki ışığa veya dışarıda belirlenen bir hedefe sabit bakması istenir.

    VNG test ekipmanları

    • Test Gözlüğü
    • Video Monitör
    • Bilgisayar
    • Video Kaydedici
    • Oda Kamerası
    • Işıklı Bar ve
    • Kalorik Uyarım Cihazından oluşur.

    VNG testiyle göz hareketlerinin görülmesi ve kayıt edilmesi esastır.

    VNG testiyle;
    1) Okülomotor Testler
    – Gaze (Bakış) Testi
    – Sakkad Testi
    – Pursuit (Takip) Testi
    – Optokinetik Test
    2) Pozisyonel Testler
    3) Kalorik Test yapılır.
    GAZE (BAKIŞ) TESTİ

    Vestibüler uyarı olmaksızın oluşan nistagmusun ( istemsiz göz hareketi) değerlendirmesinde kullanılır.

    Testin Uygulanışı:
    – Hasta karşıya bakar ve başını oynatmadan ışıklı bar üzerindeki sağ, sol, yukarı ve aşağı yönde 20-30 derece ile hareket eden hedefe odaklanır.
    – Test sırasında gözün belli pozisyonlarda sabitlenememesiyle (fiksasyon yapamama) istemsiz göz hareketleri (nistagmus) oluşabilir ve devam ediyorsa patolojiktir.
    – Gaze testiyle oluşan istemsiz göz hareketleri sedatif, antikonvülzan ve trankilizan ilaçlara, serebellum (beyincik) patolojilerine ve göz kaslarına ait patolojilere bağlı ortaya çıkabilir.

    SAKKAD TESTİ

    Vestibüler uyarıyla oluşan istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) değerlendirilmesinde kullanılır.

    Testin Uygulanışı:
    – Test ışıklı bar yardımıyla horizontal (yatay) ve vertikal (dikey) planda yapılır.
    – Hastadan ışıklı bar üzerindeki görsel uyaranı takip etmesi istenir.
    – İki göz arasındaki hız farklılığı dikkatsiz hastalarda görülebileceği gibi santral sinir sistemi dejeneratif (dokudaki bozukluk) ve metabolik ya da ilaç intoksikasyonunda (zehirlenme) gözlenir.

    PURSUİT (TAKİP) TESTİ

    Vestibüler uyarıyla oluşan istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) değerlendirilmesinde kullanılır.

    Testin Uygulanışı:
    – Test ışıklı bar yardımıyla horizontal (yatay) ve planda yapılır.
    – Hastadan başı sabitken ışıklı bar üzerindeki ileri ve geri düzgün şekilde hareket eden görsel uyaranı takip etmesi istenir.
    – Testteki anormallikler yaş, görme problemleri, kullanılan ilaçlar, dikkat eksikliği, beyin sapı veya serebellum (beyincik) lezyonlarından (doku hasarı) kaynaklanabilir. Akut dönemde olan Periferik Vestibüler Sistem hastalıklarında da gözlemlenebilir.

    OPTOKİNETİK TEST

    Testin Uygulanışı:
    – Test ışıklı bar yardımıyla horizontal (yatay) ve planda yapılır.
    – Hastadan başı sabitken seri şekilde ışıklı bar üzerindeki önce sağa sonra sola hareket eden görsel uyaranı takip etmesi istenir.
    – Test hastanın dikkatsizliğinden ve ilaçlardan etkilenmez.
    – Testteki anormallikler görme hastalıklarına, konjenital (doğumsal) istemsiz göz hareketlerine (nistagmus), tek taraflı vestibüler sistem bozukluklarına, serebral (beyin), serebellar (beyincik) nedenlere bağlı olabilir.

    BAŞ SALLAMA (HEAD SHAKİNG) TESTİ

    Testin Uygulanışı:
    – Test hasta oturur pozisyonda test gözlüğü (goggle) kullanılarak yapılır.
    – Klinisyen hastanın başına horizontal (yatay) planda 20-25 hızlı bir şekilde hareket ettirir ve kayıt alınır.
    – İstemsiz göz hareketleri (nistagmus) ssabit bir noktaya bakıldığında kayboluyorsa periferik patoloji, kaybolmuyorsa santral patoloji lehine yorumlanır.

    POZİSYONEL TESTLER

    Pozisyonla ilişkili baş dönmesi tarif eden hastalarda, baş dönmesi (vertigo) ve istemsiz göz hareketlerini (nistagmus) ortaya çıkarmak, değerlendirmek ve tanı koymak için kullanılır.

    DİX-HALLPİKE MANEVRASI

    Testin Uygulanışı:
    – Hasta yatağa ayakları uzatılarak oturtulur.
    – Hastanın başı karşıya bakar pozisyondayken 45 derece testin yapılacağı tarafa çevirilir ve hızlı şekilde başı yataktan 30 derece aşağı aşağı sarkıtılır. Baş dönmesi (vertigo) ve istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) varlığı sorgulanır.
    – Hastanın baş dönmesi geçince oturur pozisyona getirilir ve karşıya bakması istenir. Tekrar baş dönmesi (vertigo) ve istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) varlığı sorgulanır.
    – Diğer kulak içinde aynı işlem uygulanır.

    ROLL MANEVRASI

    Testin Uygulanışı:
    – Hasta yatar pozisyonda iken başı 30 derece kaldırılır.
    – Orta hattan testin yapılacağı tarafa hızlıca çevirilir. Baş dönmesi (vertigo) ve istemsiz göz hareketlerinin (nistagmus) varlığı sorgulanır.
    – Diğer kulak içinde aynı işlem uygulanır.

    KALORİK TEST

    Kalorik test her iki kulakta bulunan semisirküler kanalların (yarımdaire kanalları) ayrı ayrı test edilebilmesine ve bu sayede iki kulak arasında karşılaştırma yapılabilmesine olanak sağlar.

    Testin Uygulanışı:
    – Hasta yatar pozisyonda iken başı 30 derece kaldırılır.
    – Sıcak, soğuk hava ya da su uyaran kullanılarak her iki kulak test edilir.
    – Uyarımlar arasında 5 er dakika beklenir.
    – Dış kulak yolunda buşon (kulak kiri), eksternal otit (dış kulak yolu iltihabı), timpanik membran perforasyonu (kulak zarında delik olması) durumunda kalorik uyarı amacıyla su kullanılması uygun olmayabilir, bu durumda hava ile kalorik uyarı tercih edilebilir.
    – İleri derecede psikotik bozukluk, epilepsi, kontrolsüz hipertansiyon ya da kardiyak bozukluk olduğunda testin yapılması uygun olmayabilir.

    Daha fazla bilgi ve randevu için:

    Prof.Dr. Haldun OĞUZ

    0 312 284 28 88

    dr@haldunoguz.com

     

     

     

    Akustik İmmitansmetri

    Akustik immitansmetri nedir?

    Odyolojik test grubunun bir parçası olan akustik immitansmetri; timpanometri, akustik refleks ve statik komplians testlerinden oluşur. Bu testler kulak zarı, orta kulak ve akustik refleks yollarının fonksiyonunu ölçen testlerdir. İşitme hassasiyetini doğrudan ölçen testler değillerdir.

    KULAK ZARI VE ORTA KULAKTA KİREÇLENME

    Kulak zarının kireçlenmesi miringoskleroz olarak isimlendirilir. Kulak zarındaki kireçlenmiş hyalen plakların orta kulakta yani daha geniş alanda görülmesi durumuna ise timpanoskleroz adı verilir. Timpanoskleroz, tekrarlayan orta kulak enfeksiyonlarına ikincil oluşan bir kalıntıdır. Miringoskleroz ise herhangi bir nedene bağlı kulak zarı delinmesi (orta kulak iltihabı, travma, ameliyat gibi) veya kulak zarına tüp takılması sonrası görülebilmektedir. Kireçlenmelere bağlı kemikçik zincirde hareket kısıtlılığı veya kulak zarı hareketinde azalma sonucunda işitme kayıpları meydana gelir.

    Bu hareket kısıtlılıklarının cerrahi olarak tedavisi ile işitme düzeltilebilir. Cerrahi sonrası en önemli sorun, tekrarlayan patoloji ile yeniden iletim tipi işitme kaybı gelişme riskidir.

     

    Labirentit

    labirentit-haldun-oguz

    Labirentit, hem denge hem de işitme ile ilgili iç kulak organlarının iltihabına verilen isimdir. Denge siniri iltihabında (vestibüler nörit) olduğu gibi, bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkabilir. Tek ya da iki iç kulak hastalıktan etkilenebilir. Viral ya da bakteriyel enfeksiyonlar ya da sistemik hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Erişkin çağda en sık 30 – 70 yaş aralığında görülebilir. Erişkinlerde enfeksiyonun kaynağı sıklıkla uzun süredir rahatsızlık veren müzmin (kronik) orta kulak enfeksiyonudur. Çocuklarda ise genellikle 2 yaşın altında ve menenjit ile birlikte görülebilir. Çocukluk çağında her iki iç kulağın tutulumu bu nedenle çok daha sıktır. Dengesizlik hissi her zaman işitme kaybı ile birlike görülür. Vertigonun başlangıcı anidir. Kulak ya da beyin zarları kaynaklı olmasına göre orta kulak iltihabı ya da menenjit ile birlikte görülür. Özenle, çabuk bir şekilde medikal ve ihtiyaç varsa cerrahi olarak tedavisi bir gerekliliktir.

    « Önceki Yazılar