Category Archives: Kulak Hastalıkları

Ani İşitme Kaybı

Ani İşitme Kaybı

Ani işitme kaybı nedir?

Bir gece önce yatağa girerken hiçbir probleminiz yoktu, ancak uyandığınızda bir de baktınız ki, bir kulağınız duymuyor. Hatta tarif etmekte zorlandığınız bir ses kulağınızdan gitmiyor. Gürültü, uğultu, vınıltı, çınlama sesi gibi… Ne yapmalı, paniğe kapılmaya gerek var mı, hemen bir doktora gidelim mi, yoksa kendisi geçer diye bir süre bekleyelim mi? Gelin tıp dilinde ‘İdiopatik ani sensorinöral işitme kaybı‘ dediğimiz ‘Ani işitme kaybı‘ konusunda bildiklerimize bir göz atalım.
Ani işitme kaybı, tanım olarak, üç gün içerisinde aniden ya da ilerleyici olarak gelişen, odyolojik incelemede (işitme testi) birbirini izleyen en az üç frekansta 30 dB veya daha üzerinde işitme kaybı ile karakterize bir sağlık problemidir. Sağlık problemi diyoruz, çünkü bu rahatsızlık, tek başına bir hastalık değil, aksine birçok değişik rahatsızlığın ilk belirtisi olarak oluşabilen bir durum. 70 yıl kadar önce ilk tanımlanmasından bu yana, benim de aralarında bulunduğum, birçok araştırmacı bu konu hakkında yüzlerce klinik ve deneysel araştırma yayınlamasına rağmen, hala tam olarak nedeni, hastalığın gidişatı ve tedavisi hakkında bir fikir birliği bulunmamaktadır. Literatürde tedavisine yönelik şimdiye kadar 50’den fazla tedavi yöntemi tanımlanmış olması da bu kafa karışıklığının objektif göstergesi olsa gerek.

Ani işitme kaybı acil bir durum mudur?

Her ne kadar, tanısı ve tedavisi konusunda bir fikir birliği olmaması kafamızı karıştırıyor olsa da, bu durum, karamsar olmamız için bir neden değil. Sahip olduğumuz bazı bilgiler içimizi rahatlatıyor. Bunlardan birincisi, bu hastaların yaklaşık yarısının kendiliğinden, hiçbir tedaviye ihtiyaç olmaksızın düzeliyor olması. İkincisi, uygun tedavi yöntemleri ile kendiliğinden düzelmeyen hastaların büyük çoğunluğunda işitmenin tekrar eski düzeylerine geri döndürülebiliyor olması. Altı çizilmesi gereken nokta, ani işime kaybının acil bir durum olduğunun bilinmesi gerekliliğidir. Eski hocalarımızın deyişiyle ‘Ani işitme kaybı, kulağın enfarktıdır.‘ Dolayısıyla, fark edilir edilmez bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı’na ulaşmak uygun bir davranış olacaktır. Ani işitme kaybının hasta tarafından hissedilen belirtileri, kulak çınlaması, işitmede azalma, kulakta doluluk yada dolgunluk hissi, baş dönmesi yada dengesizlik hissi olabilir. Elbette, bu belirtiler dış kulak yolu iltihabı yada kulak salgılarının dış kulak yolunda birikmesi (kulak kiri, wax, buşon) gibi çok daha sık görülen ve çok daha basit patolojilere bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Ani işitme kaybı tanı ve tedavisi

Bu belirtilerden bir yada birkaçının varlığı ile başvuran bir hastada yapılan işitme testi ile ‘Ani İşitme Kaybı‘ tespit edildiğinde, tanı ve tedavi yöntemleri ile ilgili çalışmalara hemen başlanır. Günümüzde iç kulak tomografisi ve manyetik rezonans inceleme gibi ileri, detaylı inceleme imkanlarımız olmasına rağmen, bu hastaların %90’ında herhangi bir neden belirlenememektedir. Bu şekilde nedeni bulunamayan işitme kayıplarının geçirilmiş viral üst solunum yolu infeksiyonlarına, damar problemlerine veya bağışıklık sistemini etkileyen patolojilere bağlı olduğu değişik deneysel çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu noktadan hareketle, hastalar başta steroidler (kortizon gibi) olmak üzere, bir grup ilaçla tedavi edilmek üzere hastaneye yatırılmaktadır. Steroid tedavisi sistemik verilebildiği gibi, kulak içi uygulamalar da başarı ile yapılabilmektedir. Güncel ana tedavi yaklaşımı, steroidlerin sistemik ve kulak içi uygulamasını içermektedir. Kan sulandırıcı ilaçlar, kan arttırıcı ilaçlar ve bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçların kombine kullanımı da söz konusu olabilir.
Hepinize sağlıklı işitme dileklerimle…

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
 
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
 

Baş Dönmesi (Vertigo) Nedenleri

Baş Dönmesi (Vertigo)

Dengesizlik” hissi, “vertigo”, “baş dönmesi”, “düşecekmiş gibi olma”, “bayılacakmış gibi olma” gibi denge bozukluğunu ifade eden şikayetler, nerede ise her bireyin hayatının bir döneminde deneyimlediği sorunlardandır. Denge ile ilgili sorunlar, her yaş grubunda görülse de, yaş ile birlikte sıklıkları artmaktadır. Dengesizlik hissi (vertigo), çok değişik rahatsızlıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu nedenleri olabildiğince basit bir şekilde sınıflamak istersek şu başlıklar altında inceleyebiliriz.

A. Organik nedenler

  1. Kalp ve damar sistemi ile ilgili (kardiyovasküler) nedenler
  2. Vestibüler (denge sistemi ile yani iç kulak ve bağlantıları ile ilgili) – periferik nedenler
  3. Nörolojik (sinir sistemi ile ilgili) – santral nedenler
  4. Kalp-damar sistemi dışındaki sistemik nedenler

B. Psikojenik nedenler

Vertigo nedeninin belirlenebilmesi yani tanı koyulması için öncelikle detaylı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi yapılmalı, ardından gerekli görülürse işitme ve dengeye yönelik tetkikler gerçekleştirilmelidir. Hastanın yaşına ve olası tanıya göre kan tetkikleri, Manyetik rezonans gibi görüntüleme tetkikleri ve diğer branş hekimleri ile konsültasyon gerekli olabilir.

En sık baş dönmesi (vertigo) sebebi olan hastalıklar ise şunlardır:

  1. Vestibüler nörit (denge sinirinin iltihabı)
  2. Tekrarlayıcı vestibülopati
  3. Benign pozisyonel başdönmesi (kristal oynaması)
  4. Yaşlılığa bağlı başdönmesi
  5. Multiple skleroz
  6. Epilepsi (sara)
  7. Migren
  8. Vertebrobaziler yetmezlik
  9. Hidrops: Meniere hastalığı, alerji, hipotiroidi, sifiliz, herpes simpleks enfeksiyonu, kabakulak, Mondini anomalisi gibi farklı hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir.
  10. Labirentit
  11. Kulağa toksik ilaç kullanımı
  12. Travma
  13. Akustik nörinom
  14. Fistül
  15. Merkezi sinir sistemi tümörleri
  16. Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları
  17. İnflamatuar hastalıklar

Daha fazla bilgi ve iletişim için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Kulak Mantarı

Dış kulak kanalı enfekisyonu nedenlerinden birisi olan kulak mantarı hakkında bir videoyu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.

Dış kulak yolu mantar enfeksiyonu – Otomikoz – Otomycosis hakkında kısa bilgiler…

Tinnitus ( Kulak Çınlaması)

Tinnitus Tedavisi

Tinnitus nedir?

Tinnitus en sık “kulak çınlaması” olarak ifade edilir. Dışarıdan herhangi bir ses uyaranı olmadan kulakta hissedilen ses olarak tanımlanabilir. Bireyin hissettiği ses şiddetli ya da hafif, tiz sesli ya da pes sesli, tek ya da çift kulakta olabilir. Sesin özelliğine göre uğultu, vınlama, gürültü, cızırtı, vızıltı olarak da hastalar tarafından tarif edilebilir. Her üç – on kişiden birinin hayatının belirli bir döneminde kulakta ses yakınması olduğu bilinmektedir. Bazı hastalar tarafından ses kafa çınlaması, kafada ses olarak da adlandırılabilmektedir.

Tinnitus nedenleri nelerdir?

Tinnitus başlı başına bir hastalık değil, birçok değişik neden tarafından oluşturulabilen bir belirtidir. İşitme sisteminin herhangi bir yerindeki bir sorunun göstergesi olabilir. İşitme sisteminin bölümleri dış, orta ve iç kulak; işitme siniri, beyin sapı ve beyin olarak sıralanabilir. Nedeni dış kulak kanalında koyulaşmış kulak salgısı (kulak kiri, buşon) gibi basit, ya da işitme sinirinin tümörleri gibi karmaşık olabilir. Bazı klinik durumlarda kulak çınlaması sıklıkla görülür. Bunlar arasında işitme kayıpları, kulak – burun – geniz – sinüs hastalıkları, kalp damar hastalıkları, iç kulak ve beyin tümörleri, tiroid bezi hastalıkları, hormonal değişiklikler ve Meniere gibi hastalıklar sayılabilir.

Bazı bireyler işitme kayıpları olduğunu ilk olarak kulak çınlamaları ile fark edebilir. İşitme kayıplarının daha sık görüldüğü yaşlılarda tinnitus görülme sıklığı da daha fazladır. Birçok ilacın gerek iç kulak üzerine olan etkileri, gerekse kalp damar sistemine olarak etkilerine ikincil olarak kulak çınlaması yaptığı bilinmektedir. Yaşlılarda ilaç kulanım oranları da daha fazla olduğundan, bu durum da tinnitus sıklığını arttırmaktadır.

Belirli bir seviyenin üzerinde gürültüye uzun süre maruz kalınması (gürültülü işyerlerinde uzun süre çalışma gibi) ya da çok yüksek sese bir seferde aniden maruz kalınması (silah atılması ya da patlama gibi) işitme kaybına yol açabilir. Bu durumun nedeni gürültünün iç kulaktaki duyu hücrelerine zarar vermesidir. Gürültüye bağlı işitme kaybı olan bireylerde tinnitus sık görülen bir belirtidir.

Bireylerin sadece kendisinin fark ettiği tinnitusun yanı sıra, nadir hastalarda bireyin hissettiği ses başkaları tarafından da duyulabilir. Bu duruma objektif tinnitus adı verilir. Nedenleri genellikle kas ya da damar hastalıkları ile ilişkilidir.

Her ne kadar yukarıda sadece birkaç örneğini anlattığımız onlarca değişik tinnitus nedeni olsa da, çoğu hastada tinnitusa yol açan bir neden bulunamaz. Tinnitusun şiddeti, süresi, tizliği ya da pesliğine göre ciddi bir hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda herhangi bir fikir elde edilemez. Tinnitus nadiren yaşamı tehdit eden bir nedenden kaynaklanır.

Tinnitus bireylerin yaşam kalitesini azaltabilir. Çok fazla önemsenmesi bireyde tükenmişliğe, depresyona, kaygıya ve panik atağa yol açabilir. Tinnitusu olan bazı bireyler işitmede, yaptıkları işe konsantre olmada ve uyumada güçlük çekebilir.

Kulak çınlaması olan bir birey ne yapmalıdır?

Kulak çınlaması olan bir bireyin öncelikle bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanına muayene olması uygun olacaktır. Bu sayede kulak kiri, dış kulak yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, kulak zarının delik olması gibi sadece muayene ile kolaylıkla tanısı koyulabilecek bazı tinnitus nedenlerinin bulunup bulunmadığı ivedilikle tespit edilmiş olur. Doktorunuzun size soracağı genel sağlığınız, kullandığınız ilaçlar ve alışkanlıklarınız ile ilgili sorular da birçok tinnitus nedeni hakkında fikir verici olacaktır. Tam bir kulak burun boğaz ve baş boyun muayenesinin yapılması ile burun, geniz, sinüsler, ağız, yutak, gırtlak bölgesinden kaynaklanabilecek olası nedenlerin tamamı gözden geçirilebilir. Muayenenin ardından ihtiyaç duyulması halinde yapılabilecek işitme ile ilgili testler de tinnitusun nedeni hakkında yol gösterici olacaktır.

Kulak çınlaması tedavi edilebilir mi?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi tinnitus tek başına bir hastalık değildir. Birçok değişik nedenden oluşabilen bir ortak belirtidir. Hastaların bir kısmında belirli bir neden tespit edilebilir. Bu sayede, bu nedenin tedavisi (dış kulak yolu iltihabında yapılacak ilaçla tedavi ya da kronik orta kulak iltihabında yapılacak cerrahi tedavi gibi) ile tinnitus da tedavi edilmiş olacaktır. Herhangi bir tinnitus nedeni bulunmayan bireylerde aşağıdaki yöntemlerin yalnız başına ya da birden fazla yöntemin birlikte kullanımı ile birçok birey kulak çınlamaları ile daha iyi baş edebilmektedir.

İlaçlar: İç kulağın kanlanmasını arttıran, kas spazmlarını azaltan, bireyin belirli bir sorun üzerine algısını değiştiren, kaygı ve depresyonu azaltmaya yarayan çok değişik gruplardan ilaçların doğru doz ve sürede kullanımı tinnitus ile baş etmede faydalı olabilmektedir.

İşitme cihazları: İşitme kaybı ile birlikte olan kulak çınlamalarının tedavisinde önemli fayda sağlarlar.

Kulaklıkla kullanılan ses kaynakları: Tinnitus sesini baskılayan ya da değiştiren bazı seslerin kulaklıkla dinlenmesi kulak çınlamasının rahatlamasını sağlayabilmektedir.

Uzaktan dinlenebilen ses kaynakları: Değişik sesler ya da ses üreten cihazlar veya programlar tinnitus sesini baskılama ya da daha kolay kabullenmeyi sağlayabilir. Bu sayede rahatlama ve daha kolay uykuya dalma sağlanabilir.

Bu yaklaşımlar tinnitus için kullanılan temel yöntemler olmakla birlikte bitkisel tedaviler, manyetik dalga uygulaması, lazer uygulaması, biyogeribildirim, tinnitus sesinin eşleştirilmesi ve adaptasyonu, yaşam şekli değişiklikleri gibi çok değişik yöntemler de tinnitus tedavisinde alternatif olarak kullanılabilir.

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Orta Kulakta Su Toplanması (Efüzyonlu Otitis Media)

EOM OGUZ

Çocukluk çağının en sık görülen hastalıklarından birisidir. En yaygın ifade edilme şekilleri “orta kulakta su toplanması” ya da “kulak zarı arkasında sıvı olması” dır. Çocukluk çağında orta kulakta sıvı birikmesi durumu KBB literatüründe SOM (seröz otitis media) ya da EOM (efüzyonlu otitis media) olarak adlandırılır. EOM kesin tedavisi yapılabilen bir hastalıktır. Çocukların önemli bir kısmında hastalık kendiliğinden dahi düzelebilir. Bir ay içinde düzelme görülmemesi durumunda ilaç tedavileri denebilir. İnatçı durumlarda ise cerrahi olarak kesin tedavisi yapılabilir.

Kulak Anatomi

Orta kulağın yapısı

Kulak zarı dış kulak yolunun sonunda bulunur. Zarın ön yüzeyi dış kulak yolu, arka kısmı ise orta kulak boşluğuyla komşudur. Zara çarpan ses dalgaları zarla bağlantılı olan çekiç kemiğini, daha sonra sırasıyla örs ve üzengi kemiğini titreştirerek iç kulağa ulaşır. Orta kulakta yer alan ve birbiriyle bağlantılı olan bu çekiç, örs ve üzengi kemikleri, kemikçik zinciri olarak bilinir. Ses enerjisinin en ideal şekilde iç kulağa ulaşabilmesi sağlam ve serbestçe titreşebilen bir kulak zarına ve kemikçik zincire ihtiyacı vardır. Kulak zarı ve kemikçik zinciri sisteminin rahatça titreşebilmesi için kulak zarının her iki tarafının eşit basınçta hava ile dolu olması gerekir. Kulak zarının dış tarafı dış kulak yoluyla direkt atmosfere açık olup 1 atmosferlik hava basıncının etkisi altındadır. Zarın arka kısmındaki orta kulak boşluğunun havası ise genizden Eustachi borusu yoluyla gelir.

Geniz

Geniz Tıkanıklığı

Geniz bölgesi, burun boşluğunun arka tarafında, yumuşak damak ve küçük dilin üst bölgesinde yer alır. Nefes alma sırasında burundan geçen hava, genizden geçerek gırtlağa ulaşmaktadır. Sağlıklı bir çocuğun gelişimi sırasında erken yaşlardan itibaren geniz bölgesinde adenoid dokusu (geniz eti) büyümeye başlar. Geniz bölgesinde yer kaplayan bir kitle bulunursa burun tıkanıklığı oluşur ve nefes almak için ağız yolu kullanılır. Geniz eti nedeniyle Eustachi borusunda fonksiyon bozukluğu oluşursa orta kulağa hava ulaştırılması aksar.

Efuzyonlu Otitis Media

Orta kulakta su toplanması

Eustachi borusu çalışmazsa orta kulaktaki hava basıncı düşer ve vakum etkisi oluşur. Diğer bir deyişle dış kulaktaki hava basıncı göreceli olarak yüksek kalır, kulak zarı pozitif basıncın etkisiyle orta kulağa doğru çökmeye başlar. Bu durum uzun sürerse, orta kulak örtüsünce salgı üretilir. Sonuçta orta kulak boşluğu sıvı ile dolar ve kulak zarına iç taraftan destek oluşur.

Eustachi borusu fonksiyon bozukluğu birkaç hafta içinde düzelirse, salgılar genize boşalarak her şey normale döner. Ancak tıkanıklık daha uzun sürerse salgılar gittikçe koyulaşarak tutkal kıvamına ulaşır, zarın ve kemikçiklerin titreşmesine engel olup, orta derecede işitme kaybı ile sonuçlanır. Problem aylarca sürecek olursa, orta kulakta yapışıklıklara ve erişkin hayata kadar uzanan kalıcı problemlere neden olabilir.

Hastalığın Medikal Tedavisi

EOM’nin takibinde bazen ilaçsız dahi düzelme olabilmektedir. Yeni saptanan bir olguda birkaç hafta içinde şikayetler düzelmiyorsa orta kulak basıncı ölçülüp çeşitli ilaçlarla tedavi denenmelidir. Gerek hastanın hikayesi, gerekse muayene ve tetkik sonuçları uzun süreli bir problem olduğunu düşündürüyorsa, tedavi seçeneği fazla geç kalınmadan cerrahi olmalıdır.

Hastalığın Cerrahi Tedavisi – Kulak Zarına Delik Açılması – Kulak Tüpü Takılması

Cerrahide kulak zarı delinip sıvı boşaltılır ve oluşturulan delik hemen kapanmasın diye, orta kulağa hava taşınmasına yardımcı olmak üzere tüp yerleştirilmesi gerekir. Patolojinin sebebi olarak geniz eti düşünülüyorsa, geniz etinin  de ameliyatla alınması gerekir.

Ameliyat Sonrası Takip

Kulak zarına tüp takılmasıyla zarın bütünlüğü bozulmuş olur. Bu durumda dış kulak yoluna su kaçması halinde, suyun orta kulağa geçmesi mümkündür ve orta kulakta iltihaplara neden olabilir. Kulak tıkaçlarıyla su kaçmasına engel olunmalı, havuza veya denize girilirken baş suya sokulmamalıdır. Tüplerin 2-3 ayda bir kontrolüyle takibi gerekir. Vücudumuz bünyesindeki bütün yabancı maddeleri attığı gibi, tüpleri de genellikle atacaktır. Genizdeki Eustachi borusunun havalanmasına engel olan olay düzelmeden tüpler atılırsa yeniden yerleştirilmesi gerekebilir. Geniz tıkanıklığının uzun sürdüğü hastalarda, uzun süreli kalabilen özel tüpler takılabilir. Genel olarak tüplerin 2 yıldan daha uzun süreyle kalmasına izin verilmez. Uzun süreli kalan tüpler veya kendisi orta kulakta iltihaplara neden olan tüpler KBB muayenesi sırasında alınabilir.

UNUTULMAMALI

–          EOM çocukluk çağının en sık hastalığıdır.

–          Genellikle sebep geniz etinin büyümesidir.

–          Bu hastalığın tedavisi mümkündür.

–          Geniz eti alınsa dahi çocuğun yaşına ve fizyolojisine bağlı olarak yeniden büyüyebilir, fonksiyon bozukluğuna neden olursa yeniden alınması gerekebilir.

–          Tüp takılan kulaklara su kaçırılmamalıdır.

–          Kulak tüplerinin takibi önemlidir.

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Vertigo – baş dönmesi Tedavisi

Dengesizlik hissi, hastaların hekime başvurma nedenleri arasında en sık görülen nedenlerden birisidir. 65 yaş üzeri bireylerde en sık üçüncü doktora gitme nedenidir. Bu kadar sık olarak görülmesine rağmen, şikâyetin ifade edilmesi dahi güç olabilmektedir. Hastalar bu durumu baş dönmesi, vertigo, denge bozukluğu, etraf dönüyor gibi, başım kafamda değil gibi, ayağımın altından yer kayıyor gibi değişik şekillerde ifade edebilmektedir.  Rahatsızlığın kaynağı periferik (iç kulak) ya da merkezi sinir sistemi (beyin, beyincik gibi) olabilir. Tanının doğru koyulabilmesi için tam bir kulak burun boğaz muayenesi ve ilgili laboratuvar testlerinin yapılması uygun olur. Laboratuvar testleri arasında en sık kullanılanlar işitme (odyolojik inceleme) ve basınç testleri ile denge sistemini değerlendiren testlerdir (videonistagmografi gibi). Tedavi, nedene yönelik olarak yapılır. Bazı hastalarda baş boyun manevraları tedavi için yeterli olabilirken, bazı hastalarda ise ilaçlar, kulak içi iğneler ya da cerrahi tedaviler gerekli olabilir.

Devamlı ya da aralıklı baş dönmesi, dengesizlik, vertigo şikayetleriniz varsa Kulak Burun Boğaz muayenenizi yapabilmemiz ve gerekli testlerinizi kliniğimizde gerçekleştirebilmemiz için lütfen aşağıdaki telefonumuzdan bizimle iletişime geçiniz.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara

İşitsel Nöropati

İşitsel nöropati, iç kulağın sesi başarılı bir şekilde tespit ettiği ancak sesin kulaktan beyne gönderilmesinde bir sorun olduğu bir işitme bozukluğudur. Bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaştan insanı etkileyebilir.

İşitsel nöropatisi olan bireyler her zaman zayıf konuşma algılama yeteneklerine sahiptirler, yani konuşmayı net bir şekilde anlamakta zorluk çekerler. Bu bireyler, odyolojik değerlendirme sonucunda işitme kaybı derecelerine göre öngörülenden daha fazla konuşma algısında bozulma yaşarlar. Örneğin, işitsel nöropatisi olan bir kişi sesleri duyabilir, ancak yine de konuşulan kelimeleri tanımakta zorluk çekebilir.

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi

Telefon: 0 312 284 28 88

GSM: 0 531 431 06 94

Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Çocuk Kulak Hastalıkları ve Geniz Eti

Çocuk kulak hastalıkları

Tekrarlayan orta kulak iltihabı

Otitis media

Orta kulak enfeksiyonları

Çocuklarda burun tıkanıklığı

Geniz eti (Adenoid)

Geniz eti ameliyatı (Adenoidektomi)

Kulak zarına delik açılması – Kulağa tüp takılması (Miringotomi – Ventilasyon tüpü tatbiki)

Çocuklarda kulak ağrısı

Çocuklarda işitme azlığı

Çocuklarda burun tıkanıklığı

Dış kulak yolu iltihabı (otitis eksterna) hakkında bir televizyon söyleşisi…

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara

Otoakustik emisyon

Otoakustik emisyon nedir?

Çevre seslerinden bağımsız olarak, insan iç kulağında kokleada (salyangoz)  yer alan dış tüylü hücrelerinde üretilen düşük şiddetli akustik sinyaller, otoakustik emisyon olarak adlandırılır. Kokleada kendiliğinden oluşan bu sinyaller dış kulak kanalına yerleştirilen hassas bir mikrofon yardımıyla ölçülebilir. Bu ölçüm, akustik bir uyaran varlığında veya yokluğunda yapılabilir.

Otoakustik emisyon testi nasıl yapılır?

  • Test, muayenehane koşullarında, herhangi bir anestezi gereksinimi olmadan yapılabilir.
  • Hasta oturur pozisyondayken kulağına prob mikrofon takılarak ölçüm yapılır.
  • Hastadan test esnasında konuşmaması ve sabit durması istenir.
  • Ağrı ve acı hissi duyulmaz.
  • Aynı işlem her iki kulak için ayrı ayrı tekrarlanır.
  • Buşon (kulak kiri), yenidoğanda doğum artıkları ve sekresyon (salgı) teste engel olabilir. Test yapılmadan önce dış kulak kanalı ve kulak zarının değerlendirilmesi, testin uygun şekilde yapılabilmesine olanak sağlar.

Otoakustik emisyon hangi durumlarda alınamayabilir?

  • Dış kulakta buşon (kulak kiri), stenoz (darlık), atrezi (kapalılıktıkanıklık) varlığında,
  • Orta kulakta negatif basınç, aşırı esneklik, kemikçik fiksasyonu, otitis media, kulak zarı retraksiyonu varlığında,
  • İç kulakta enfeksiyon, darbe, ototoksisite (ilaçlara bağlı kulağın toksik etkilenmesi), akustik travma varlığında emisyonlar alınamayabilir.

Otoakustik emisyon sınıflaması

1) Spontan (Kendiliğinden) Otoakustik Emisyonlar

2) Evoked ( Uyarılmış) Otoakustik Emisyonlar

  • Transient (Geçici) Otoakustik Emisyonlar
  • Distortion Product Otoakustik Emisyonlar
  • Stimulus Frequency Otoakustik Emisyonlar

1) SPONTAN OTOAKUSTİK EMİSYON  (SOAE)

SOAE, akustik uyaran olmaksızın oluşan düşük yoğunluklu, devamlı sinyallerdir. Normal işitmeye sahip insanların yüzde ellisinde bulunabilir.

SOAE’lerin bulunması hastanın işitmesinin normal ya da normale yakın olduğunu gösterirken, bulunmaması işitme kaybının olduğu anlamına gelmez.

SOAE’ler sadece işitmenin normal olduğu frekanslarda meydana gelir. Sağlıklı bireylerin bir kısmında spontan OAE’ler mevcut olduğundan klinik uygulamalarda tercih edilmez.

2) EVOKED (UYARILMIŞ) OTOAKUSTİK EMİSYON

     TRANSİENT (GEÇİCİ) OTOAKUSTİK EMİSYON (TEOAE)

Akustik uyaran ardından ortaya çıkan frekansa özel cevaptır. İşitmesi normal, orta kulak ve kokleası (salyangoz) normal olan kişilerde ölçülebilir.

TEOAE, kısa süreli akustik uyaranı takiben 4-20 msn içinde kaydedilir. En sık 1-4 kHz frekans aralığında gözlenir.

Sensörinöral işitme kayıplarından etkilenir. 30 dB HL den daha fazla işitme kaybı olanlarda Transient Otoakustik Emisyonlar gözlenmez. Ölçümler iki farklı uyaran yardımıyla yapılabilir.

  • Klik uyaran; geniş frekans bölgesi uyararak koklea (salyangoz) hakkında bilgi verir.
  • Tone burst; uyaran belirli frekans bölgelerini uyararak koklea (salyangoz) hakkında bilgi verir.

      DISTORTION PRODUCT OTOAKUSTİK EMİSYON (DPOAE)

DPOAE, iki farklı frekanstaki pure tone (saf ses) uyaranın sürekli verilmesi ile ortaya çıkar.

F1 ve F2 olarak adlandırılan bu iki ses kokleaya (salyangoza) verilir. Koklea (salyangoz) bu iki saf sesten farklı bir frekansta ses üretir ve bu sesin ölçülmesi sonucunda DPOAE ölçümü yapılmış olur.

DPOAE de en belirgin cevap 2F1-F2 formülünde ortaya çıkmaktadır.

İki frekans arasındaki uzaklık F2/F1 oranı ile ifade edilir. F2/F1 = 1,22 kokleanın en iyi cevap verdiği orandır.

F1: Alçak frekanslı uyarandır. Şiddeti L1 şeklinde gösterilir.

F2: Yüksek frekanslı uyarandır. Şiddeti L2 şeklinde gösterilir. Uyaran şiddetleri arasındaki oranın DPOAE amplitüdleri üzerine etkisi vardır.

0,5-8 kHz frekans aralığında yapılabilir.

Sensörinöral işitme kayıplarından etkilenir. 50 dB den fazla sensürinöral işitme kaybı olanlarda DPOAE gözlenmez. Ototoksisite (ilaçlardaki toksik etki) de güvenilir bir test yöntemidir.

     STIMULUS FREQUENCY (UYARAN FREKANSI) OTOAKUSTİK EMİSYON (SFOAE)

SFOAE, pure tone (saf ses) uyaran kullanılarak yapılır. Cevaplar uyaranın sürekli verildiği anda alınır.

SFOAE,  teknik zorluklardan ve daha kolay yöntem olan TEOAE ile koklear (salyangoz) bazda aynı orijinli olduğundan klinik kullanımı kısıtlıdır.

Klinik uygulama alanları

  • Yenidoğan işitme taramasında
  • İşitsel nöropati tanısında
  • Ototoksisite monitörizasyonunda
  • Gürültüye maruziyette (Akustik travma)
  • Odyolojik değerlendirme için güvenilir yanıt vermeyen hasta gruplarında (otizm, mental retardasyon, …)
  • Çocukluk çağı işitme testlerinde
  • İşitme siniri cerrahisi sonrası kalan işitmenin tahmininde
  • Fonksiyonel işitme kayıplarının değerlendirilmesinde
  • Koklear/Retrokoklear disfonksiyonların ayırımında
  • Tinnitus tanı ve tedavisinde
  • Ani işitme kaybı tanı ve tedavisinde
  • Preoperatif dönemde koklear monitörizasyonda kullanılmaktadır.

Avantajları nelerdir?  

  • Objektif bir yöntemdir.
  • Test süresi kısadır.
  • Hastanın genel durumundan bağımsızdır.
  • Güvenilirliği yüksektir.
  • Girişimsel bir işlem değildir, sedasyon, anestezi gerektirmez.

Dezavantajları nelerdir?

  • Testi yapabilmek için sessiz ortam gereklidir.
  • Test sonuçları dış ve orta kulak patolojilerinden (iletim tipi işitme kaybı) etkilenebilir. Öncesinde özenli bir kulak muayenesi yapılmalıdır.
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
« Older Entries