Category Archives: Dil ve Konuşma Bozuklukları

Artikülasyon Bozukluğu

Artikülasyon, konuşmaya yardımcı organların hareket ve uyumunun, zamanlamasının ve hava akımının düzenlenmesinin sağlanması sonucu konuşma seslerinin üretimidir. Bireyin bazı sesleri üretmede zorluk yaşaması ya da yanlış üretmesi artikülasyon bozukluğunu işaret eder. Bu durum konuşmanın anlaşılırlığını olumsuz etkiler. Çocukların sık sık ses hataları yapması olağan olaibilir. Ancak, bu hatalar o sesin gelişimi için beklenen yaş geçtiğinde hala devam ediyorsa bu durum bir artikülasyon bozukluğu olarak tanımlanır. Artikülasyon bozukluğu, konuşma terapisi ile düzelebilen bir rahatsızlıktır.

iletişim – Randevu: 0 312 284 28 88

Gecikmiş Konuşma

Konuşma gecikmesi, çocuklarda doğuştan veya dil edinimi – gelişimi sürecinde karşılaşılan bir aksaklık sonucunda, yaşa göre beklenen düzeyde konuşmanın olmamasıdır.

Dil ve konuşmayı ayrı ayrı düşündüğümüzde, dil gecikmesi, konuşma gecikmesinden daha ciddi bir durumdur; bunun nedeni, dilin çocuğun zihinsel gelişimine paralel olarak gelişmesidir.

Konuşma gecikmesi ise okul öncesi çağdaki çocuklarda çok sık karşılaşılan bir problemdir. Çocukların %5-10’unda görüldüğü rapor edilmektedir. Konuşma gecikmesi olan çocukta fiziksel, nörolojik ve zihinsel bir sorun yok ise, konuşma terapisi ile sağlanabilecek yarar, daha hızlı gözlenebilmektedir.

Daha fazla bilgi için: Fonomer – Prof.Dr. Haldun OĞUZ 0 312 284 28 88 – 0 531 431 06 94

Ses teli cerrahisi sonrası ses istirahatinin süresi ne kadar olmalıdır?

VOICE REST HALDUN OGUZ.JPG

Cerrahinin ardından hastalara 1 ile 14 gün arasında kesin ses istirahati verilebilir. Ses kullanımı, klinisyenin gözetiminde aşamalı olarak arttırılır. Profesyonel ses kullanıcıları ve lezyonları büyük olan hastalar gibi bazı hastaların kısıtlamasız ses kullanımına geçmeleri 30 -60 günü bulabilir. Ameliyat sonrası bakım, lezyonun tipine ve yerine, doku defektinin derecesine, hastanın cerrahi öncesi ses kullanımı ve ses gereksinimlerine ve klinisyenin tecrübesine göre her hasta için bireysel olarak belirlenir ve uygulanır.

haldunoguz.com

drhaldunoguz.com

+90 312 284 28 88

Ses Terapisi

Terapi OGUZ  Ses terapisi, ses problemlerinin tamamında kullanılabilecek bir tedavi yöntemidir. Bazı ses rahatsızlıklarında tek tedavi yöntemi olarak kullanılır iken, bazılarında ise tıbbi (ilaçla) veya cerrahi tedavinin öncesi ve sonrasında destekleyici olarak kullanılabilir.Çok faydalı olmasına rağmen, hiçbir ses patolojisi için özgün bir ses terapisi yöntemi yoktur. Aksine, her hasta için seçilen ses terapisi yöntemi, yoğunluğu ve süresi, hastanın ihtiyaçlarına göre birbirinden farklı olmalıdır. İdeal olarak ses terapisine başlamadan önce hastanın ses probleminin nedeni belirlenmelidir. Bu amaçla objektif ses analizinin yapılması ve ses tellerinin videolaringostroboskopi ile değerlendirilmesi gereklidir. Elde edilen bulgular hasta ve ses terapisinde aktif rol oynayacak ekip ile (Kulak Burun Boğaz Uzmanı ve Ses Patoloğu)   ve eğer hasta bir ses profesyoneli ise sesi ile ilgilenen diğer kişilerle (Ses Koçu, Şan Eğitmeni gibi) birlikte değerlendirilmeli ve terapi amaçları belirlenmelidir.

Son yıllarda larinks (gırtlak, hançere) hakkındaki bilgilerde görülen ani artış, ses ve ses rahatsızlıklarının fizyolojisi, bozuklukları ve tedavisine olan ilgiyi de arttırmıştır. Bu sayede sesin objektif değerlendirmesi ve ses tellerinin görüntülenmesi konularında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Böylece, çok daha hızlı ve doğru tanılar elde edilmekte ve tedavi sürecine bir an önce geçilebilmektedir. Her geçen gün, hem ses rahatsızlıkları ile uğraşan sağlık profesyonellerinin, hem de sesi ile hayatını kazanan ses profesyonellerinin zaman kısıtlılıkları da arttığından, günümüzdeki ses terapi protokolleri yaklaşık 6-10 seans olarak planlanmaktadır. Her ses terapisi yönteminin amaçları farklı olmakla beraber, tüm ses terapi teknikleri için evrensel olan bazı genel hedefler de mevcuttur. Bunlar gerek cerrahi öncesi yada cerrahi sonrası için verilen ses terapileri, gerekse tek tedavi olarak kullanılacak ses terapisi için önem arz eder:

  1. Hasta eğitimi: Hasta eğitimi, tüm tedavi protokolleri için birinci basamaktır. Her hasta, sesin nasıl oluştuğunu ve kendilerindeki problemin sesinde nasıl bir sıkıntıya yol açtığını anlamalıdır. Hasta ses terapisinin mantığını, kullanılacak tekniği ve tedavinin amaçlarını anlamalıdır. Tedavi yaklaşımı hastanın aklına yatmıyorsa, yada terapiyi uygulayacak kişi kararlı değil veya yeterli açıklama yapmıyorsa, hastanın tedavi programına uyum göstermesi güç olacaktır.
  2. Ses hijyeni: Her hasta için uygulanması gereken ses hijyeni kurallarının yanı sıra, her hasta için özgün olarak dikkat edilmesi, buna uygun olarak yapılması/yapılmaması gereken konular belirlenmelidir. Örneğin tüm ses kullanıcıları için yeterli sıvı alımı, gerekirse bulunulan ortamın nemlendirilmesi önemlidir. Kişisel ses kullanım alışkanlıkları hakkında bilgi sahibi olunması, genellikle sesin yoğun olarak kullanıldığı ortam ve ortamdaki gürültü özelliklerinin bilinmesi, ve diğer çevresel faktörlerin irdelenmesi daha sağlıklı ses alışkanlıklarının kazanılmasını sağlayacaktır. Sigara kullanılmaması, genel stresin azaltılması, kullanılan ilaçlar ve bunların vücut sıvıları üzerine etkisinin bilinmesi de önemli gerekliliklerdir.
  3. Aşırı ses kullanma davranışının düzeltilmesi: Ses kısıklığı olan bireylerin daha alçak sesle konuşmasının sağlanması, yüksek sesle konuşmanın önlenmesi, alışkanlık haline gelmiş veya sık tekrarlanan boğaz temizleme hareketinin önlenmesi önemlidir. Sesin gün içerisinde toplam kullanımı azaltılmalıdır. Yüksek sesle gülmek, ağlamak ve öksürmek de sese zarar veren davranışlardır. Tüm bu kurallar, nörolojik nedenlere bağlı yada hipofonksiyonel ses kısıklığı olan hastalar dışında ses problemi olan bireyler için kullanılabilir.
  4. Üzerinde anlaşılan amaçlar ve beklentiler: Ses problemi olan birey ve ses terapisini verecek kişi, sesle ilgili bir problem olduğu, bununla ilgili bir şeyler yapılması gerektiği, izlenecek yol ve amaçlanan hedefler konusunda fikir birliği içerisinde olmalıdır.
  5. Hastanın sesindeki değişiklileri fark edebiliyor olması: Eğer hasta, sesinde ses terapisi ile oluşan değişiklikleri fark edemiyor yada hissedemiyor ise, ses terapisi fayda sağlayamaz. Bu durum ses profesyonellerinde sık rastlamadığımız, ancak özellikle yaşlı popülasyonda ve nörolojik problemli bireylerde çok karşılaştığımız bir durumdur.

Hepinize sağlıklı ses dileklerimle…  

Dr. Haldun OĞUZ tarafından kaleme alınan bu yazı, Volume dergisi Ekim 2006 sayısında yayınlanmıştır.

Yaşlılık, yutma bozuklukları ve tedavisi (rehabilitasyonu)

YUTMA BOZUKLUKLARI

Yaşa bağlı organik ve fizyolojik değişiklikler nedeniyle yaşlılarda tüm sistemleri etkileyen genel bir fonksiyonel azalma görülür. Bu değişiklikler yemek yeme ve yutma ile ilgili organlarda da görülür. Yutma ile ilgili sorunlar sadece yaş ile ilişkili olarak değil, kullanmamaya bağlı olarak da oluşur ve artar.

Kullanmamaya bağlı yutma fonksiyon kaybı (disfaji) olabilecek yaşlı bireylerde baş yükseltme egzersizlerinin yutma sırasında laringeal elevasyonu arttırdığı ve bakım merkezlerinde kalan yaşlılarda düzenli ağız çevresi kas hareketi eğitiminin dil basıncı gibi oral fonksiyonları arttırdığı gösterilmiştir. Bu durum, yutma ile ilişkili organlarda yaşa bağlı fonksiyonel azalmanın yanı sıra, rehabilite edilebilecek geri dönüşlü değişiklikler de olduğunu göstermektedir.

Kullanmama sendromu, aktivitenin ve hareketin düzeyinin azalmasının bir sonucudur. Disfaji nedeniyle oral alımın kısıtlanması ile tüp ile beslenme, konuşma gibi oral kaviteyi uyaracak olanakların azalması, ilaç yan etkilerine bağlı sekresyonların azalması sonucu yutma frekansı azalır. Nitekim, aspirasyon pnömonisi olan bireylerde yutma frekansının azaldığı gösterilmiştir.

Yutma, yeme içme ile, tükürük (kuru yutma) ile, geniz akıntısı ile, boğaz reflüsü (laringofaringeal reflü) ile tetiklenebilir. Yutma sıklığı (frekansı) ile ilişkili faktörler arasında en önemlileri arasında salgı (tükürük) hacmi ve yutma refleks eşiği sayılabilir. Tükürük hacmi, kullanılan ilaçlardan, bireyin günlük aldığı su miktarından ve yaşa bağlı fizyolojik ve morfolojik değişikliklerden doğrudan etkilenir. Yutma refleks eşiğinin ise yaşlılarda belirgin olarak daha yüksek olduğu bilinmektedir.

Yutma bozukluğu olan bireylerde uygun yöntemlerle bunun yönetilmesi ve yutmanın daha iyi hale getirilmesi olanağı mevcuttur.

 

Sağlıklı günler dileklerimle.

Prof.Dr. Hâldun OĞUZ

Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı

https://drhaldunoguz.com

0 312 284 28 88 – 0 531 431 06 94

Web: https://drhaldunoguz.com/

Facebook: https://www.facebook.com/ankarakbb

Instagram: https://www.instagram.com/haldunoguz/

Twitter: https://twitter.com/HaldunOguz

Google+: https://plus.google.com/+HaldunO%C4%9EUZ

YouTube: https://www.youtube.com/channel/UCaFsqsKOXijyXT7kjH9YFRQ

LinkedIn: https://www.linkedin.com/in/haldun-oguz-0384436b/

Tumblr: https://drhaldunoguz.tumblr.com/

 

Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara

Google Maps: http://goo.gl/Rd9oJG

« Önceki Yazılar