Category Archives: Çocuk KBB

Burun Tıkanıklığı ve Geniz Eti

OGUZ ADENOID GENIZ ETI

Geniz eti nedir?

Geniz bölgesi (nazofarinks), üst solunum yolunun burundan sonra gelen, burunun hemen arkasında yer alan alanıdır. Bu bölge soluk alıp verme sırasında sürekli olarak hava yolu ile karşılaşılan mikroorganizmalarla temas halindedir. Genizde mukozanın hemen altında, mikroorganizmalarla mücadele eden bağışıklık sistemi (lenfoid) dokuları mevcuttur. Pasif sigara içiciliği, yani anne babanın çocuğun yanında sigara içmesi, alerji ve özellikle mikroorganizmaların tekrarlayan temaslarına maruz kalma yani enfeksiyonlar neticesinde bu lenfoid oluşumlar büyür. Bu duruma geniz eti büyümesi (adenoid hipertrofi, adenoid vejetasyon) adı verilir. Geniz eti 4-7 yaş civarında maksimum büyüklüğüne erişir ve bu yaştan sonra genellikle küçülmeye başlar. Kreşe ya da anaokuluna giden çocuklar, enfeksiyonlarla daha sık karşılaştıklarından geniz etine ikincil sorunlar yaşama olasılıkları da artmaktadır.

Geniz eti nasıl soruna yol açar?

Geniz eti değişik nedenlerle sorunlar yaratabilir. Birincisi, çok büyük olduğunda burundan soluk borusu yönüne mekanik olarak solunumu güçleştirir. Bu durum basit horlama ya da ağız açık uyumadan tıkayıcı uyku apnesi adı verilen uykuda solunum durması ve ona bağlı metabolik sorunlara kadar değişik sonuçlar doğurabilir. İkinci olarak; tıkayıcı özelliğinden farklı olarak, geniz eti tekrarlayan enfeksiyonlar nedeniyle mikroorganizmalar tarafından istila edilebilir. Bu durumda geniz eti bir koruyucu bağışıklık dokusu olmaktan çıkarak mikroorganizmalar için bir rezervuar görevi görür, onların büyümesine ortam hazırlar. Bu durum, geniz etinin yerleştiği bölge, üst solunum ve sindirim sitemi organları açısından bir kavşak olduğundan, tekrarlayan enfeksiyonlara neden olur. Hava yolu tıkanıklığının uzun sürmesi sonucu ise çocuklarda uzun ve ince yüz yapısı, yüksek damak, üst çenenin öne doğru büyümesi, ağızın sürekli açık olması hali, bozuk dişler ve göz altlarında çöküklükler ile karakterize “adenoid yüz” denilen tipik bir yüz ifadesi ortaya çıkar.

Yukarıda sayılan iki ana neden sonrası çocuklarda; tıkayıcı uyku apnesi, üst solunum yolu direnç sendromu, horlama, burun tıkanıklığı ve buna bağlı ağız solunumu, dikkat dağınıklığı ve buna bağlı ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet, gece altına işeme, yutma ve konuşma bozukluğu, tat ve koku almada azalma, orta kulakta sıvı toplanması, işitmede azalma, anormal yüz ve diş gelişimi, büyüme ve gelişme geriliği, pulmoner hipertansiyon, tekrarlayan orta kulak iltihabı, sinüzit, bademcik iltihabı, akciğer iltihabı gibi problemlerle karşılaşılır.

Geniz eti tanısı nasıl koyulur?

Burun içerisinden poliklinik şartlarında yapılan endoskopik muayene ile tanı kolaylıkla koyulur. Bu işlem için özel bir hazırlık gerekmez. Acı ya da ağrı verici bir işlem değildir. Daha eski yıllarda radyolojik görüntüleme ile (film çekilerek) ya da parmakla muayene ile tanı koyulmaya çalışılırdı.  Endoskop ile muayene sayesinde dokunun niteliği de gözlenir ve bunun tümör, enfeksiyon, kist ve benzeri lezyonlardan ayırıcı tanısı yapılabilir.

Geniz eti ameliyatı ne zaman /hangi yaşta yapılmalıdır?

Geniz etinin hava yolunu tıkayacak düzeyde büyük olduğunun belirlendiği her durumda yani doğru endikasyon koyulduğunda her yaşta ameliyat yapılabilir. Eskiden anestezinin komplikasyonlarından daha fazla çekinildiği için 3 yaş sonrası kriter olarak kullanılmakta idi. Bugün daha modern anestetik maddelerle daha küçük çocuklarda da daha güvenli cerrahi yapılabilmektedir.

Ameliyatın riskleri, ameliyat sırasında ve sonrasında oluşabilecek sorunlar nelerdir?

Her ne kadar modern anestetik ilaçlar ve ekipmanlar, güvenli anestezi imkanı oluştursa da, anesteziye ikincil nedenlerle ölüm riski sağlıklı bireylerde ikiyüzbinde 1 olarak bildirilmektedir. Çalışılan alan orta kulak boşluğunu genize bağlayan Östaki tüpünün ağzına yakın olduğundan, bu tüpün zarar görmesi olasıdır. Bu durumda kalıcı orta kulak problemleri ortaya çıkabilir. Ameliyat sonrası yine nadiren de olsa, kanama ve genizde yapışıklıklar olabilir.

Ameliyat sonrası hastayı neler beklemektedir?

Geniz eti ameliyatı, çoğu kez bademcik ile birlikte, hemen bütün dünyada çocukluk döneminin en sık yapılan cerrahi işlemidir. Ameliyatın kendisi 15 dakika kadar sürer. Ameliyathanede uyuma ve uyanma dahil ortalama süre 60 dakika kadardır. Anesteziden uyanma sonrası yaklaşık 5-6 saat sürenin ardından, hastalar genellikle taburcu edilebilir. Hastalar genellikle aynı gün çok sıcak ve katı olmamak kaydıyla bir çok şeyi yiyebilirler. Bireyler ameliyat yarasından ziyade anestezi verilmesi için kullanılan endotrakeal entübasyon tüpünden dolayı 2-3 gün boyunca, genizden ziyade boğazlarında ağrı duyarlar. Açık yara olması nedeniyle çocukların 5-7 gün süreyle okula gitmemeleri uygun olur.

Çocuklarda ses kısıklığı

 

Çocukluk çağı ses problemlerinin değişik çalışmalarda % 4 – 30 oranında görüldüğü ifade edilmektedir. 2000 adet çocuk ve ailesi ile yapılan yeni bir çalışmaya göre 4-12 yaş arasında ses problemleri, ailelere göre %6 oranında mevcut iken, klinisyen değerlendirmeleri ile oranın %11 olduğu belirlenmiştir. Bu yaş grubundaki çocuklarda en sık görülen ses problemleri olarak sırasıyla nodül, mukozal kalınlaşma ve ödem/konjesyon tespit edilmiştir.

cocuk-nodul-haldun-oguz

Prof.Dr. Hâldun OĞUZ

Dış Kulak Yolu İltihabı

KULAK DOKTORU HALDUN OGUZ ANKARA

DIŞ KULAK YOLU İLTİHABI – YÜZÜCÜ KULAĞI – YAZ KULAĞI – KULAK MANTARI

Dış kulak yolu iltihabı [DKYİ] (Otitis eksterna [OE]), kulağımızın üç bölümünden en dış kısmını oluşturan dış kulak kanalı ve/veya kulak kepçesinin enfeksiyöz veya inflamatuar bir hastalığıdır.

En sık şikayet kulak ağrısı, kulak ve çevresinde hassasiyet, dokunmakla ağrının artması, kulakta tıkanıklık ve basınç hissi, dolgunluk ve işitmede azalmadır.

Her yaş grubundan bireyde görülebilir. Su ile daha fazla temas edilen yaz aylarında ve yüzücülerde daha sıklıkla rastlanır.

Altı alt tipi mevcuttur:

Kısa süreli, yaygın DKYİ (Akut diffüz OE): En sık görülen şeklidir.

Kısa süreli, lokalize DKYİ (Fronkül): Genellikle bir kıl kökü iltihabı şeklindedir.

Uzun süreli DKYİ (Kronik OE): 6 haftadan uzun süren DKYİ olarak tanımlanabilir.

Egzema ile birlikte olan DKYİ: Değişik bir çok cilt hastalığı ile birlikte görülebilir. Sedef, alerjik dermatit, lupus bunlardan bazılarıdır.

Kulak mantarı: Candida ve Aspergillus gibi patolojik mantarların dış kulak yolunda bulunması ile görülür.

Nekrotizan (Malign) DKYİ: Daha çok bağışıklık sistemi sorunu olan şeker hastaları ya da AIDS hastaları gibi hastalarda görülen nadir ancak çok ağır seyreden DKY ve çevre dokuların iltihabi hastalığıdır.

Hastalığın tanısı kulağın otoskopik ve endoskopik muayenesi ile koyulur. Tedavisi hangi tip olduğuna göre; hem dış kulak yoluna uygulanan, hem de ağız yolu ya da kas içi / damar içi uygulanan ilaçlar ile yapılabilir.

Orta Kulakta Su Toplanması (Efüzyonlu Otitis Media)

EOM OGUZÇocukluk çağının en sık görülen hastalıklarından birisidir. En yaygın ifade edilme şekli “orta kulakta su toplanması”dır. Çocukluk çağında orta kulakta sıvı birikmesi durumu KBB literatüründe SOM (seröz otitis media) ya da EOM (efüzyonlu otitis media) olarak adlandırılır. EOM kesin tedavisi yapılabilen bir hastalıktır. Çocukların önemli bir kısmında hastalık kendiliğinden dahi düzelebilir. Bir ay içinde düzelme görülmemesi durumunda ilaç tedavileri denebilir. İnatçı durumlarda ise cerrahi olarak kesin tedavisi yapılabilir.

Kulak Anatomi

ORTA KULAĞIN YAPISI

Kulak zarı dış kulak yolunun sonunda bulunur.Zarın ön yüzeyi dış kulak yolu, arka kısmı ise orta kulak boşluğuyla komşudur. Zara çarpan ses dalgaları zarla bağlantılı olan çekiç kemiğini, daha sonra sırasıyla örs ve üzengi kemiğini titreştirerek iç kulağa ulaşır. Orta kulakta yer alan ve birbiriyle bağlantılı olan bu çekiç, örs ve üzengi kemikleri, kemikçik zinciri olarak bilinir. Ses enerjisinin en ideal şekilde iç kulağa ulaşabilmesi sağlam ve serbestçe titreşebilen bir kulak zarına ve kemikçik zincire ihtiyacı vardır. Kulak zarı ve kemiçik zinciri sisteminin rahatça titreşebilmesi için kulak zarının her iki tarafının eşit basınçta hava ile dolu olması gerekir. Kulak zarının dış tarafı dış kulak yoluyla direkt atmosfere açık olup 1 atmosferlik hava basıncının etkisi altındadır. Zarın arka kısmındaki orta kulak boşluğunun havası ise genizden Eustachi borusu yoluyla gelir.

Geniz

GENİZ TIKANIKLIĞI

Geniz bölgesi, burun boşluğunun arka tarafında, yumuşak damak ve küçük dilin üst bölgesinde yer alır. Nefes alma sırasında burundan geçen hava, genizden geçerek gırtlağa ulaşmaktadır. Sağlıklı bir çocuğun gelişimi sırasında erken yaşlardan itibaren geniz bölgesinde adenoid dokusu (geniz eti) büyümeye başlar. Geniz bölgesinde yer kaplayan bir kitle bulunursa burun tıkanıklığı oluşur ve nefes almak için ağız yolu kullanılır. Geniz eti nedeniyle Eustachi borusunda fonksiyon bozukluğu oluşursa orta kulağa hava ulaştırılması aksar.

Efuzyonlu Otitis Media

ORTA KULAKTA SIVI TOPLANMASI

Eustachi borusu çalışmazsa orta kulaktaki hava basıncı düşer ve vakum etkisi oluşur. Diğer bir deyişle dış kulaktaki hava basıncı göreceli olarak yüksek kalır, kulak zarı pozitif basıncın etkisiyle orta kulağa doğru çökmeye başlar. Bu durum uzun sürerse, orta kulak örtüsünce salgı üretilir. Sonuçta orta kulak boşluğu sıvı ile dolar ve kulak zarına iç taraftan destek oluşur.

Eustachi borusu fonksiyon bozukluğu birkaç hafta içinde düzelirse, salgılar genize boşalarak her şey normale döner. Ancak tıkanıklık daha uzun sürerse salgılar gittikçe koyulaşarak tutkal kıvamına ulaşır, zarın ve kemikçiklerin titreşmesine engel olup, orta derecede işitme kaybına neden olur. Problem aylarca sürecek olursa, orta kulakta yapışıklıklara ve erişkin hayata kadar uzanan kalıcı problemlere neden olabilir.

HASTALIĞIN MEDİKAL TEDAVİSİ

EOM’nin takibinde bazen ilaçsız dahi düzelme olabilmektedir. Yeni saptanan bir olguda birkaç hafta içinde şikayetler düzelmiyorsa orta kulak basıncı ölçülüp çeşitli ilaçlarla tedavi denenmelidir. Gerek hastanın hikayesi, gerekse muayene ve tetkik sonuçları uzun süreli bir problem olduğunu düşündürüyorsa, tedavi seçeneği fazla geç kalınmadan cerrahi olmalıdır.

HASTALIĞIN CERRAHİ TEDAVİSİ

Cerrahide kulak zarı delinip sıvı boşaltılır ve oluşturulan delik hemen kapanmasın diye, orta kulağa hava taşınmasına yardımcı olmak üzere tüp yerleştirilmesi gerekir. Patolojinin sebebi olarak geniz eti düşünülüyorsa, geniz etinin  de ameliyatla alınması gerekir.

AMELİYAT SONRASI TAKİP

Kulak zarına tüp takılmasıyla zarın bütünlüğü bozulmuş olur. Bu durumda dış kulak yoluna su kaçması halinde, suyun orta kulağa geçmesi mümkündür ve orta kulakta iltihaplara neden olabilir. Kulak tıkaçlarıyla su kaçmasına engel olunmalı, havuza veya denize girilirken baş suya sokulmamalıdır. Tüplerin 2-3 ayda bir kontrolüyle takibi gerekir. Vücudumuz bünyesindeki bütün yabancı maddeleri attığı gibi, tüpleri de genellikle atacaktır. Genizdeki Eustachi borusunun havalanmasına engel olan olay düzelmeden tüpler atılırsa yeniden yerleştirilmesi gerekebilir. Geniz tıkanıklığının uzun sürdüğü hastalarda, uzun süreli kalabilen özel tüpler takılabilir. Genel olarak tüplerin 2 yıldan daha uzun süreyle kalmasına izin verilmez. Uzun süreli kalan tüpler veya kendisi orta kulakta iltihaplara neden olan tüpler KBB muayenesi sırasında alınabilir.

UNUTULMAMALI

–          EOM çocukluk çağının en sık hastalığıdır.

–          Genellikle sebep geniz etinin büyümesidir.

–          Bu hastalığın tedavisi mümkündür.

–          Geniz eti alınsa dahi çocuğun yaşına ve fizyolojisine bağlı olarak yeniden büyüyebilir, fonksiyon bozukluğuna neden olursa yeniden alınması gerekebilir.

–          Tüp takılan kulaklara su kaçırılmamalıdır.

–          Kulak tüplerinin takibi önemlidir.

Efüzyonlu otitis media (Seröz otitis media)

HALDUN OGUZ EOM

Efüzyonlu otitis media (EOM) ya da diğer adıyla seröz otitis media (SOM), çocukluk çağında çok sık görülen ve halk arasında sıklıkla “kulakta su toplanması” ya da “kulakta sıvı olması” olarak adlandırılan bir durumdur. Geniz eti ve bademcik problemleri ile beraber görülebileceği gibi, tek başına da bulunabilir. Tedavisi ilaçlarla yapılabilir, ilaçlardan fayda görmeyen olgularda ise ameliyatla kulak zarına tüp takılabilir. Erken tanınması ve tedavisinin doğru ve zamanında yapılması, daha ileri yaşlarda gelişebilecek kulak rahatsızlıkları ve işitme kaybının önlenmesi açısından önemlidir. EOM, erişkin çağda da değişik nedenlere bağlı olarak görülebilir.

Boyun Şişlikleri – Boyun Kitleleri

OGUZ NECK MASSNeredeyse her birey hayatının belirli bir döneminde boynunda bir şişlik fark etmiştir. Bunların bir kısmı çok sıradan hastalıkların bir göstergesi olabilir iken, bazıları ise çok önemli ve üzerinde hemen yoğunlaşılması gereken bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.

Değişik yaş gruplarında boyun bölgesinde şişlik yapan ya da diğer bir deyişle kitleye yol açan hastalıkların oransal olarak dağılımında farklılıklar görülür.

Çocukluk çağında boyun şişliklerine çok sık rastlanır. Bu şişlikler boyunda orta hatta ya da yanlarda, alt çene kemiğinin hemen altında, kulağın önünde ya da arkasında, bir ya da birden fazla sayıda olabilir. Çocukluk çağında görülen şişliklerin en sık nedeni inflamasyon yani iltihaplanma ile giden başta üst solunum yolu enfeksiyonları olmak üzere bağışıklık sistemi ya da üst solunum ve sindirim sistemi ile ilişkili değişik hastalıktır.

Çocukluk çağında, anne karnında gelişimin belirli bir aşamasında bazı dokuların gelişmesinin duraklaması ya da yanlış şekilde gelişmesi sonucu oluşan hastalıklar da boyunda şişlikler ya da kitle ile kendisini belli edebilir. Bu tür gelişimsel problemler sadece çocukluk çağında görülmemekle birlikte, en sık görüldüğü yaş grubu çocukluk çağıdır. Gelişimsel patolojiler, boyut olarak milimetrik bir kitleden nerede ise tüm boyunu kaplayacak kadar büyük düzeye ulaşabilir. En sık görülen gelişimsel patolojiler arasında tiroid bezi gelişimi ile ilişkili tiroglossal kanal kisti, baş boyun ve göğüs bölgesi yapılarının gelişimi ile ilişkili brankial anormallikler, bağışıklık sistemi ve akkan yapıları ile ilişkili lenfanjiyomlar gibi çok değişik örnekler sayılabilir.

Genç erişkin çağda en sık görülen boyun kitleleri de aynen çocukluk çağında olduğu gibi enfeksiyonlara bağlı bağışıklık sisteminin bir parçası olan lenf nodu adı verilen yapıların büyümesinden (bu duruma lenfadenopati adı verilir) kaynaklanır. Lenfadenopati, aynada bireyin kendisinin ya da bir yakınının fark ettiği bir boyun şişliği şeklinde, veya yutkunurken ağrı, el ile dokunulduğunda acıma, bulunduğu bölgede kızarıklık ve ısı artışı, lenf nodunun üzerindeki cilde akıntı olması ya da genel olarak bireyin vücut ısısının artması ve halsizlik gibi şikayetlere yol açabilir. Lenf nodu büyümesi günlük hayatta sık karşılaşılan bir viral enfeksiyona ikincil olabileceği gibi, daha ciddi örneğin tüberküloz gibi vücudun diğer bölgelerini de etkileyen daha özgün bir enfeksiyonun ilk belirtilerinden de olabilir.

İleri yaşlardaki erişkinlerde yine iyi huylu şişlikler kötü huylu olanlara göre çok daha sık olarak görülür, ancak oransal olarak kötü huylu nedenlere bağlı boyun şişlikleri diğer yaş gruplarından fazladır. Ağız çevresinde yerleşmiş tükürük bezlerine ait patolojiler (taş, tükürük bezinin büyümesi, tükürük bezi dokusundan kaynaklanan iyi ya da kötü huylu tümöral hastalıklar gibi) de baş ve boyun bölgesinde şişlikle ortaya çıkabilir.

Doktora ne zaman başvurulmalıdır? Tanı nasıl koyulur?

Baş ve boyun bölgesinde şişlik fark eden her yaşta birey öncelikle bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları – Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı’na başvurmalıdır.  Kulak Burun Boğaz Uzmanı yapacağı kapsamlı kulak, burun, boğaz ve tam bir baş boyun muayenesinin ardından (bu muayene hastanın gereksinimleri doğrultusunda genellikle geniz, yutak, gırtlak ve yemek borusu girişinin endoskopik olarak muayenesini de kapsar) gerekli bilgileri hastaya verecektir. Enfeksiyöz, inflamatuar bir rahatsızlık düşünülen hastaların ilaç tedavisine başlanması ve takibe alınması yeterli olabilir. Bazı hastalarda herhangi bir tedaviye başlanmadan önce ayırıcı tanı yapılması, patolojinin nesnel olarak daha iyi ortaya koyulması gibi nedenlerle değişik radyolojik incelemeler (ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme gibi) gerekli olabilir. Bazı hastalar için nükleer tıp yöntemleri (sintigrafi gibi) ya da dokunun patolojik incelemesi için örnek alınması (ince iğne aspirasyon biyopsisi ya da dokudan doğrudan parça alınarak) gerekebilir.

Boyun kitlelerin tedavisinde cerrahinin yeri nedir? Ne zaman ameliyata ihtiyaç duyulur?

Yukarıda da arz ettiğim üzere, baş boyun kitlelerinin çok büyük bir çoğunluğu enfeksiyonlara ya da diğer iltihaplanma durumlarına ikincil olarak oluşur. Bu tür kitlelerin medikal yani ilaçlar kullanılarak tedavisi genellikle çok başarılıdır. Doğru ilaçların uygun süre ve dozda kullanılması bir gerekliliktir. Ancak, ilaç tedavisinden fayda görmeyen enfeksiyöz – inflamatuar hastalıklar ile baş boyun bölgesinde yer alan yapıların iyi ya da kötü tümöral hastalıkları gibi birincil tedavisi cerrahi olan durumlarda cerrahi tedavi çok başarılı olarak uygulanabilen bir seçenektir. Cerrahi tedavi sayesinde çıkarılan örnekler patolojik olarak da incelenebilir ve hastanın ihtiyaç duyabileceği diğer tedavi yöntemlerinin (radyoterapi ya da kemoterapi gibi) planlaması yapılabilir.

KISACA…

  • Baş ve boyun bölgesine ait şişlikler her yaş grubunda görülebilir.
  • Hastaların bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı tarafından detaylı olarak değerlendirmesi uygun olacaktır.
  • Tedavi yöntemleri olarak genellikle ilaç tedavileri, gereken hastalarda ise cerrahi tedaviler kullanılmaktadır.

Prof.Dr. Hâldun OĞUZ

www.haldunoguz.com

+90 312 284 28 88

#ankarakbb.info , #yutmatedavisi.com, #cocukkulakburunbogaz.com
« Önceki Yazılar