Category Archives: Çocuk KBB

Otitis eksterna (Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu)

Otitis eksterna nedir?

Otitis eksterna, dış kulak yolu cildinin enfeksiyonu, dış kulak yolunun iltihabıdır. Dış kulak yapılarının yanı sıra, kulak zarına ve çevre lenf bezlerine de yayılım gösterebilir.

Otitis eksterna (eksternal otit) nasıl oluşur?

Otitis eksterna, dış kulak yolu cildinin koruyucu mekanizmaları bozulduğu zaman ortaya çıkar. Kıkırdak dış kulak yolunun bezleri tarafından üretilen salgılar (serumenbuşonkulak kiri), bakterilerin üremesini engelleyici özelliktedir (bakteriyostatiktir). Serumen ayrıca kulak yolunu neme karşı da korur. Asidik özellikte olduğundan enfeksiyon oluşturabilecek mikroorganizmaları durdurucu etkiye sahiptir. Dış kulak kanalına herhangi bir şey sokmak otitis eksterna gelişimine yol açabilir. Buna tırnak, pamuklu kulak çöpü, kürdan gibi her türlü yabancı cisim dahildir. Dışarıdan uygulanana bu çeşit yabancı cisimler hem koruyucu salgı tabakasını bozarak, hem de dış kulak kanalı cildini hasarlayarak enfeksiyona zemin hazırlar. Eksternal otit oluşumuna en çok yol açan bakteriler Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa’dır.

Akut otitis eksterna oluşumu için risk faktörleri nelerdir? Nasıl önlenebilir?

Akut otitis eksterna ile ilişkili en yaygın görülen etken su ile temastır. Bu nedenle nemli hava koşullarında yaşayanlarda, sık duş alan ve yüzen bireylerde akut ekternal otit daha sık görülebilir. Akut otitis eksternaya, verilen isimlerden birisi de “yüzücü kulağı”dır. Akut otitis eksterna ile sık karşılaşan bireylerde dış kulak yolunun su ile temasının azaltılması, dış kulak kanalını asidifiye edecek kulak damlaları kullanılması, serumen tıkanma yapacak kadar çok ise (kulak kiri, buşon) hekim tarafından temizlenmesi, dış kulak kanalının  nemli kalmaması için saç kurutma makinesi ile kurutulması ve dış kulak yolu travmasından kaçınılması gibi önlemler alınabilir.

Akut otitis eksternanın belirti ve bulguları nelerdir?

Akut otitis eksterna, genellikle ani başlangıçlıdır. Şiddetli kulak ağrısı ile başlar. Ağrı, bazen muayeneye engel olabilecek kadar belirgindir. Kulak çevresine dokunmakla ağrı artar. Dış kulak kanalında tıkanıklık (ödem), akıntı gibi diğer iltihap (enflamasyon) bulguları da görülebilir. Akut otitis eksternaların %98’i bakteriler tarafından oluşturulur. Dış kulak yolundaki iltihabi akıntı, dış kulak yolunda egzemaya neden olabilir. İleri olgularda yüz cildine yayılabilen selülit görülebilir.

Kronik otitis eksterna nedir?

Kronik otitis eksterna, dış kulak kanalı iltihabı belirti ve bulgularının 6 haftadan uzun süre devam etmesi durumunda kullanılan bir tanımlamadır. .

Malign otitis eksterna nedir?

Malign otitis eksterna, kafa tabanının inflamasyonudur. Akut veya kronik otitis eksternadan sonra gelişebilir. En sık yaşlı, diyabetik, bağışıklık sisteminde (immünsuprese) sorun olan bireylerde görülür. İnflamasyon kafa içerisine yayılarak kranial sinir felçlerine dahi neden olabilir. Belirtileri baş hareketleriyle kötüleşen derin inatçı kulak ağrısı, kulak akıntısı, ateş, ses kısıklığı, yutma güçlüğü ve yüz felci olabilir.

Eksternal otit nasıl tedavi edilir?

Deri artıkları ve serumenin kulaktan temizlenmesi, dış kulak kanalında uygun pH’nın sağlanması, gerekli dış kulak kanalı damlalarının kullanılması tedavide faydalı olur. İhtiyaç duyulan hallerde tedaviye sistemik tedaviler de eklenebilir.

 

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Son Güncelleme ve Kontrol Tarihi: 26 Temmuz 2018
Reklamlar

Burun Tıkanıklığı Nedenleri

Burun neden tıkanır? Burun tıkanıklığının birçok nedeni olabilir. Bunların bir kısmı çok sık görülen nedenler iken, bazıları çok nadir olarak ortaya çıkar. Bazı rahatsızlıklar belirli yaşlarda daha sık görülürken, bazıları tüm yaşlarda görülebilir. Burun tıkanıklığının en sık nedenlerini aşağıdaki listede görebilirsiniz. Burun tıkanıklığının tedavisi bu duruma yol açan nedene göre değişkenlik gösterir. İki ana tedavi alternatifi ilaçlar ve cerrahi tedavilerdir. Sizin için hangisinin daha uygun olacağına kulak burun boğaz muayenenizin ardından karar verilebilir.

Fizyolojik  Nedenler

  • Burun döngüsü (Nazal siklus)
  • Pozisyonel
  • Hormonal nedenler: Ergenlik, mensturasyon, gebelik
  • Psikosomatik

Doğuştan gelen Nedenler

  • Koanal atrezi
  • Dermoid
  • Glioma
  • Ensefalosel
  • Aplazi
  • Yarık damak – dudak

Iltihabi Nedenler

Travmatik Nedenler

Neoplaziler (Tümörler)

  • Benign (iyi huylu) burun ve sinüs tümörleri
  • Malign (kötü huylu) burun ve sinüs tümörleri

Diğer Nedenler

 

Sağlıklı bir solunum dileklerimle…

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
BURUN CERRAHI

Çocukluk Çağı Kulak Hastalıkları ve Geniz Eti

Tekrarlayan orta kulak iltihabı

Otitis media

Orta kulak enfeksiyonları

Çocuklarda burun tıkanıklığı

Geniz eti (Adenoid)

Geniz eti ameliyatı (Adenoidektomi)

Kulak zarına delik açılması – Kulağa tüp takılması (Miringotomi – Ventilasyon tüpü tatbiki)

Çocuklarda kulak ağrısı

Çocuklarda işitme azlığı

Çocuklarda burun tıkanıklığı

Dış kulak yolu iltihabı (otitis eksterna) hakkında bir televizyon söyleşisi…

 

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

Sinüzit belirtileri

Akut sinüzitli hastalar genellikle burun tıkanıklığı, iltihaplı burun akıntısı, geniz akıntısı (burundan arkaya akıntı) ve burun çevresi sinüslerde basınçtan şikayet ederler. Bu belirtiler sıklıkla virüsler tarafından oluşturulan daha sıradan üst solunum yolu enfeksiyonlarında da görüldüğünden akut sinüzit tanısı için genellikle daha uzun süre var olmaları beklenir. Aşağıdaki belirtilerden bir kısmının varlığı sinüzit tanısını önemli ölçüde destekler.

Sinüzit ile ilişkili olabilecek bazı belirtiler: Yüz ağrısı ve yüzde basınç hissi, burun tıkanıklığı, iltihaplı burun akıntısı veya iltihaplı geniz akıntısı, koku alma bozukluğu, ateş, baş ağrısı, ağız kokusu, yorgunlukhalsizlik, diş ağrısı, öksürük, kulak ağrısıkulakta basınçkulakta dolgunluk.

Sinüzit, ilaçla ve cerrahi olarak tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

Detaylı bilgi ve iletişim için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

Ses Teli Papillomu

Kısa Bilgiler

  • Çocukluk çağında en çok 2-4 yaş aralığında klinik bulgu verir.
  • 30 yaşından sonra görülmesi nadirdir.
  • Hava yolunda, sadece ses tellerini değil, diğer bölgeleri de tutan çok sayıda lezyon aynı anda görülebilir.

Ses teli papillomu, larenksin (gırtlağın) ve ses tellerinin iyi huylu (benign) bir lezyonudur. Sık sık tekrarlama özelliği nedeniyle papillom tedavisi oldukça zordur. Çok defalar endoskopik hava yolu muayenesi ve ihtiyaç duyuldukça cerrahi olarak tedavi edilmesi gerekebilir.

Nasıl oluşur?

Papillomlar, hiperplastik yassı epitelle örtülü damardan çok zengin bağ dokusunun ince uzun çıkıntılar oluşturmasıdır. Oluşumunda insan papillom virüsünün (HPV) rol aldığı düşünülmektedir. HPV bir DNA virüsü olup, gırtlak mukozasında hastalığa yol açtığında iyi huylu bir şekilde epitel dokusunda proliferasyona neden olur. HPV’nin birçok türü mevcuttur. Bunlar arasında en sık HPV-6 ve HPV-11 papillom oluşumunda rol oynamaktadır. Bu iki alt tip, genital bölgede görülen siğillerinin de çok büyük bir oranından sorumludur.

Annede mevcut olan genital siğil (kondiloma akuminatum) ile çocuklardaki larengeal papillomses teli papillomu arasında ilişki olduğu kanıtlanmıştır. Larengeal papillomu olan çocukların %20-60’ının annelerinde kondiloma akuminatum saptanmıştır. Bulaşmanın annenin doğum kanalından geçerken olduğu düşünülmektedir. Nitekim, sezaryanla doğan çocuklarda papillom çok daha nadir olarak görülür.

Klinik Görünüm

Papillomlar tipik olarak çok sayıda siğil benzeri lezyonlar şeklinde ortaya çıkarlar. Üst hava yolunun herhangi bir yerinde görülebilmekle birlikte, genellikle gerçek ses tellerini ve yalancı ses tellerini (ventriküler bantlar) etkilerler. Hastaların %2-15’inde soluk borusu (ses tellerinin daha altında yer alır) ve yemek borusunda da hastalık görülebilir. Hastaları hekime getiren ilk şikayet genellikle ses kısıklığıdır. Soluk alma verme sırasında hırıltı, öksürük, nefes alma güçlüğü ile yemek yerken veya yutarken olan ağrı da şikayete neden olabilir. Ses teli papillomu olan bir hastamızın muayene videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

Tedavi

Papillomu oluşturan virüs normal gözüken dokular içerisinde de yer alabildiğinden hastalığın tamamen iyileştirilebilmesi söz konusu değildir. Tedavi amaçlarının ilki hava yolunun açık tutulabilmesi ikincisi de yeterli düzeyde kaliteli ses sağlanabilmesidir. Bunun için en az skar dokusuna yol açacak, sağlıklı dokulara en az zarar verecek şekilde cerrahi yapılması hedeflenmelidir.

Tekrarlamaların görülmesi sıktır. Küçük bir oranda da olsa kötü huylu patolojilere dönüşme riski söz konusudur.

Rekürren respiratuvar papillomatozis (RRP) ile ilgili göz önünde bulundurulması gereken bazı noktalar şunlardır:

  1. RRP varlığında stomal tutulumu engellemek için olabildiğince trakeotomiden kaçınmak gerekir.
  2. Papillom virüsü yüzeyel epitel tabakada bulunur.
  3. Viral kapsid antijeni hastalıklı epitelin dış tabakalarında bulunur, bu yüzden tüm egzofitik lezyonların alınması önemlidir.
  4. Lezyonların görünümü nadir olarak da olsa karsinom (ses teli kanseri) ile karışabileceğinden mutlaka patolojik örnek alınmalıdır.
  5. RRP’nin okült olarak bulunabileceği nazofarinks ve yumuşak damağın nazofaringeal yüzü ile ses tellerinin alt yüzü mutlaka muayene edilmelidir.
  6. Alt solunum yoluna ekim yapılabileceği için  jet ventilasyon tercih edilmemelidir.

Daha fazla bilgi ve iletişim için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Otoakustik emisyon

Çevre seslerinden bağımsız olarak, insan iç kulağında kokleada (salyangoz)  yer alan dış tüylü hücrelerinde üretilen düşük şiddetli akustik sinyaller otoakustik emisyon olarak adlandırılır. Kokleada kendiliğinden oluşan bu sinyaller dış kulak kanalına yerleştirilen hassas bir mikrofon yardımıyla ölçülebilir. Bu ölçüm, akustik bir uyaran varlığında veya yokluğunda yapılabilir.

 

TESTİN UYGULANIŞI:

  • Test, muayenehane koşullarında, herhangi bir anestezi gereksinimi olmadan yapılabilir.
  • Hasta oturur pozisyondayken kulağına prob mikrofon takılarak ölçüm yapılır.
  • Hastadan test esnasında konuşmaması ve sabit durması istenir.
  • Ağrı ve acı hissi duyulmaz.
  • Aynı işlem her iki kulak için ayrı ayrı tekrarlanır.
  • Buşon (kulak kiri), yenidoğanda doğum artıkları ve sekresyon (salgı) teste engel olabilir. Test yapılmadan önce dış kulak kanalı ve kulak zarının değerlendirilmesi, testin uygun şekilde yapılabilmesine olanak sağlar.

 

OTOAKUSTİK EMİSYON HANGİ DURUMLARDA ALINAMAYABİLİR?

  • Dış kulakta buşon (kulak kiri), stenoz (darlık), atrezi (kapalılıktıkanıklık) varlığında,
  • Orta kulakta negatif basınç, aşırı esneklik, kemikçik fiksasyonu, otitis media, kulak zarı retraksiyonu varlığında,
  • İç kulakta enfeksiyon, darbe, ototoksisite (ilaçlara bağlı kulağın toksik etkilenmesi), akustik travma varlığında emisyonlar alınamayabilir.

 

OTOAKUSTİK EMİSYONLARIN (OAE) SINIFLAMASI  

1) Spontan (Kendiliğinden) Otoakustik Emisyonlar

2) Evoked ( Uyarılmış) Otoakustik Emisyonlar

  • Transient (Geçici) Otoakustik Emisyonlar
  • Distortion Product Otoakustik Emisyonlar
  • Stimulus Frequency Otoakustik Emisyonlar

 

1) SPONTAN OTOAKUSTİK EMİSYON  (SOAE)

SOAE, akustik uyaran olmaksızın oluşan düşük yoğunluklu, devamlı sinyallerdir. Normal işitmeye sahip insanların yüzde ellisinde bulunabilir.

SOAE’lerin bulunması hastanın işitmesinin normal ya da normale yakın olduğunu gösterirken, bulunmaması işitme kaybının olduğu anlamına gelmez.

SOAE’ler sadece işitmenin normal olduğu frekanslarda meydana gelir. Sağlıklı bireylerin bir kısmında spontan OAE’ler mevcut olduğundan klinik uygulamalarda tercih edilmez.

 

2) EVOKED (UYARILMIŞ) OTOAKUSTİK EMİSYON

     *TRANSİENT (GEÇİCİ) OTOAKUSTİK EMİSYON (TEOAE)

Akustik uyaran ardından ortaya çıkan frekansa özel cevaptır. İşitmesi normal, orta kulak ve kokleası (salyangoz) normal olan kişilerde ölçülebilir.

TEOAE, kısa süreli akustik uyaranı takiben 4-20 msn içinde kaydedilir. En sık 1-4 kHz frekans aralığında gözlenir.

Sensörinöral işitme kayıplarından etkilenir. 30 dB HL den daha fazla işitme kaybı olanlarda Transient Otoakustik Emisyonlar gözlenmez. Ölçümler iki farklı uyaran yardımıyla yapılabilir.

  • Klik uyaran; geniş frekans bölgesi uyararak koklea (salyangoz) hakkında bilgi verir.
  • Tone burst; uyaran belirli frekans bölgelerini uyararak koklea (salyangoz) hakkında bilgi verir.

 

     *DISTORTION PRODUCT OTOAKUSTİK EMİSYON (DPOAE)

DPOAE, iki farklı frekanstaki pure tone (saf ses) uyaranın sürekli verilmesi ile ortaya çıkar.

F1 ve F2 olarak adlandırılan bu iki ses kokleaya (salyangoza) verilir. Koklea (salyangoz) bu iki saf sesten farklı bir frekansta ses üretir ve bu sesin ölçülmesi sonucunda DPOAE ölçümü yapılmış olur.

DPOAE de en belirgin cevap 2F1-F2 formülünde ortaya çıkmaktadır.

İki frekans arasındaki uzaklık F2/F1 oranı ile ifade edilir. F2/F1 = 1,22 kokleanın en iyi cevap verdiği orandır.

F1: Alçak frekanslı uyarandır. Şiddeti L1 şeklinde gösterilir.

F2: Yüksek frekanslı uyarandır. Şiddeti L2 şeklinde gösterilir. Uyaran şiddetleri arasındaki oranın DPOAE amplitüdleri üzerine etkisi vardır.

0,5-8 kHz frekans aralığında yapılabilir.

Sensörinöral işitme kayıplarından etkilenir. 50 dB den fazla sensürinöral işitme kaybı olanlarda DPOAE gözlenmez. Ototoksisite (ilaçlardaki toksik etki) de güvenilir bir test yöntemidir.

 

     *STIMULUS FREQUENCY (UYARAN FREKANSI) OTOAKUSTİK EMİSYON (SFOAE)

SFOAE, pure tone (saf ses) uyaran kullanılarak yapılır. Cevaplar uyaranın sürekli verildiği anda alınır.

SFOAE,  teknik zorluklardan ve daha kolay yöntem olan TEOAE ile koklear (salyangoz) bazda aynı orijinli olduğundan klinik kullanımı kısıtlıdır.

 

OTOAKUSTİK EMİSYONUN KLİNİKTE UYGULAMA ALANLARI

  • Yenidoğan işitme taramasında
  • İşitsel nöropati tanısında
  • Ototoksisite monitörizasyonunda
  • Gürültüye maruziyette (Akustik travma)
  • Odyolojik değerlendirme için güvenilir yanıt vermeyen hasta gruplarında (otizm, mental retardasyon, …)
  • Çocukluk çağı işitme testlerinde
  • İşitme siniri cerrahisi sonrası kalan işitmenin tahmininde
  • Fonksiyonel işitme kayıplarının değerlendirilmesinde
  • Koklear/Retrokoklear disfonksiyonların ayırımında
  • Tinnitus tanı ve tedavisinde
  • Ani işitme kaybı tanı ve tedavisinde
  • Preoperatif dönemde koklear monitörizasyonda kullanılmaktadır.

 

OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİNİN AVANTAJLARI  

  • Objektif bir yöntemdir.
  • Test süresi kısadır.
  • Hastanın genel durumundan bağımsızdır.
  • Güvenilirliği yüksektir.
  • Girişimsel bir işlem değildir, sedasyon, anestezi gerektirmez.

 

  OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİNİN DEZAVANTAJLARI

  • Testi yapabilmek için sessiz ortam gereklidir.
  • Test sonuçları dış ve orta kulak patolojilerinden (iletim tipi işitme kaybı) etkilenebilir. Öncesinde özenli bir kulak muayenesi yapılmalıdır.
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

Burun Tıkanıklığı ve Geniz Eti

OGUZ ADENOID GENIZ ETI

Geniz eti nedir?

Geniz bölgesi (nazofarinks), üst solunum yolunun burundan sonra gelen, burunun hemen arkasında yer alan alanıdır. Bu bölge soluk alıp verme sırasında sürekli olarak hava yolu ile karşılaşılan mikroorganizmalarla temas halindedir. Genizde mukozanın hemen altında, mikroorganizmalarla mücadele eden bağışıklık sistemi (lenfoid) dokuları mevcuttur. Pasif sigara içiciliği, yani anne babanın çocuğun yanında sigara içmesi, alerji ve özellikle mikroorganizmaların tekrarlayan temaslarına maruz kalma yani enfeksiyonlar neticesinde bu lenfoid oluşumlar büyür. Bu duruma geniz eti büyümesi (adenoid hipertrofi, adenoid vejetasyon) adı verilir. Geniz eti 4-7 yaş civarında maksimum büyüklüğüne erişir ve bu yaştan sonra genellikle küçülmeye başlar. Kreşe ya da anaokuluna giden çocuklar, enfeksiyonlarla daha sık karşılaştıklarından geniz etine ikincil sorunlar yaşama olasılıkları daha fazladır.

Geniz eti nasıl sorunlara yol açar?

Geniz eti değişik şekilde sorunlar yaratabilir. Birincisi, çok büyük olduğunda burundan soluk borusu yönüne mekanik olarak solunumu güçleştirir. Bu durum basit horlama ya da ağız açık uyumadan tıkayıcı uyku apnesi adı verilen uykuda solunum durması ve ona bağlı metabolik sorunlara kadar değişik sonuçlar doğurabilir. İkinci olarak; tıkayıcı özelliğinden farklı olarak, geniz eti tekrarlayan enfeksiyonlar nedeniyle mikroorganizmalar tarafından istila edilebilir. Bu durumda geniz eti bir koruyucu bağışıklık dokusu olmaktan çıkarak mikroorganizmalar için bir rezervuar görevi görür, onların büyümesine ortam hazırlar. Bu durum, geniz etinin yerleştiği bölge, üst solunum ve sindirim sitemi organları açısından bir kavşak olduğundan, tekrarlayan enfeksiyonlara neden olur. Hava yolu tıkanıklığının uzun sürmesi sonucu ise çocuklarda uzun ve ince yüz yapısı, yüksek damak, üst çenenin öne doğru büyümesi, ağızın sürekli açık olması hali, bozuk dişler ve göz altlarında çöküklükler ile karakterize “adenoid yüz” denilen tipik bir yüz ifadesi ortaya çıkar.

Yukarıda sayılan iki ana neden sonrası çocuklarda; tıkayıcı uyku apnesi, üst solunum yolu direnç sendromu, horlama, burun tıkanıklığı ve buna bağlı ağız solunumu, dikkat dağınıklığı ve buna bağlı ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet, gece altına işeme, yutma ve konuşma bozukluğu, tat ve koku almada azalma, orta kulakta sıvı toplanması, işitmede azalma, anormal yüz ve diş gelişimi, büyüme ve gelişme geriliği, pulmoner hipertansiyon, tekrarlayan orta kulak iltihabı, sinüzit, bademcik iltihabı, akciğer iltihabı gibi problemlerle karşılaşılabilir.

Geniz eti tanısı nasıl koyulur?

Burun içerisinden poliklinik şartlarında yapılan endoskopik muayene ile tanı kolaylıkla koyulur. Bu işlem için özel bir hazırlık gerekmez. Acı ya da ağrı verici bir işlem değildir. Daha eski yıllarda radyolojik görüntüleme ile (film çekilerek) ya da parmakla muayene ile tanı koyulmaya çalışılırdı.  Endoskop ile muayene sayesinde dokunun niteliği de gözlenir ve bunun tümör, enfeksiyon, kist ve benzeri lezyonlardan ayırıcı tanısı yapılabilir.

Geniz eti ameliyatı ne zaman / hangi yaşta yapılmalıdır?

Geniz etinin hava yolunu tıkayacak düzeyde büyük olduğunun belirlendiği her durumda yani doğru endikasyon koyulduğunda her yaşta ameliyat yapılabilir. Eskiden anestezinin komplikasyonlarından daha fazla çekinildiği için 3 yaş sonrası kriter olarak kullanılmakta idi. Bugün daha modern anestetik maddelerle daha küçük çocuklarda da güvenli cerrahi yapılabilmektedir.

Ameliyatın riskleri, ameliyat sırasında ve sonrasında oluşabilecek sorunlar nelerdir?

Her ne kadar modern anestetik ilaçlar ve ekipmanlar, güvenli anestezi imkanı oluştursa da, anesteziye ikincil nedenlerle ölüm riski sağlıklı bireylerde ikiyüzbinde 1 olarak bildirilmektedir. Çalışılan alan orta kulak boşluğunu genize bağlayan Östaki tüpünün ağzına yakın olduğundan, bu tüpün zarar görmesi olasıdır. Bu durumda kalıcı orta kulak problemleri ortaya çıkabilir. Ameliyat sonrası yine nadiren de olsa, kanama ve genizde yapışıklıklar olabilir.

Ameliyat sonrası hastayı neler beklemektedir?

Geniz eti ameliyatı, çoğu kez bademcik ile birlikte, hemen bütün dünyada çocukluk döneminin en sık yapılan cerrahi işlemidir. Ameliyatın kendisi 15 dakika kadar sürer. Ameliyathanede uyuma ve uyanma dahil ortalama süre 60 dakika kadardır. Anesteziden uyanma sonrası yaklaşık 5-6 saat sürenin ardından, hastalar genellikle taburcu edilebilir. Hastalar genellikle aynı gün çok sıcak ve katı olmamak kaydıyla bir çok şeyi yiyebilirler. Bireyler ameliyat yarasından ziyade anestezi verilmesi için kullanılan endotrakeal entübasyon tüpünden dolayı 2-3 gün boyunca, genizden ziyade boğazlarında ağrı duyarlar. Açık yara olması nedeniyle çocukların 5-7 gün süreyle okula gitmemeleri uygun olur.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
« Önceki Yazılar