• Geniz eti (Adenoid)

    Çocukluk çağında burun tıkanıklığı, tekrarlayan kulak enfeksiyonları ve kulakta sıvı oluşumunun en önemli nedeni olan geniz eti hakkında detaylı bilgiler.

    Read more »
  • Septum Cerrahisi (Septoplasti) [Burun AMELİYATI]

    Septoplasti (burun ameliyatı), burun boşluğunu iki eşit parçaya ayıran nazal septumdaki kıkırdak ve kemikteki eğrilikleri düzeltmek ve rahat, sağlıklı bir solunum için yapılan ameliyata verilen isimdir.

    Read more »
  • Ses Teli Papillomu

    Ses teli epitelinden kaynaklanan ve HPV ile ilişkili olan papillomatozis hakkında bilgi…

    Read more »
  • Ses Teli Ameliyatı

    Ameliyatla tedavi edilen ses teli hastalıkları hakkında kısa bilgiler…

    Read more »
  • Vertigo – baş dönmesi Tedavisi

    Vertigo, baş dönmesi, dengesizlik hissi gibi isimlerle ifade edilen durum en sık doktora başvurma nedenlerinden birisidir. Tanı ve tedavisi için doğru adımların atılması önemlidir.

    Read more »
  • ses kısıklığı – dikkat!

    Ses kısıklığı, çok farklı hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Enfeksiyonlar ve iyi huylu hastalıklar (nodül, polip, kist, sulkus, kanama, reflü…) bunlar arasında en sık görülenlerdir.

    Read more »

COVID-19 Türkiye

01 Nisan 2020:

01 Nisan 2020 tarihinde Türkiye’de yeni tanı koyulan olgu sayısı 2148, bugün kaybedilen hasta sayısı ise 63 olarak gerçekleşmiştir. Sağlık Bakanımız 601 sağlık çalışanının hastalığa yakalandığını ifade etmiştir. Olguların yaklaşık %56’sı İstanbul’da (8852 olgu) bulunuyor.

31 Mart 2020:

31 Mart 2020 tarihinde Türkiye’de yeni tanı koyulan olgu sayısı 2704, bugün kaybedilen hasta sayısı ise 46 olarak gerçekleşmiştir.

#BizBizeYeteriz Türkiyem Destek Kampanyası Detayları

T.C. Sağlık Bakanlığı COVID verileri sayfası

https://covid19.saglik.gov.tr/

30 Mart 2020:

30 Mart 2020 tarihinde Türkiye’de yeni tanı koyulan olgu sayısı 1610, bugün kaybedilen hasta sayısı ise 37 olarak gerçekleşmiştir.

30 Mart 2020 – COVID19 Türkiye Raporu

29 Mart 2020:

29 Mart 2020 tarihinde Türkiye’de yeni tanı koyulan olgu sayısı 1815, bugün kaybedilen hasta sayısı ise 23 olarak gerçekleşmiştir.

29 Mart 2020 – COVID19 Türkiye Raporu

28 Mart 2020:

28 Mart 2020 tarihinde Türkiye’de yeni tanı koyulan olgu sayısı 1704, bugün kaybedilen hasta sayısı ise 16 olarak gerçekleşmiştir.

28 Mart 2020 – COVID19 Türkiye Raporu

Ani İşitme Kaybı

Ani İşitme Kaybı

Ani işitme kaybı nedir?

Bir gece önce yatağa girerken hiçbir probleminiz yoktu, ancak uyandığınızda bir de baktınız ki, bir kulağınız duymuyor. Hatta tarif etmekte zorlandığınız bir ses kulağınızdan gitmiyor. Gürültü, uğultu, vınıltı, çınlama sesi gibi… Ne yapmalı, paniğe kapılmaya gerek var mı, hemen bir doktora gidelim mi, yoksa kendisi geçer diye bir süre bekleyelim mi? Gelin tıp dilinde ‘İdiopatik ani sensorinöral işitme kaybı‘ dediğimiz ‘Ani işitme kaybı‘ konusunda bildiklerimize bir göz atalım.
Ani işitme kaybı, tanım olarak, üç gün içerisinde aniden ya da ilerleyici olarak gelişen, odyolojik incelemede (işitme testi) birbirini izleyen en az üç frekansta 30 dB veya daha üzerinde işitme kaybı ile karakterize bir sağlık problemidir. Sağlık problemi diyoruz, çünkü bu rahatsızlık, tek başına bir hastalık değil, aksine birçok değişik rahatsızlığın ilk belirtisi olarak oluşabilen bir durum. 70 yıl kadar önce ilk tanımlanmasından bu yana, benim de aralarında bulunduğum, birçok araştırmacı bu konu hakkında yüzlerce klinik ve deneysel araştırma yayınlamasına rağmen, hala tam olarak nedeni, hastalığın gidişatı ve tedavisi hakkında bir fikir birliği bulunmamaktadır. Literatürde tedavisine yönelik şimdiye kadar 50’den fazla tedavi yöntemi tanımlanmış olması da bu kafa karışıklığının objektif göstergesi olsa gerek.

Ani işitme kaybı acil bir durum mudur?

Her ne kadar, tanısı ve tedavisi konusunda bir fikir birliği olmaması kafamızı karıştırıyor olsa da, bu durum, karamsar olmamız için bir neden değil. Sahip olduğumuz bazı bilgiler içimizi rahatlatıyor. Bunlardan birincisi, bu hastaların yaklaşık yarısının kendiliğinden, hiçbir tedaviye ihtiyaç olmaksızın düzeliyor olması. İkincisi, uygun tedavi yöntemleri ile kendiliğinden düzelmeyen hastaların büyük çoğunluğunda işitmenin tekrar eski düzeylerine geri döndürülebiliyor olması. Altı çizilmesi gereken nokta, ani işime kaybının acil bir durum olduğunun bilinmesi gerekliliğidir. Eski hocalarımızın deyişiyle ‘Ani işitme kaybı, kulağın enfarktıdır.‘ Dolayısıyla, fark edilir edilmez bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı’na ulaşmak uygun bir davranış olacaktır. Ani işitme kaybının hasta tarafından hissedilen belirtileri, kulak çınlaması, işitmede azalma, kulakta doluluk yada dolgunluk hissi, baş dönmesi yada dengesizlik hissi olabilir. Elbette, bu belirtiler dış kulak yolu iltihabı yada kulak salgılarının dış kulak yolunda birikmesi (kulak kiri, wax, buşon) gibi çok daha sık görülen ve çok daha basit patolojilere bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Ani işitme kaybı tanı ve tedavisi

Bu belirtilerden bir yada birkaçının varlığı ile başvuran bir hastada yapılan işitme testi ile ‘Ani İşitme Kaybı‘ tespit edildiğinde, tanı ve tedavi yöntemleri ile ilgili çalışmalara hemen başlanır. Günümüzde iç kulak tomografisi ve manyetik rezonans inceleme gibi ileri, detaylı inceleme imkanlarımız olmasına rağmen, bu hastaların %90’ında herhangi bir neden belirlenememektedir. Bu şekilde nedeni bulunamayan işitme kayıplarının geçirilmiş viral üst solunum yolu infeksiyonlarına, damar problemlerine veya bağışıklık sistemini etkileyen patolojilere bağlı olduğu değişik deneysel çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu noktadan hareketle, hastalar başta steroidler (kortizon gibi) olmak üzere, bir grup ilaçla tedavi edilmek üzere hastaneye yatırılmaktadır. Steroid tedavisi sistemik verilebildiği gibi, kulak içi uygulamalar da başarı ile yapılabilmektedir. Güncel ana tedavi yaklaşımı, steroidlerin sistemik ve kulak içi uygulamasını içermektedir. Kan sulandırıcı ilaçlar, kan arttırıcı ilaçlar ve bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçların kombine kullanımı da söz konusu olabilir.
Hepinize sağlıklı işitme dileklerimle…

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
 
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
 

Baş Dönmesi (Vertigo) Nedenleri

Baş Dönmesi (Vertigo)

Dengesizlik” hissi, “vertigo”, “baş dönmesi”, “düşecekmiş gibi olma”, “bayılacakmış gibi olma” gibi denge bozukluğunu ifade eden şikayetler, nerede ise her bireyin hayatının bir döneminde deneyimlediği sorunlardandır. Denge ile ilgili sorunlar, her yaş grubunda görülse de, yaş ile birlikte sıklıkları artmaktadır. Dengesizlik hissi (vertigo), çok değişik rahatsızlıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu nedenleri olabildiğince basit bir şekilde sınıflamak istersek şu başlıklar altında inceleyebiliriz.

A. Organik nedenler

  1. Kalp ve damar sistemi ile ilgili (kardiyovasküler) nedenler
  2. Vestibüler (denge sistemi ile yani iç kulak ve bağlantıları ile ilgili) – periferik nedenler
  3. Nörolojik (sinir sistemi ile ilgili) – santral nedenler
  4. Kalp-damar sistemi dışındaki sistemik nedenler

B. Psikojenik nedenler

Vertigo nedeninin belirlenebilmesi yani tanı koyulması için öncelikle detaylı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi yapılmalı, ardından gerekli görülürse işitme ve dengeye yönelik tetkikler gerçekleştirilmelidir. Hastanın yaşına ve olası tanıya göre kan tetkikleri, Manyetik rezonans gibi görüntüleme tetkikleri ve diğer branş hekimleri ile konsültasyon gerekli olabilir.

En sık baş dönmesi (vertigo) sebebi olan hastalıklar ise şunlardır:

  1. Vestibüler nörit (denge sinirinin iltihabı)
  2. Tekrarlayıcı vestibülopati
  3. Benign pozisyonel başdönmesi (kristal oynaması)
  4. Yaşlılığa bağlı başdönmesi
  5. Multiple skleroz
  6. Epilepsi (sara)
  7. Migren
  8. Vertebrobaziler yetmezlik
  9. Hidrops: Meniere hastalığı, alerji, hipotiroidi, sifiliz, herpes simpleks enfeksiyonu, kabakulak, Mondini anomalisi gibi farklı hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir.
  10. Labirentit
  11. Kulağa toksik ilaç kullanımı
  12. Travma
  13. Akustik nörinom
  14. Fistül
  15. Merkezi sinir sistemi tümörleri
  16. Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları
  17. İnflamatuar hastalıklar

Daha fazla bilgi ve iletişim için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Kulak Mantarı

Dış kulak kanalı enfekisyonu nedenlerinden birisi olan kulak mantarı hakkında bir videoyu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.

Dış kulak yolu mantar enfeksiyonu – Otomikoz – Otomycosis hakkında kısa bilgiler…

Tinnitus ( Kulak Çınlaması)

Tinnitus Tedavisi

Tinnitus nedir?

Tinnitus en sık “kulak çınlaması” olarak ifade edilir. Dışarıdan herhangi bir ses uyaranı olmadan kulakta hissedilen ses olarak tanımlanabilir. Bireyin hissettiği ses şiddetli ya da hafif, tiz sesli ya da pes sesli, tek ya da çift kulakta olabilir. Sesin özelliğine göre uğultu, vınlama, gürültü, cızırtı, vızıltı olarak da hastalar tarafından tarif edilebilir. Her üç – on kişiden birinin hayatının belirli bir döneminde kulakta ses yakınması olduğu bilinmektedir. Bazı hastalar tarafından ses kafa çınlaması, kafada ses olarak da adlandırılabilmektedir.

Tinnitus nedenleri nelerdir?

Tinnitus başlı başına bir hastalık değil, birçok değişik neden tarafından oluşturulabilen bir belirtidir. İşitme sisteminin herhangi bir yerindeki bir sorunun göstergesi olabilir. İşitme sisteminin bölümleri dış, orta ve iç kulak; işitme siniri, beyin sapı ve beyin olarak sıralanabilir. Nedeni dış kulak kanalında koyulaşmış kulak salgısı (kulak kiri, buşon) gibi basit, ya da işitme sinirinin tümörleri gibi karmaşık olabilir. Bazı klinik durumlarda kulak çınlaması sıklıkla görülür. Bunlar arasında işitme kayıpları, kulak – burun – geniz – sinüs hastalıkları, kalp damar hastalıkları, iç kulak ve beyin tümörleri, tiroid bezi hastalıkları, hormonal değişiklikler ve Meniere gibi hastalıklar sayılabilir.

Bazı bireyler işitme kayıpları olduğunu ilk olarak kulak çınlamaları ile fark edebilir. İşitme kayıplarının daha sık görüldüğü yaşlılarda tinnitus görülme sıklığı da daha fazladır. Birçok ilacın gerek iç kulak üzerine olan etkileri, gerekse kalp damar sistemine olarak etkilerine ikincil olarak kulak çınlaması yaptığı bilinmektedir. Yaşlılarda ilaç kulanım oranları da daha fazla olduğundan, bu durum da tinnitus sıklığını arttırmaktadır.

Belirli bir seviyenin üzerinde gürültüye uzun süre maruz kalınması (gürültülü işyerlerinde uzun süre çalışma gibi) ya da çok yüksek sese bir seferde aniden maruz kalınması (silah atılması ya da patlama gibi) işitme kaybına yol açabilir. Bu durumun nedeni gürültünün iç kulaktaki duyu hücrelerine zarar vermesidir. Gürültüye bağlı işitme kaybı olan bireylerde tinnitus sık görülen bir belirtidir.

Bireylerin sadece kendisinin fark ettiği tinnitusun yanı sıra, nadir hastalarda bireyin hissettiği ses başkaları tarafından da duyulabilir. Bu duruma objektif tinnitus adı verilir. Nedenleri genellikle kas ya da damar hastalıkları ile ilişkilidir.

Her ne kadar yukarıda sadece birkaç örneğini anlattığımız onlarca değişik tinnitus nedeni olsa da, çoğu hastada tinnitusa yol açan bir neden bulunamaz. Tinnitusun şiddeti, süresi, tizliği ya da pesliğine göre ciddi bir hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda herhangi bir fikir elde edilemez. Tinnitus nadiren yaşamı tehdit eden bir nedenden kaynaklanır.

Tinnitus bireylerin yaşam kalitesini azaltabilir. Çok fazla önemsenmesi bireyde tükenmişliğe, depresyona, kaygıya ve panik atağa yol açabilir. Tinnitusu olan bazı bireyler işitmede, yaptıkları işe konsantre olmada ve uyumada güçlük çekebilir.

Kulak çınlaması olan bir birey ne yapmalıdır?

Kulak çınlaması olan bir bireyin öncelikle bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanına muayene olması uygun olacaktır. Bu sayede kulak kiri, dış kulak yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, kulak zarının delik olması gibi sadece muayene ile kolaylıkla tanısı koyulabilecek bazı tinnitus nedenlerinin bulunup bulunmadığı ivedilikle tespit edilmiş olur. Doktorunuzun size soracağı genel sağlığınız, kullandığınız ilaçlar ve alışkanlıklarınız ile ilgili sorular da birçok tinnitus nedeni hakkında fikir verici olacaktır. Tam bir kulak burun boğaz ve baş boyun muayenesinin yapılması ile burun, geniz, sinüsler, ağız, yutak, gırtlak bölgesinden kaynaklanabilecek olası nedenlerin tamamı gözden geçirilebilir. Muayenenin ardından ihtiyaç duyulması halinde yapılabilecek işitme ile ilgili testler de tinnitusun nedeni hakkında yol gösterici olacaktır.

Kulak çınlaması tedavi edilebilir mi?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi tinnitus tek başına bir hastalık değildir. Birçok değişik nedenden oluşabilen bir ortak belirtidir. Hastaların bir kısmında belirli bir neden tespit edilebilir. Bu sayede, bu nedenin tedavisi (dış kulak yolu iltihabında yapılacak ilaçla tedavi ya da kronik orta kulak iltihabında yapılacak cerrahi tedavi gibi) ile tinnitus da tedavi edilmiş olacaktır. Herhangi bir tinnitus nedeni bulunmayan bireylerde aşağıdaki yöntemlerin yalnız başına ya da birden fazla yöntemin birlikte kullanımı ile birçok birey kulak çınlamaları ile daha iyi baş edebilmektedir.

İlaçlar: İç kulağın kanlanmasını arttıran, kas spazmlarını azaltan, bireyin belirli bir sorun üzerine algısını değiştiren, kaygı ve depresyonu azaltmaya yarayan çok değişik gruplardan ilaçların doğru doz ve sürede kullanımı tinnitus ile baş etmede faydalı olabilmektedir.

İşitme cihazları: İşitme kaybı ile birlikte olan kulak çınlamalarının tedavisinde önemli fayda sağlarlar.

Kulaklıkla kullanılan ses kaynakları: Tinnitus sesini baskılayan ya da değiştiren bazı seslerin kulaklıkla dinlenmesi kulak çınlamasının rahatlamasını sağlayabilmektedir.

Uzaktan dinlenebilen ses kaynakları: Değişik sesler ya da ses üreten cihazlar veya programlar tinnitus sesini baskılama ya da daha kolay kabullenmeyi sağlayabilir. Bu sayede rahatlama ve daha kolay uykuya dalma sağlanabilir.

Bu yaklaşımlar tinnitus için kullanılan temel yöntemler olmakla birlikte bitkisel tedaviler, manyetik dalga uygulaması, lazer uygulaması, biyogeribildirim, tinnitus sesinin eşleştirilmesi ve adaptasyonu, yaşam şekli değişiklikleri gibi çok değişik yöntemler de tinnitus tedavisinde alternatif olarak kullanılabilir.

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Sinüzit belirtileri

Sinüzit

Akut sinüzitli hastalar genellikle burun tıkanıklığı, iltihaplı burun akıntısı, geniz akıntısı (burundan arkaya akıntı) ve burun çevresi sinüslerde basınçtan şikayet ederler. Bu belirtiler virüsler tarafından oluşturulan daha sıradan üst solunum yolu enfeksiyonlarında da görüldüğünden akut sinüzit tanısı için genellikle daha uzun süre var olmaları beklenir. Aşağıdaki belirtilerden bir kısmının varlığı sinüzit tanısını önemli ölçüde destekler.

Sinüzit ile ilişkili olabilecek bazı belirtiler: Yüz ağrısı ve yüzde basınç hissi, burun tıkanıklığı, iltihaplı burun akıntısı veya iltihaplı geniz akıntısı, koku alma bozukluğu, ateş, baş ağrısı, ağız kokusu, yorgunlukhalsizlik, diş ağrısı, öksürük, kulak ağrısıkulakta basınçkulakta dolgunluk.

Sinüzit tanısı koyulabilmesi için anterior rinoskopi, oral kavite ve orofarinksin muayenesi ile gerekli hallerde rigid ya da fleksibl endoskopik muayene yapılmalıdır.

Sinüzit, ilaçla ve gerekli hallerde cerrahi olarak tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

Detaylı bilgi ve iletişim için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Uyku Apnesi

Uyku apnesi nedir?

Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrarlayıcı şekilde durması veya vücutta oksijen düzeyinin düşmesi ile karakterize ciddi bir sağlık durumudur. Bu rahatsızlığa sahip olan hastalar, kötü uyku kalitesinden yakınırlar. Genellikle dinlenememiş olarak uyanırlar ve gün içerisinde uykululuk hissederler. Tedavi edilmeyen uyku apnesi hastalarında yüksek tansiyon, inme (felç), kalp hastalığı gibi sağlık problemlerinin görülme riski artar.
Uyku apnesi tedavisinde kullanılabilecek yöntemler pozitif basınçlı maskeler (CPAP, BiPAP gibi), ağız içi aparatlar ve cerrahi yöntemler olarak sıralanabilir.
Kilo sorunu olan hastalarda kilo verme ve fizik egzersiz hastalığın tedavisini kolaylaştırır.
Burun ve boğaza yönelik cerrahi tedaviler ile yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilir. Cerrahi tedaviler içerisinde en sık uygulananlar burun içerisi deformiteleri düzeltmeye yönelik olarak uygulan septum cerrahileri ve yumuşak damak cerrahileridir.
Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Sinüzit

Sinüzit nedir?

Sinüzit, sinüs mukozasının iltihabıdır. Burun çevresindeki sinüsler, burun boşluğu ile devamlılık gösteren bir mukoza ile döşelidir. Paranazal sinüslerin fonksiyonları ses için rezonans yaratmak, beyni travmadan korumak, solunan havayı nemlendirmek ve yüz iskeletinin ağırlığını hafifletmek olarak sayılabilir.

Burun çevresi sinüsler

Burun çevresindeki sinüslerin yerleşimini gösteren çizimler.

Akut sinüzit, paranazal sinüslerin 4 haftadan kısa süren enfeksiyonudur. Sıklıkla bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ikinci haftasında boğaz ağrısı, gırtlak ve alt solunum yolu belirtilerinin artması hastalığın habercisidir. Burun ve sinüslerde ödem ve tıkanıklık, yüz ağrısı, baş ağrısı ve iltihaplı (mukopürülan) akıntı belirtilerden bazılarıdır.

Kronik sinüzit, burun ve sinüs sorunlarının 3 aydan daha fazla sürdüğü bir enfeksiyon olarak tanımlanabilir. Kazanılmış ya da doğuştan olan bir anatomik anomali nedeniyle gelişebilir. Kronik enfeksiyon sinüslerin mukoza ve kemik duvarlarında değişikliklere neden olarak, uzamış bir hastalık sürecine yol açar. Yoğun ilaç tedavisine rağmen tedavi edilemezse, kronik sinüzitte cerrahi tedavi gündeme gelir.

Sinüzit belirtileri nelerdir?

En sık görülen sinüzit belirtileri; Yüz ağrısı ve yüzde basınç hissi, burun tıkanıklığı, iltihaplı burun akıntısı veya iltihaplı geniz akıntısı, koku alma bozukluğu, ateş, baş ağrısı, ağız kokusu, yorgunlukhalsizlik, diş ağrısı, öksürük, kulak ağrısıkulakta basınçkulakta dolgunluk.

Sinüzit, ilaçla ve cerrahi olarak tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.

Detaylı bilgi ve iletişim için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

Burun kanaması

Burun kanaması neden olur?

Burun kanaması genellikle burun ortasında septum adı verilen kıkırdağın üzerindeki mukozadan ve burun ön kısmından kaynaklanır. Burun girişinin hemen birkaç santimetre gerisinde mukozanın altında dışarıdan gelen havanın ısıtılması ve nemlendirilmesi konusunda önem arz eden bir damarsal ağ mevcuttur. Bu ağda yer alan damarlar yüzeye çok yakındır ve üzerlerindeki mukoza çok incedir. Soğuk algınlığı ya da sinüzit sırasında veya ağır olmayan travmalar sırasında görülen kanamaların büyük çoğunluğu bu bölgeden kaynaklanır. Burun kanamalarının bir kısmı ise burunun daha arkasından gelen, burunu besleyen daha büyük damarlara ait kanamalardır. Bu kanamalar daha sık olarak hipertansiyon gibi sistemik rahatsızlıkları olan daha yaşlı hastalarda görülür ve takip ve tedavileri daha önem arz eder.

Kanaması en sık hangi yaşlarda görülür?

Burun kanaması hayatın iki döneminde sık görülür. Bunlardan birincisi çocukluk ve erken gençlik dönemi, ikincisi ise ileri yaşlardadır. İlk gruptaki kanamalar daha çok burun ön kısmından olan ve nispeten daha az sorunlu kanamalardır. Yaşlılarda olan kanamalar ise daha çok sistemik hastalıklar ve kanamaya yatkınlık gibi nedenlerle olan, nispeten daha ciddi sonuçları olabilen, önemli kanamalardır.

Kanama en çok nereden kaynaklanır? Kanayan damar nerededir?

Burun kanamalarının yaklaşık %90’dan fazlası burunun hemen ön tarafından kaynaklanır. Burun ortasında yer alan kıkırdak duvarı besleyen ve burun girişinde çok yüzeysel olan damarlar dış etkenlere açıktır. Kuvvetli burun temizleme, burun içerisinden kabuk alma, hafif burun travmaları, spor çarpışmaları, solunan havanın kuru olması ve geçirilen üst solunum enfeksiyonu gibi nedenler bu bölgeden kanamaya neden olabilir. Burunun ön tarafından kaynaklanan kanamalara ulaşmak ve tedavi edebilmek nispeten daha kolaydır. Bu bölgeye ait kanamalarda, bölgedeki pıhtı temizlendikten sonra dik oturur pozisyonda o bölgeye işaret parmağı ve baş parmakla 5-7 dakika kadar basınç uygulanması basit kanamalarda kanamayı durdurabilir.

Burun kanamasında önden basınç uygulaması

Burun kanaması sırasında içerideki pıhtıları temizledikten sonra oturur pozisyonda durmak ve burun her iki tarafından parmak uçları ile basınç uygulamak uygun olur. (C) Haldun Oğuz

Burun ön bölgesi kanamaları, nemlendiriciler kullanmak, basınç uygulamak, damar daraltıcı spreyler kullanmak ve bölgesel yakma uygulamaları gibi yöntemlerle kontrol altına alınabilirler.

Burunun arka bölümünden kaynaklanan kanamalar genellikle daha geniş damarlardan köken alabilir, tedavileri de daha detaylı bir yaklaşım, gerektiğinde tampon uygulanması ve ameliyatla kanamanın durdurulması gibi tedavilere ihtiyaç duyabilir.

Burun kanaması sırasında ön tampon uygulamasıBurun kanaması sırasında bazı hastalarda burun tamponu uygulaması gerekebilir. Bu fotoğrafta sevgili çalışma arkadaşımla tamponun nasıl uygulandığını konusunda bilgi vermeyi amaçladık. (C) Haldun Oğuz

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
 
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
 
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
 
 
 

Deviasyon: Burun Solunumunun Önemi

Deviasyon neden önemlidir?

“Deviasyon neden önemlidir?” sorusunun cevabını anlayabilmek için önce burun işlevlerine bir göz atalım. Yaşamak için nefes almalıyız. Her ne kadar, ağız yoluyla da nefes alabilsek de, fizyolojik olan solunum, burun solunumudur. Solunum sisteminin ilk organı olan burun, sahip olduğu çok özel yapı sayesinde, havanın alt solunum yollarına uygun hale getirilmesini sağlar.

Burun Yapısı ve Görevleri Nelerdir?

Solunum havasının ısıtılması, nemlendirilmesi ve süzülmesi ancak burun solunumuyla mümkün olabilir. Burun içinde konka (burun eti) adı verilen yapılar, kanlanma açısından çok zengindir. İçerdikleri yaygın damar ağı sayesinde, konkaların çevresinden geçen hava, geniz bölgesine varana kadar vücut sıcaklığına ulaşmış olur. Yine konkalarda bulunan özel hücrelerde mukus adı verilen burun salgısı üretilir. Konkaların sıcaklığı ve mukus sayesinde burunda nemli bir ortam oluşur. Burundan geçen havadaki toz partikülleri ve bir kısım mikroorganizmalar mukusa yapışıp kalırlar. Bu sayede akciğerlere giden hava temiz ve nemli hale gelir.

Burnumuzun nefes alma sırasında 3 önemli görevi vardır: havanın ısıtılması, nemlendirilmesi ve süzülmesi. Solunum havasının bu şekilde işlenmesi sırasında burnumuz da bir taraftan soğumakta, kurumakta ve kirlenmektedir. Belli bir seviyede soğuyan, kuruyan ve kirlenen burun boşluğu yorulur. Bu durum, sinir bağlantıları sayesinde santral sinir sistemi tarafından algılanır. Refleks yollar aracılığıyla yorulan burun boşluğu dinlenmeye alınır ve diğer burun boşluğu daha aktif hale gelir. Böylece biz kesintisiz olarak burun yoluyla nefes almaya devam ettiğimiz halde, gerçekte bir burun boşluğu tıkanmış – dinlenme dönemine geçmiş, diğer burun boşluğu ise çalışır haldedir. Burun boşluklarının sırayla çalışmasından oluşan bu döngüye burun döngüsü (nazal siklus) adı verilir.

Burunun iki bölmesinin birbiri ile simetrik olarak çalışamadığı durumlarda bu döngü bozulur ve burun fonksiyonları sekteye uğramaya başlar. Buna en basit ve en sık görülen örnek burun kıkırdak ve kemiğinin eğriliği anlamına gelen nazal septum deviasyonu rahatsızlığıdır. Septum deviasyonu olan bireyler cerrahi olarak tedavi edilerek burun fonksiyonlarının normale dönmesi kolayca sağlanabilir. 

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
 
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
 
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
 
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara

« Older Entries