Search Results for: ses terapisi

Ses Terapisi

Terapi OGUZ  Ses terapisi, ses problemlerinin tamamında kullanılabilecek bir tedavi yöntemidir. Bazı ses rahatsızlıklarında tek tedavi yöntemi olarak kullanılır iken, bazılarında ise tıbbi (ilaçla) veya cerrahi tedavinin öncesi ve sonrasında destekleyici olarak kullanılabilir.Çok faydalı olmasına rağmen, hiçbir ses patolojisi için özgün bir ses terapisi yöntemi yoktur. Aksine, her hasta için seçilen ses terapisi yöntemi, yoğunluğu ve süresi, hastanın ihtiyaçlarına göre birbirinden farklı olmalıdır. İdeal olarak ses terapisine başlamadan önce hastanın ses probleminin nedeni belirlenmelidir. Bu amaçla objektif ses analizinin yapılması ve ses tellerinin videolaringostroboskopi ile değerlendirilmesi gereklidir. Elde edilen bulgular hasta ve ses terapisinde aktif rol oynayacak ekip ile (Kulak Burun Boğaz Uzmanı ve Ses Patoloğu)   ve eğer hasta bir ses profesyoneli ise sesi ile ilgilenen diğer kişilerle (Ses Koçu, Şan Eğitmeni gibi) birlikte değerlendirilmeli ve terapi amaçları belirlenmelidir.

Son yıllarda larinks (gırtlak, hançere) hakkındaki bilgilerde görülen ani artış, ses ve ses rahatsızlıklarının fizyolojisi, bozuklukları ve tedavisine olan ilgiyi de arttırmıştır. Bu sayede sesin objektif değerlendirmesi ve ses tellerinin görüntülenmesi konularında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Böylece, çok daha hızlı ve doğru tanılar elde edilmekte ve tedavi sürecine bir an önce geçilebilmektedir. Her geçen gün, hem ses rahatsızlıkları ile uğraşan sağlık profesyonellerinin, hem de sesi ile hayatını kazanan ses profesyonellerinin zaman kısıtlılıkları da arttığından, günümüzdeki ses terapi protokolleri yaklaşık 6-10 seans olarak planlanmaktadır. Her ses terapisi yönteminin amaçları farklı olmakla beraber, tüm ses terapi teknikleri için evrensel olan bazı genel hedefler de mevcuttur. Bunlar gerek cerrahi öncesi yada cerrahi sonrası için verilen ses terapileri, gerekse tek tedavi olarak kullanılacak ses terapisi için önem arz eder:

  1. Hasta eğitimi: Hasta eğitimi, tüm tedavi protokolleri için birinci basamaktır. Her hasta, sesin nasıl oluştuğunu ve kendilerindeki problemin sesinde nasıl bir sıkıntıya yol açtığını anlamalıdır. Hasta ses terapisinin mantığını, kullanılacak tekniği ve tedavinin amaçlarını anlamalıdır. Tedavi yaklaşımı hastanın aklına yatmıyorsa, yada terapiyi uygulayacak kişi kararlı değil veya yeterli açıklama yapmıyorsa, hastanın tedavi programına uyum göstermesi güç olacaktır.
  2. Ses hijyeni: Her hasta için uygulanması gereken ses hijyeni kurallarının yanı sıra, her hasta için özgün olarak dikkat edilmesi, buna uygun olarak yapılması/yapılmaması gereken konular belirlenmelidir. Örneğin tüm ses kullanıcıları için yeterli sıvı alımı, gerekirse bulunulan ortamın nemlendirilmesi önemlidir. Kişisel ses kullanım alışkanlıkları hakkında bilgi sahibi olunması, genellikle sesin yoğun olarak kullanıldığı ortam ve ortamdaki gürültü özelliklerinin bilinmesi, ve diğer çevresel faktörlerin irdelenmesi daha sağlıklı ses alışkanlıklarının kazanılmasını sağlayacaktır. Sigara kullanılmaması, genel stresin azaltılması, kullanılan ilaçlar ve bunların vücut sıvıları üzerine etkisinin bilinmesi de önemli gerekliliklerdir.
  3. Aşırı ses kullanma davranışının düzeltilmesi: Ses kısıklığı olan bireylerin daha alçak sesle konuşmasının sağlanması, yüksek sesle konuşmanın önlenmesi, alışkanlık haline gelmiş veya sık tekrarlanan boğaz temizleme hareketinin önlenmesi önemlidir. Sesin gün içerisinde toplam kullanımı azaltılmalıdır. Yüksek sesle gülmek, ağlamak ve öksürmek de sese zarar veren davranışlardır. Tüm bu kurallar, nörolojik nedenlere bağlı yada hipofonksiyonel ses kısıklığı olan hastalar dışında ses problemi olan bireyler için kullanılabilir.
  4. Üzerinde anlaşılan amaçlar ve beklentiler: Ses problemi olan birey ve ses terapisini verecek kişi, sesle ilgili bir problem olduğu, bununla ilgili bir şeyler yapılması gerektiği, izlenecek yol ve amaçlanan hedefler konusunda fikir birliği içerisinde olmalıdır.
  5. Hastanın sesindeki değişiklileri fark edebiliyor olması: Eğer hasta, sesinde ses terapisi ile oluşan değişiklikleri fark edemiyor yada hissedemiyor ise, ses terapisi fayda sağlayamaz. Bu durum ses profesyonellerinde sık rastlamadığımız, ancak özellikle yaşlı popülasyonda ve nörolojik problemli bireylerde çok karşılaştığımız bir durumdur.

Hepinize sağlıklı ses dileklerimle…  

Dr. Haldun OĞUZ tarafından kaleme alınan bu yazı, Volume dergisi Ekim 2006 sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar

Ses Bozukluklarında Doğrudan ve Dolaylı Ses Terapisi Bölümlerinin Dağılımı

Davranışsal bir yöntem olan ses terapisi (ST)nin geçerliliği ve etkinliğinin kanıta dayalı olarak ölçülmesi gerekmektedir. Çok parçalı ses terapilerinin rakamsal olarak nasıl raporlanabileceği konusunda güncel bilgi akışında bir kesinti bulunmaktadır.

Gardner-Schmidt ve ark. tarafından yazılan ve Journal of Voice Mart 2013 sayısında yayınlanan makalede (tam metin) sık görülen ses problemlerinde dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının (DKBU) davranışsal terapi stratejileri araştırılmıştır.

Her bir ses problemi için uygulanabilecek “reçete” şeklinde bir ses terapisi yöntemi bulunmamaktadır. DKBU, çok değişik terapi seçenekleri içerisinden seçtiği değişik teknikleri bireyselleştirerek uygulamaktadır. Bunun nedeni, tıbbi rahatsızlıkları aynı olsa da (nodül gibi) hastaların kullandığı ses mekanizmalarının farklılık arz edebilmesidir.

Günümüze kadar yayınlanmış çok değişik doğrudan ses terapisi yöntemleri mevcuttur: Vokal fonksiyon egzersizleri, Genel rezonan ses terapisi, Lessac-Madsen rezonan ses terapisi, Gizli ses tekniği, Germe ve akım fonasyon, Akım fonasyon, Vurgu yöntemi, Laringeal masaj, Manuel sirkumlaringeal terapi, Fasilite edici teknikler, Yarı kapalı vokal trakt, … gibi. Bahsedilen değişik yöntemler yakından incelendiğinde, bu yöntemlerin rezonans, hava akımı veya dijital manipülasyonu hedeflediği görülmektedir.

Ses terapilerinin etkinliği konusunda güncel literatür incelendiğinde, doğrudan yöntemlerin dolaylı yöntemlerden daha etkin olduğu görülmektedir.

İki dolaylı yöntemi karşılaştıran bir çalışmada, amplifikasyon grubunun ses hijyeni grubuna göre ses handikap endeksi (SHE) skorlarında daha fazla düşme gösterdiği görülmektedir. Aynı grup tarafından yapılan, amplifikasyon (dolaylı ST yöntemi) ile rezonan ST ve solunum kaslarının yeniden eğitiminin (doğrudan ST yöntemleri) karşılaştırıldığı bir çalışmada, ampilfikasyonun daha etkin olduğu görülmüştür.

Sadece dolaylı ST alanlar ile dolaylı ve doğrudan (ikili) ST’sini birlikte alan fonksiyonel disfonili hastaları karşılaştıran bir çalışmada dolaylı ST grubunda %46, ikili grupta %93 oranında ses kalitesinde düzelme tespit edilmiştir.

İngiltere’de yapılan ve 163 DKBU’nın katıldığı bir çalışmada değişik ses problemleri için 2 dolaylı (ses hijyeni ve yaşam şekli uygulamaları) ve 8 doğrudan (postür, relaksasyon, solunum desteği, rezonans, optimal perde, projeksiyon, sert glotal atakların azaltılması ve kuvvetli ses kıvrımı addüksiyonu) ST yöntemi içerisinden uygun tedavi stratejilerini seçmeleri istenmiştir. Dolaylı yöntemler konusunda fikir birliği varken, doğrudan yöntemler üzerinde bir uzlaşma bulunmadığı görülmüştür.

Sellars tarafından yapılan bir çalışma ile, ST için kullanılan zamanın 2/3’ünün dolaylı yöntemler ile geçtiği bildirilmiştir.

Bu çalışmada şu sorulara cevap aranmaktadır: [1] DKBU, dolaylı ve doğrudan yöntemler için zamanını hangi oranda kullanmaktadır? [2] Değişik ses hastalıkları için dolaylı ve doğrudan ST için ayrılan zamanlar arasında fark var mıdır?

Çalışmaya prospektif olarak, 1-30 yıl deneyimli 6 DKBU tarafından uygulanan, ortalama 45 dakika süren, her birisi her hastanın ihtiyacına göre şekillendirilen, 1461 hasta görüşmesi dahil edilmiştir. Her hasta ile ilgili ilk görüşme çalışma harici tutulmuştur. Bu amaçla o tarihlerde veritabanından en sık yer alan 5 ses problemi çalışılımış: (1) Membranöz kısım ortasında yer alan lezyonlar [434 görüşme], (2) Birincil kas gerilim disfonisi (KGD) – fonksiyonel afoni [533 görüşme], (3) Ses kıvrımı atrofisi [257 görüşme], (4) Tek taraflı ses kıvrımı hareketsizliği [86 görüşme], (5) Ses kıvrımı skarı [151 görüşme]. DKBU’larının 8’i dolaylı, 4’ü doğrudan yöntemlere ait 12 ana bölümü, uyguladıkları ST zamanının içerisinde kapladıkları yere göre % olarak görüşmeden hemen sonra oranlamaları istenmiş. 12 bölüm şunlardan oluşmakta imiş:

  • Hidrasyon
  • LFR – diyet modifikasyonu
  • Çevresel modifikasyonlar
  • Anatomi – fizyoloji eğitimi
  • Germe ve gevşemeler
  • Motivasyon
  • Psikosoyal konular
  • Ev ödevi hazırlama
  • Rezonan ses
  • Akım fonasyon
  • Sohbet konuşmasına geçiş çalışmaları
  • Doğrudan manipülasyon

Sonuç olarak, tüm ses bozuklukları için zamanın yaklaşık %20’si dolaylı, %80’i doğrudan yöntemlere ayrılmıştır. Dolaylı yöntemler gruplar arasında analiz edildiğinde; çevresel önlemlere skar, lezyon ve KGD için hareketsizlikten ve lezyonlar için atrofiden daha çok zaman ayrıldığı; psikososyal konulara KGD’lerde lezyonlardan daha çok zaman ayrıldığı; ev ödevi hazırlamaya atrofide skardan çok zaman ayrıldığı görülmüştür. Farklı ses bozuklukları için DKBU’larının kullandığı doğrudan yöntemler birbirine çok benzemektedir. Doğrudan yöntemler gruplar arasında analiz edildiğinde konuşmaya geçiş sürecine lezyonlarda atrofiden, KGD ve lezyonlarda hareketsizlikten, lezyonlarda KGD’den çok zaman ayrıldığı görülmüştür. Burada bahsedilmeyen doğrudan ve dolaylı yöntem alt alanları arasında patolojilere göre farklılık bulunmamıştır.

Kaynak: Gardner-Schmidt JL, Roth DF, Zullo TG, Rosen CA. Quantifying Component Parts of Indirect and Direct Voice Therapy Related to Different Voice Disorders. J Voice 2013; 27(2):210-6: tam metin .

 

Doç.Dr. Hâldun OĞUZ

www.haldunoguz.com

+90 533 823 87 34

+90 553 251 09 82

Ses Terapisi

Son yıllarda larinks (gırtlak, hançere) hakkındaki bilgilerde görülen ani artış, ses ve ses rahatsızlıklarının fizyolojisi, bozuklukları ve tedavisine olan ilgiyi de arttırmıştır. Bu sayede sesin objektif değerlendirmesi ve ses tellerinin görüntülenmesi konularında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Böylece, çok daha hızlı ve doğru tanılar elde edilmekte ve tedavi sürecine bir an önce geçilebilmektedir. Her geçen gün, hem ses rahatsızlıkları ile uğraşan sağlık profesyonellerinin, hem de sesi ile hayatını kazanan ses profesyonellerinin zaman kısıtlılıkları da arttığından, günümüzdeki ses terapi protokolleri yaklaşık 6-10 seans olarak planlanmaktadır. Her ses terapisi yönteminin amaçları farklı olmakla beraber, tüm ses terapi teknikleri için evrensel olan bazı genel hedefler de mevcuttur. Bunlar gerek cerrahi öncesi yada cerrahi sonrası için verilen ses terapileri, gerekse tek tedavi olarak kullanılacak ses terapisi için önem arz eder:
Hasta eğitimi: Hasta eğitimi, tüm tedavi protokolleri için birinci basamaktır. Her hasta, sesin nasıl oluştuğunu ve kendilerindeki problemin sesinde nasıl bir sıkıntıya yol açtığını anlamalıdır. Hasta ses terapisinin mantığını, kullanılacak tekniği ve tedavinin amaçlarını anlamalıdır. Tedavi yaklaşımı hastanın aklına yatmıyorsa, yada terapiyi uygulayacak kişi kararlı değil veya yeterli açıklama yapmıyorsa, hastanın tedavi programına uyum göstermesi güç olacaktır.
Ses hijyeni: Her hasta için uygulanması gereken ses hijyeni kurallarının yanı sıra, her hasta için özgün olarak dikkat edilmesi, buna uygun olarak yapılması/yapılmaması gereken konular belirlenmelidir. Örneğin tüm ses kullanıcıları için yeterli sıvı alımı, gerekirse bulunulan ortamın nemlendirilmesi önemlidir. Kişisel ses kullanım alışkanlıkları hakkında bilgi sahibi olunması, genellikle sesin yoğun olarak kullanıldığı ortam ve ortamdaki gürültü özelliklerinin bilinmesi, ve diğer çevresel faktörlerin irdelenmesi daha sağlıklı ses alışkanlıklarının kazanılmasını sağlayacaktır. Sigara kullanılmaması, genel stresin azaltılması, kullanılan ilaçlar ve bunların vücut sıvıları üzerine etkisinin bilinmesi de önemli gerekliliklerdir.
Aşırı ses kullanma davranışının düzeltilmesi: Ses kısıklığı olan bireylerin daha alçak sesle konuşmasının sağlanması, yüksek sesle konuşmanın önlenmesi, alışkanlık haline gelmiş veya sık tekrarlanan boğaz temizleme hareketinin önlenmesi önemlidir. Sesin gün içerisinde toplam kullanımı azaltılmalıdır. Yüksek sesle gülmek, ağlamak ve öksürmek de sese zarar veren davranışlardır. Tüm bu kurallar, nörolojik nedenlere bağlı yada hipofonksiyonel ses kısıklığı olan hastalar dışında ses problemi olan bireyler için kullanılabilir.
Üzerinde anlaşılan amaçlar ve beklentiler: Ses problemi olan birey ve ses terapisini verecek kişi, sesle ilgili bir problem olduğu, bununla ilgili bir şeyler yapılması gerektiği, izlenecek yol ve amaçlanan hedefler konusunda fikir birliği içerisinde olmalıdır.
Hastanın sesindeki değişiklileri fark edebiliyor olması: Eğer hasta, sesinde ses terapisi ile oluşan değişiklikleri fark edemiyor yada hissedemiyor ise, ses terapisi fayda sağlayamaz. Bu durum ses profesyonellerinde sık rastlamadığımız, ancak özellikle yaşlı popülasyonda ve nörolojik problemli bireylerde çok karşılaştığımız bir durumdur.

Ses kısıklığı

SES NEDEN KISILIR

Ses kısıklığı nedir?

İnsan sesi, soluk alıp verme sırasında solunum havası dışarıya verilirken ses tellerinin titreşimi ile oluşur. Ses tellerinin üzerinde bulunan yutak, dil ve dudaklar gibi yapılar tarafından şekillendirilir, burun ve sinüs boşlukları gibi yapılar aracılığı ile yankılanır ve son halini alır. Bir sesin normal olarak algılanabilmesi için perdesi, gürlüğü, kalitesi ve değişkenliği gibi tanımlayıcı özelliklerinin normal olması beklenir.

Ses kısıklığı ya da anormal ses ise, yukarıda saydığımız perde, gürlük, kalite ve değişkenlik açısından sesin tatmin edici düzeyde olmaması olarak tanımlanabilir. Kısık ses, kolayca dikkat çeken, bireyde normalden farklı, sorunlu bir durum olduğu algısı yaratan; bireyin sosyal ve mesleki faaliyetlerini olumsuz etkileyebilen; bireyin yaşı, cinsiyeti, toplumsal statüsü ve bulunduğu ortam ile bağdaşmayan bir sestir.  

Ses kısıklığı sebepleri nelerdir?

Ses kısıklığı, ses telleri ya da sesin oluşması gerekli organlar ve dokuların herhangi birisinde (akciğerler, soluk borusu, dil, dudaklar, beyin, yutak gibi) bulunan iyi ya da kötü huylu bir hastalık nedeniyle ya da bireyin ses oluşumunu etkileyen bir psikolojik rahatsızlık nedeniyle ortaya çıkabilir.

Ses kısıklığı tanısı nasıl koyulur?

Ses kısıklığı, birey ya da çevresindekiler tarafından sesin her zaman olduğundan farklı olduğu fark edilerek algılanır.  Ses kısıklığı olan bireyin konu hakkında bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanına muayene olması ile ses kısıklığına neden olan birincil rahatsızlığın ne olduğu anlaşılır. Muayene sırasında rutin kulak burun boğaz muayene aletlerinin yanı sıra videolaringostroboskopi, fleksible fiberoptik endoskopi ve akustik ses analizi gibi teknolojik alet ve yöntemlerden faydalanılabilir.

Ses kısıklığı nasıl tedavi edilir?

Ses kısıklığına neden olan hastalıklar çok çeşitlidir. Bunların bir kısmı kısa süreli, bir kısmı ise uzun süreli ses kısıklığına yol açabilir. Ses kısıklığı tedavileri kabaca dört grupta toplanabilir. Davranışsal tedaviler, yani bireyin sesi için iyi olan şeyleri yapıp, uygulayıp, sesi için kötü olan şeylerden uzak durması bunlardan birincisidir. İkinci tedavi yöntemi medikal yani ilaç kullanılarak yapılan tedavilerdir. İlaçlar ağızdan, kas ya da damar yolu ile veya sadece bölgesel olarak hava yoluna veya ses tellerine uygulanabilir. Hastalığa göre tedavinin süresi günler ile aylar arasında değişebilir. Üçüncü tedavi yöntemi ses terapisidir. Ses terapisi ile ses bozukluğunun tedavisi, sesin değişik durumlarda olumsuz yönde etkilenmesinin önlenmesi ve rahatsızlıklara daha dirençli hale gelmesi sağlanabilir. Dördüncü yöntem ise ses hastalığının cerrahi olarak tedavisidir. Ses kısıklığının nedenine göre yapılacak cerrahi içten (dışarıdan herhangi bir iz ya da kesi olmadan sadece ağız içerisinden uygulanan) ya da açık cerrahi olarak planlanabilir. Tedavide hangi yöntemin tek başına ya da hangi yöntemlerin bir arada uygulanacağına hastanın ses kısıklığının birincil ve ikincil nedenlerinin ne olduğuna göre hekim ve hasta tarafından birlikte karar verilir.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Fonotravma (travmatik ses kullanımı), oluşumuna zemin hazırladığı ses hastalıkları, sesin kalite ve karakterinin bozulması, tedavi seçenekleri

 

Ses tellerinin iyi huylu hastalıklarının büyük kısmının oluşumunda tekrarlayan ses teli travmasının (fonotravma) katkısı vardır. Ses teli nodülü, ses teli polibi, ses tellerinde Reinke ödemi bu hastalıklara örnekler arasında sayılabilir. Travma sonrasında, ses tellerinin katmanlı yapısında yüzeyin (epitelin) altında yer alan lamina propria ya da bazal membranda hasar oluşur. Bu hasarın tamiri sırasında bahsedilen patolojiler ortaya çıkar.

Ses teli polipleri, çoğunlukla sesin kötü kullanılması sonucu oluşan epitel altı kanamalara, kanamalardan sonra oluşan hematoma, hematomun inflamasyon ve fibrozisle rezolüsyona uğramasına bağlı olarak oluşur. Histolojik incelemede lamina propriada hemosiderin ve demir depolanmaları görülebilir.

Ses teli nodülleri, vokal kord mukozasında aşırı vibrasyona neden olan yanlış ses kullanımı sonucu ortaya çıkar. Vokal kord nodüllerinde bazal membran yırtılması sonrasında lamina propriada aşırı fibronektin birikimi vardır. Bazal membranın yırtılması sıklıkla fonasyonda yırtıcı kuvvete maruz kalınan, ses tellerinin ön 1/3 ile orta 1/3’ünün kesiştiği yerde meydana gelir.

Reinke ödemi, ses tellerinin bölgesel olarak değil, bir bütün olarak şişmesidir. Genellikle sigara kullanımı ve sesin aşırı ya da kötü-yanlış kullanımının bir arada olduğu hastalarda, kronik irritasyon sonucu oluşur.

Ses tellerinde bu lezyonlar oluştuktan sonra, ses karakteri ve kalitesi etkilenir. Öncelikle oluşan lezyonlar ses tellerinin tam kapanmasını engeller ve ses tellerinin titreşim dinamiğini bozarlar. Ses telleri üzerinde gerek yukarı aşağı gerekse içten dışa dıştan içe mukozal dalga hareketleri bozulur. Mevcut bir lezyona rağmen ses çıkarma, konuşma, şarkı söyleme ses tellerinin ahenkli hareketini kalıcı bir şekilde etkiler. Ses tellerinin bu hastalıkları, medikal tedavi, fonomikrocerrahi ve ses terapisi yöntemlerinin bir ya da birkaçının birlikte kullanımı ile tamamen tedavi edilebilir.

Sağlıklı ses dileklerimle.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Tek taraflı ses teli felci

ses teli felci.jpeg

TEK TARAFLI SES TELİ FELCİ: NEDENLER, TANI VE TEDAVİ YAKLAŞIMI

Ses teli felci, ses teli dokusunu oluşturan kaslara uyarı göndermesi gereken sinirin çalışmaması nedeniyle oluşan ses teli hareket kısıtlılığına verilen isimdir. Her insanda iki adet ses teli mevcuttur. Bu iki ses teli tıpkı V harfi gibi bir uçlarında birbirine bağlı, diğer uçta serbesttir. Normal ses telleri soluk alıp verme sırasında açılır, ses çıkarırken ya da yutma sırasında tam olarak kapanır. Etkilenen ses teli sayısına göre felç, tek taraflı ya da iki taraflı olarak ifade edilir. Felçli olan ses teli nefes alma ve ses çıkarma sırasında hareketsiz kalır.

Nedenler

Tek taraflı ses teli felci oluşmasına yol açan nedenler arasında en sık görülen baş, boyun ya da göğüs kafesi içerisinde yapılan cerrahi girişimlerdir. İlgili hastalığın tedavisi sırasında ses teli siniri istemsiz olarak hasar görebilir. Bazı durumlarda ise hastalığı tedavi edebilmek için sinirin hasar görmesi kaçınılmaz olur. Buna en sık örnekler arasında tiroid (guatr) cerrahileri, boyun omurları için yapılan cerrahiler, kalp ve büyük damarlar için yapılan cerrahiler ve beyin cerrahileri sayılabilir. Ses telini besleyen sinirler çok hassas olduğundan özenli cerrahiler sırasında dahi fonksiyon kaybına uğrayabilir, bu çoğu zaman kaçınılmaz bir durumdur.

Tek taraflı ses teli felci oluşumunda ikinci en sık görülen neden sinirin çalışmasında soruna yol açan iltihabi durumlardır. Bu durum en sık viral enfeksiyonlar sonrasında görülür ve bazı durumlarda geçici olabilir, yani sinir bir süre sonra yeniden çalışır ve felç durumu ortadan kalkar.

Tek taraflı ses teli çalışmasını engelleyen üçüncü sık durum, sinir çalışmasını engelleyen, sinir üzerinde basıya yol açan tümörlerdir. İlgili sinir ve dalları, beyinden başlar, boyundan geçer, göğüs kafesi içerisine girer ve tekrar boyuna dönerek ses tellerini besler. Bu uzun yol boyunca oluşabilecek bazı iyi ve kötü huylu tümörler sinirin fonksiyonunu bozarak çalışmasına engel olur. Bu durum da ses teli felci ile sonuçlanabilir. Ses teli felcine yol açan en sık tümörler akciğerde bulunan tümörlerdir.

Tek taraflı ses teli felcine yol açabilen başka birçok etken daha vardır. İlaçlara bağlı toksisite, nörolojik hastalıklar, beyin kanaması gibi nedenler bunlar arasında sayılabilir.

Şikayetler

Tek taraflı ses teli felci olan bireyler genellikle ses kalitesinin azalmasından yakınırlar. Ses kısıklığı, sesin güçsüz çıkması, sesin soluklu yani sanki konuşurken nefes kaçağı varmış gibi çıkması, bir süre konuşunca çabuk yorulma, sesin istendiği kadar şiddetli çıkmaması, istenilen incelikte sesler çıkaramama oluşabilecek ses sorunlarından bazılarıdır. Bazı bireylerde ses telleri tam kapanamadığı için sıvı gıdaların hava yoluna kaçması, örneğin su içerken sık öksürme, boğulacakmış gibi olma gibi sorunlar da görülebilir.

Tanı

Ses teli felci tanısı, videolaringostroboskopi ve fleksible fibroptik laringoskopi gibi uygun görüntüleme yöntemleri ile muayenehane koşullarında koyulabilir. Sesin mevcut durumdan ne kadar etkilendiğini anlamak için akustik analiz yapılabilir.

Ses teli felcinin nedeninin belirlenebilmesi için tam bir kulak burun boğaz baş boyun muayenesi yapılmalı, ihtiyaç duyuluyor ise uygun radyolojik inceleme yöntemleri (bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans inceleme gibi) ve laboratuvar tetkikleri kullanılarak nedenin ne olduğu ortaya konulmalıdır.

Tedavi

Tek taraflı ses teli felcinde ilişkili ses problemlerinin tedavisi için kullanılan ana yöntemler ses terapisi, enjeksiyon laringoplasti (ses tellerine dolgu yapılması, kapalı ses teli cerrahisi) ve tiroplastidir (açık ses teli cerrahisi). Bunlardan hangilerinin kullanılacağı ve zamanlaması hastanın klinik durumuna ve aspirasyon (boğaza sıvı kaçma) düzeyine göre değişebilir. Ses teli felci sonrası en erken dönemde yapılan doğru uygulamalar ile en iyi ses sonuçları alınabilmektedir.

Daha fazla bilgi için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

 

Ses teli granulomu

Ses teli granulomu, genellikle ses tellerinin arka bölümünde, ses tellerinin bağlandığı kıkırdak kısmın üzerinde oluşur. İyi huylu bir büyümedir, yani kansere dönüştüğüne dair elimizde kesin bir veri bulunmamaktadır. Nedenleri arasında boğaz reflüsü (laringofaringeal reflü), daha önce geçirilen bir ameliyat için genel anestezi verilirken koyulan boğaz tüpü (entübasyon), sesin yanlış ve kötü kullanımı (ses suiistimali; fonotravma) sayılabilir. Sık ve kuvvetli öksürük, tekrarlayan boğaz temizleme alışkanlığı, ses telleri düzeyinde kapanma sorunu olduğu için edinilen ikincil hiperfonksiyonel ses kullanımı da zeminde yer alabilir.

Ses teli granülomu olan bireyler, ses kalitesindeki değişikliklerden yakınırlar. Ses çatallı çıkabilir, büyük granulomlar ses teli kapanmasını etkileyebildiğinden ses soluklu olabilir, iki ses varmış gibi bir ses ortaya çıkabilir, ses kırılmaları olabilir. Bir diğer sorun boğazda takılma, boğazda bir şey varmış hissi olmasıdır. Bu durum, boğaz temizleme ve öksürük ihtiyacı doğurduğundan ses teli granulomunun daha büyümesine yol açabilir. Bazı bireylerde ise yutkunurken ya da öksürürken ani ağrı, ya da belirli bir süre konuştuktan sonra ortaya çıkan bir ağrı görülebilir. Bu ağrı ses telleri yani boğaz çevresinde olabileceği gibi kulağa yansıyan bir şekilde de olabilir.

Ses teli kıkırdağının bulunduğu arka kısım, ses teli hareketinin en kuvvetli olduğu alandır. Bu bölgede ses teli koruyucu örtüsü çok incedir, bu nedenle çok kolay zedelenir. Granulom, aslında travmaya uğramış bölgenin tamir edici, iyileşme sürecidir. Dört aşamalıdır: Kanama, iltihap, çoğalma ve yeniden şekillenme. Çok küçük bir çökük yara (ülser, ses teli ülseri) şeklinde olabileceği gibi çok büyük, hava yolunu daraltacak boyutta da olabilir. Tanısı ses tellerinin endoskopik muayene yöntemleri olan videolaringostroboskopi ya da fleksibl fiberoptik muayene ile kolaylıkla konulabilir. Ses kalitesini ne kadar etkilediğini anlamak için akustik analiz yöntemlerinden faydalanılabilir.

Granulom tekrarlama riski çok yüksek olarak bir rahatsızlıktır. Cerrahi olarak çıkarılmasının ardından bu oran %90’lara varacak oranda yüksek olabilir, dolayısıyla sadece cerrahi uygulamanın birincil olarak tercih edilmemesi uygun olur. Tedavinin olmazsa olmaz ayakları boğaz reflüsünün yönetilmesi ve ses terapisidir. Cerrahi olarak çıkarılması hem patolojik olarak tanının doğrulanmasını sağlar, hem de hızla ses kalitesini arttırır. Ancak, cerrahi sırasında b. toksini enjeksiyonu, ardından/beraberinde/öncesinde reflü tedavisi ve ses terapisi başarının kalıcı olmasını destekleyecektir.

 

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

SULKUS VOKALIS (SES TELI OLUGU)

Sulkus vokalis (Ses teli oluğu), ses tellerinin tanısı en zor koyulabilen ve tedavisi en güç rahatsızlıklarından birisidir. Nasıl oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Yaklaşık yarısının doğuştan itibaren bulunduğu düşünülmektedir. Ses tellerinin yanlış ve kötü kullanımı (fonotravma) ile, ya da ses teli kistinin patlaması sonucu oluşabileceği de bildirilmektedir.

Sulkus vokalis (sulcus vocalis) bulunan ses teli dokusu incelendiğinde, ses tellerinin titreşmesine olanak sağlayan katmanlarından birisi olan lamina proprianın yüzeysel kısmının incelmiş olduğu ya da hiç bulunmadığı görülür. Bazı olgularda oluk o kadar derindir ki, yine çok önemli bir destek katman olan vokal ligament dahi bulunmamaktadır.  Ford tarafından yapılan sınıflamasına göre 3 tipi mevcuttur. Tip 1 fizyolojik sulkus vokalis,  tip 2 ses teli serbest kenarında çizgi şeklinde çöküklük, tip 3 ise derin, cep benzeri oyuk olarak ifade edilmektedir.

Sulkus vokalis tanısı videolaringostroboskopik olarak koyulabilir. Ancak bazı olgularda kesin tanı ancak mikroskop altında ameliyathane koşullarında koyulabilmektedir.

Sulkus vokalis tedavisinde ses terapisi, cerrahi ya da her ikisinin birlikte kullanımı temel teşkil etmektedir. Cerrahi tedavi seçenekleri şunlardır:

  1. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması
  2. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması; bireyin kendisinden alınan yağ, fasya, ya da başka maddeler ile greftleme
  3. insizyon ve sulkus epitelinin kaldırılması; sulkus boyunda dikey kesiler yapılması
  4. sulkusun çıkarılması (eksizyon) ve oluşan defektin birincil sütürasyonu
  5. lazer uygulamaları
  6. ses teli içerisinde dolgu yapılması (enjeksiyon laringoplasti)
  7. steroid ya da başka rejeneratif maddelerin enjeksiyonu
  8. eksizyon ve oluşan defektin birincil sütürasyonu; medializasyon laringoplasti

SULCUS VOCALIS HALDUN OGUZ

Sulkus konusunda yayın sayısı çok azdır. Tedavi için ise çok sayıda değişik alternatif mevcuttur. Doğru tedavi yöntemi hastanın ses ihtiyacına ve mevcut rahatsızlığının verdiği imkana göre hastaya özel olarak seçilmelidir. Ses teli cerrahisi ile tedavinin sonuçları konusunda hastaların beklentileri gerçekçi düzeyde olmalıdır. Çoğu hastada birden fazla cerrahiye ihtiyaç duyulabilir.  Fonocerrahi ile birlikte ses terapisi uygulanması tedavi başarını olumu yönde etkilemektedir.

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Son Güncelleme ve Kontrol Tarihi: 3 Ocak 2019

 

 

 

Ses Teli Kisti

Kist, zar ile çevrili bir boşluğun içerisinde herhangi bir maddenin birikmesidir. Ses teli kistinde bu madde, salgı bezlerinden salınan mukus salgısı ya da keratin olabilir.
Ses telleri birkaç katmanlı bir yapıdan oluşur. Ses tellerinin birbirine çarptığı en üst yüzeyde epitel bulunur. Epitelin altında yüzeyden derine gittikçe sertleşen bağ dokusu içeren lamina propria, en alt katmanda ise ses teli kasları bulunur. Ses teli kisti, yüzeysel lamina propria adını verdiğimiz ses telinin normal fonksiyon görmesi için çok önemli olan tabakası içerisinde yer alır. Ses teli kistleri genellikle ses teli yüzeyinde yer alan salgı bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Ses hijyenine dikkat etmeyen bireylerin ses tellerinde kist görülme olasılığı daha fazladır. Ses teli kisti, genellikle ses telinin en çok fonotravmaya maruz kalan orta 1/3’lük kısmında görülür.
Ses teli kisti iyi huylu bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmemesi durumunda kötü huylu bir hastalığa dönüşmez. Yani kanser öncülü bir hastalık değildir, kanserleşmez. Ses tellerinin uygunsuz kapanmasına bağlı ses kısılması, seste çatallanma, belirli bir süre konuştuktan sonra seste yorulma, boğazda bir şey takılmış hissi, tekrarlayan boğaz temizleme ihtiyacı gibi sorunlara yol açabilir. Genellikle ağrısızdır, ancak birey uzun süre konuştuğunda ses telleri çevresindeki kasların uygunsuz kullanımına bağlı boyun kaslarında ağrı oluşabilir.
Ses teli kisti genellikle yuvarlak ya da oval şekillidir. İçeriğine göre şeffaf, beyaz ya da sarımsı olabilir. Ses tellerinin nodül, polip gibi hastalıkları ile ayırıcı tanısı için videolaringostroboskopik görüntüleme genellikle faydalı olur.
Ses teli kisti tedavisinde ilaçların herhangi bir faydası yoktur. Ses istirahati (ses kullanımının kısıtlanması) ve ilaçlar, kist çevresindeki iltihabın azalması ve boyun kaslarının rahatlamasını sağlayabilir, ancak, ses istirahati ile kistin tamamen iyileşmesi beklenen bir sonuç değildir. Ses teli kistinin asıl tedavisi mikroskop altında yapılan ses teli cerrahisidir (fonomikrocerrahi). Cerrahi ile kistin tamamı çıkarılarak tedavi sağlanır. Cerrahi sonrası ses terapisi uygulanması ses hijyeninin sağlanması ve kistin tekrarının önlenmesi açısından faydalıdır.
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Ses Teli Skarı Nedir, Tanısı Nasıl Koyulur, Nasıl Tedavi Edilebilir?

Ses tellerinin etkin olarak çalışabilmesi için, çok katmanlı yapısının sağlam olması, kas dokusunun üzerinde yer alan mukoza katlarının her iki ses telinde ahenkli bir şekilde titreşebilmesi gerekir.

Ses teli skarı (nedbe), titreşen mukoza katmanlarının, özellikle yüzeyel lamina propria adı verilen dokunun hasar görmesi sonrası oluşur. Esnek, yumuşak olan dokunun hasar görmesi yüzeyel epitel tabakasının alttaki sert kas tabakasına yapışması ve ses telinin esnekliğini kaybetmesi ile sonuçlanır. Esnek olmayan sert skar dokusunun büyüklüğü, kendisini oluşturan nedene göre değişebilir.

Ses teli skarının en önemli nedeni, cerrahidir. Skara en çok yol açan cerrahi, ses telinin iyi ve kötü huylu hastalıkları için yapılan mikrolaringocerrahidir. Diğer cerrahiler sırasında hasta entübe edildiği için tüpe bağlı hasarlar ya da gırtlağa künt ya da kesici travmalar da skarın nedenleri olabilir. İyi huylu ses rahatsızlıklarının tedavisi sırasında cerrahın özenli davranması ile skar oluşumu büyük oranda önlenebilir. Ancak, ses teli kanserlerinin tedavisinin ardından skar oluşması önlenebilir bir durum değildir ve beklenen bir sonuçtur. İyi huylu ses rahatsızlıkları için yapılan cerrahilerden sonra uygun bir süre sesin hiç kullanılmaması, laringofaringeal reflüyü yönetecek tedavilerin kullanılması, cerrahiden sonra sigara ve alkol kullanımının kesilmesi, skar oluşma riskini en aza indirmek için uygulanması uygun olacak önlemlerdir.

Ses teli skarı olan bireyleri en sık yakındıkları sorun, ses kısıklığıdır. Ses kısıklığı, sesin kullanım süresi arttıkça daha da belirgin hale gelebilir. Skar ne kadar büyükse, genellikle ses sorunu da o kadar ağır olur.

Ses teli skarı tanısı, ses tellerinin videolaringostroboskopi adını verdiğimiz özel bir ışık tekniği ile ağız içerisinden muayenehane koşullarında endoskopik muayenesi sırasında, ses telinin iç yüzeyindeki titreşim hareketinin görülememesi ile koyulur.

Ses teli skarının tedavisi için her hastada faydalı olan tek bir yöntem yoktur. Bu nedenle, ses teli skarının oluşmadan önlenmesi büyük önem arz eder. Oluşmuş bir skardaki tedavi yöntemi ise ses tellerinin genel anestezi altında mikroskobik olarak ameliyat edilmesidir. Bu tekniğe mikrolaringocerrahi adı verilir. Cerrahi olarak skara müdahale edilirken, cerrahiden önce ve sonra medikal tedaviler ve ses terapisinin kullanılması elde edilecek sonucun daha iyi olmasına olanak sağlar.

Konu hakkında daha fazla bilgi için lütfen bizimle iletişim kurunuz:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
« Önceki Yazılar