Arama sonuçları: ses terapisi

Ses Terapisi

Terapi OGUZ  Ses terapisi, ses problemlerinin tamamında kullanılabilecek bir tedavi yöntemidir. Bazı ses rahatsızlıklarında tek tedavi yöntemi olarak kullanılır iken, bazılarında ise tıbbi (ilaçla) veya cerrahi tedavinin öncesi ve sonrasında destekleyici olarak kullanılabilir.Çok faydalı olmasına rağmen, hiçbir ses patolojisi için özgün bir ses terapisi yöntemi yoktur. Aksine, her hasta için seçilen ses terapisi yöntemi, yoğunluğu ve süresi, hastanın ihtiyaçlarına göre birbirinden farklı olmalıdır. İdeal olarak ses terapisine başlamadan önce hastanın ses probleminin nedeni belirlenmelidir. Bu amaçla objektif ses analizinin yapılması ve ses tellerinin videolaringostroboskopi ile değerlendirilmesi gereklidir. Elde edilen bulgular hasta ve ses terapisinde aktif rol oynayacak ekip ile (Kulak Burun Boğaz Uzmanı ve Ses Patoloğu)   ve eğer hasta bir ses profesyoneli ise sesi ile ilgilenen diğer kişilerle (Ses Koçu, Şan Eğitmeni gibi) birlikte değerlendirilmeli ve terapi amaçları belirlenmelidir.

Son yıllarda larinks (gırtlak, hançere) hakkındaki bilgilerde görülen ani artış, ses ve ses rahatsızlıklarının fizyolojisi, bozuklukları ve tedavisine olan ilgiyi de arttırmıştır. Bu sayede sesin objektif değerlendirmesi ve ses tellerinin görüntülenmesi konularında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Böylece, çok daha hızlı ve doğru tanılar elde edilmekte ve tedavi sürecine bir an önce geçilebilmektedir. Her geçen gün, hem ses rahatsızlıkları ile uğraşan sağlık profesyonellerinin, hem de sesi ile hayatını kazanan ses profesyonellerinin zaman kısıtlılıkları da arttığından, günümüzdeki ses terapi protokolleri yaklaşık 6-10 seans olarak planlanmaktadır. Her ses terapisi yönteminin amaçları farklı olmakla beraber, tüm ses terapi teknikleri için evrensel olan bazı genel hedefler de mevcuttur. Bunlar gerek cerrahi öncesi yada cerrahi sonrası için verilen ses terapileri, gerekse tek tedavi olarak kullanılacak ses terapisi için önem arz eder:

  1. Hasta eğitimi: Hasta eğitimi, tüm tedavi protokolleri için birinci basamaktır. Her hasta, sesin nasıl oluştuğunu ve kendilerindeki problemin sesinde nasıl bir sıkıntıya yol açtığını anlamalıdır. Hasta ses terapisinin mantığını, kullanılacak tekniği ve tedavinin amaçlarını anlamalıdır. Tedavi yaklaşımı hastanın aklına yatmıyorsa, yada terapiyi uygulayacak kişi kararlı değil veya yeterli açıklama yapmıyorsa, hastanın tedavi programına uyum göstermesi güç olacaktır.
  2. Ses hijyeni: Her hasta için uygulanması gereken ses hijyeni kurallarının yanı sıra, her hasta için özgün olarak dikkat edilmesi, buna uygun olarak yapılması/yapılmaması gereken konular belirlenmelidir. Örneğin tüm ses kullanıcıları için yeterli sıvı alımı, gerekirse bulunulan ortamın nemlendirilmesi önemlidir. Kişisel ses kullanım alışkanlıkları hakkında bilgi sahibi olunması, genellikle sesin yoğun olarak kullanıldığı ortam ve ortamdaki gürültü özelliklerinin bilinmesi, ve diğer çevresel faktörlerin irdelenmesi daha sağlıklı ses alışkanlıklarının kazanılmasını sağlayacaktır. Sigara kullanılmaması, genel stresin azaltılması, kullanılan ilaçlar ve bunların vücut sıvıları üzerine etkisinin bilinmesi de önemli gerekliliklerdir.
  3. Aşırı ses kullanma davranışının düzeltilmesi: Ses kısıklığı olan bireylerin daha alçak sesle konuşmasının sağlanması, yüksek sesle konuşmanın önlenmesi, alışkanlık haline gelmiş veya sık tekrarlanan boğaz temizleme hareketinin önlenmesi önemlidir. Sesin gün içerisinde toplam kullanımı azaltılmalıdır. Yüksek sesle gülmek, ağlamak ve öksürmek de sese zarar veren davranışlardır. Tüm bu kurallar, nörolojik nedenlere bağlı yada hipofonksiyonel ses kısıklığı olan hastalar dışında ses problemi olan bireyler için kullanılabilir.
  4. Üzerinde anlaşılan amaçlar ve beklentiler: Ses problemi olan birey ve ses terapisini verecek kişi, sesle ilgili bir problem olduğu, bununla ilgili bir şeyler yapılması gerektiği, izlenecek yol ve amaçlanan hedefler konusunda fikir birliği içerisinde olmalıdır.
  5. Hastanın sesindeki değişiklileri fark edebiliyor olması: Eğer hasta, sesinde ses terapisi ile oluşan değişiklikleri fark edemiyor yada hissedemiyor ise, ses terapisi fayda sağlayamaz. Bu durum ses profesyonellerinde sık rastlamadığımız, ancak özellikle yaşlı popülasyonda ve nörolojik problemli bireylerde çok karşılaştığımız bir durumdur.

Hepinize sağlıklı ses dileklerimle…  

Dr. Haldun OĞUZ tarafından kaleme alınan bu yazı, Volume dergisi Ekim 2006 sayısında yayınlanmıştır.

Reklamlar

Ses Bozukluklarında Doğrudan ve Dolaylı Ses Terapisi Bölümlerinin Dağılımı

Davranışsal bir yöntem olan ses terapisi (ST)nin geçerliliği ve etkinliğinin kanıta dayalı olarak ölçülmesi gerekmektedir. Çok parçalı ses terapilerinin rakamsal olarak nasıl raporlanabileceği konusunda güncel bilgi akışında bir kesinti bulunmaktadır.

Gardner-Schmidt ve ark. tarafından yazılan ve Journal of Voice Mart 2013 sayısında yayınlanan makalede (tam metin) sık görülen ses problemlerinde dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının (DKBU) davranışsal terapi stratejileri araştırılmıştır.

Her bir ses problemi için uygulanabilecek “reçete” şeklinde bir ses terapisi yöntemi bulunmamaktadır. DKBU, çok değişik terapi seçenekleri içerisinden seçtiği değişik teknikleri bireyselleştirerek uygulamaktadır. Bunun nedeni, tıbbi rahatsızlıkları aynı olsa da (nodül gibi) hastaların kullandığı ses mekanizmalarının farklılık arz edebilmesidir.

Günümüze kadar yayınlanmış çok değişik doğrudan ses terapisi yöntemleri mevcuttur: Vokal fonksiyon egzersizleri, Genel rezonan ses terapisi, Lessac-Madsen rezonan ses terapisi, Gizli ses tekniği, Germe ve akım fonasyon, Akım fonasyon, Vurgu yöntemi, Laringeal masaj, Manuel sirkumlaringeal terapi, Fasilite edici teknikler, Yarı kapalı vokal trakt, … gibi. Bahsedilen değişik yöntemler yakından incelendiğinde, bu yöntemlerin rezonans, hava akımı veya dijital manipülasyonu hedeflediği görülmektedir.

Ses terapilerinin etkinliği konusunda güncel literatür incelendiğinde, doğrudan yöntemlerin dolaylı yöntemlerden daha etkin olduğu görülmektedir.

İki dolaylı yöntemi karşılaştıran bir çalışmada, amplifikasyon grubunun ses hijyeni grubuna göre ses handikap endeksi (SHE) skorlarında daha fazla düşme gösterdiği görülmektedir. Aynı grup tarafından yapılan, amplifikasyon (dolaylı ST yöntemi) ile rezonan ST ve solunum kaslarının yeniden eğitiminin (doğrudan ST yöntemleri) karşılaştırıldığı bir çalışmada, ampilfikasyonun daha etkin olduğu görülmüştür.

Sadece dolaylı ST alanlar ile dolaylı ve doğrudan (ikili) ST’sini birlikte alan fonksiyonel disfonili hastaları karşılaştıran bir çalışmada dolaylı ST grubunda %46, ikili grupta %93 oranında ses kalitesinde düzelme tespit edilmiştir.

İngiltere’de yapılan ve 163 DKBU’nın katıldığı bir çalışmada değişik ses problemleri için 2 dolaylı (ses hijyeni ve yaşam şekli uygulamaları) ve 8 doğrudan (postür, relaksasyon, solunum desteği, rezonans, optimal perde, projeksiyon, sert glotal atakların azaltılması ve kuvvetli ses kıvrımı addüksiyonu) ST yöntemi içerisinden uygun tedavi stratejilerini seçmeleri istenmiştir. Dolaylı yöntemler konusunda fikir birliği varken, doğrudan yöntemler üzerinde bir uzlaşma bulunmadığı görülmüştür.

Sellars tarafından yapılan bir çalışma ile, ST için kullanılan zamanın 2/3’ünün dolaylı yöntemler ile geçtiği bildirilmiştir.

Bu çalışmada şu sorulara cevap aranmaktadır: [1] DKBU, dolaylı ve doğrudan yöntemler için zamanını hangi oranda kullanmaktadır? [2] Değişik ses hastalıkları için dolaylı ve doğrudan ST için ayrılan zamanlar arasında fark var mıdır?

Çalışmaya prospektif olarak, 1-30 yıl deneyimli 6 DKBU tarafından uygulanan, ortalama 45 dakika süren, her birisi her hastanın ihtiyacına göre şekillendirilen, 1461 hasta görüşmesi dahil edilmiştir. Her hasta ile ilgili ilk görüşme çalışma harici tutulmuştur. Bu amaçla o tarihlerde veritabanından en sık yer alan 5 ses problemi çalışılımış: (1) Membranöz kısım ortasında yer alan lezyonlar [434 görüşme], (2) Birincil kas gerilim disfonisi (KGD) – fonksiyonel afoni [533 görüşme], (3) Ses kıvrımı atrofisi [257 görüşme], (4) Tek taraflı ses kıvrımı hareketsizliği [86 görüşme], (5) Ses kıvrımı skarı [151 görüşme]. DKBU’larının 8’i dolaylı, 4’ü doğrudan yöntemlere ait 12 ana bölümü, uyguladıkları ST zamanının içerisinde kapladıkları yere göre % olarak görüşmeden hemen sonra oranlamaları istenmiş. 12 bölüm şunlardan oluşmakta imiş:

  • Hidrasyon
  • LFR – diyet modifikasyonu
  • Çevresel modifikasyonlar
  • Anatomi – fizyoloji eğitimi
  • Germe ve gevşemeler
  • Motivasyon
  • Psikosoyal konular
  • Ev ödevi hazırlama
  • Rezonan ses
  • Akım fonasyon
  • Sohbet konuşmasına geçiş çalışmaları
  • Doğrudan manipülasyon

Sonuç olarak, tüm ses bozuklukları için zamanın yaklaşık %20’si dolaylı, %80’i doğrudan yöntemlere ayrılmıştır. Dolaylı yöntemler gruplar arasında analiz edildiğinde; çevresel önlemlere skar, lezyon ve KGD için hareketsizlikten ve lezyonlar için atrofiden daha çok zaman ayrıldığı; psikososyal konulara KGD’lerde lezyonlardan daha çok zaman ayrıldığı; ev ödevi hazırlamaya atrofide skardan çok zaman ayrıldığı görülmüştür. Farklı ses bozuklukları için DKBU’larının kullandığı doğrudan yöntemler birbirine çok benzemektedir. Doğrudan yöntemler gruplar arasında analiz edildiğinde konuşmaya geçiş sürecine lezyonlarda atrofiden, KGD ve lezyonlarda hareketsizlikten, lezyonlarda KGD’den çok zaman ayrıldığı görülmüştür. Burada bahsedilmeyen doğrudan ve dolaylı yöntem alt alanları arasında patolojilere göre farklılık bulunmamıştır.

Kaynak: Gardner-Schmidt JL, Roth DF, Zullo TG, Rosen CA. Quantifying Component Parts of Indirect and Direct Voice Therapy Related to Different Voice Disorders. J Voice 2013; 27(2):210-6: tam metin .

 

Doç.Dr. Hâldun OĞUZ

www.haldunoguz.com

+90 533 823 87 34

+90 553 251 09 82

Ses Terapisi

Son yıllarda larinks (gırtlak, hançere) hakkındaki bilgilerde görülen ani artış, ses ve ses rahatsızlıklarının fizyolojisi, bozuklukları ve tedavisine olan ilgiyi de arttırmıştır. Bu sayede sesin objektif değerlendirmesi ve ses tellerinin görüntülenmesi konularında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Böylece, çok daha hızlı ve doğru tanılar elde edilmekte ve tedavi sürecine bir an önce geçilebilmektedir. Her geçen gün, hem ses rahatsızlıkları ile uğraşan sağlık profesyonellerinin, hem de sesi ile hayatını kazanan ses profesyonellerinin zaman kısıtlılıkları da arttığından, günümüzdeki ses terapi protokolleri yaklaşık 6-10 seans olarak planlanmaktadır. Her ses terapisi yönteminin amaçları farklı olmakla beraber, tüm ses terapi teknikleri için evrensel olan bazı genel hedefler de mevcuttur. Bunlar gerek cerrahi öncesi yada cerrahi sonrası için verilen ses terapileri, gerekse tek tedavi olarak kullanılacak ses terapisi için önem arz eder:
Hasta eğitimi: Hasta eğitimi, tüm tedavi protokolleri için birinci basamaktır. Her hasta, sesin nasıl oluştuğunu ve kendilerindeki problemin sesinde nasıl bir sıkıntıya yol açtığını anlamalıdır. Hasta ses terapisinin mantığını, kullanılacak tekniği ve tedavinin amaçlarını anlamalıdır. Tedavi yaklaşımı hastanın aklına yatmıyorsa, yada terapiyi uygulayacak kişi kararlı değil veya yeterli açıklama yapmıyorsa, hastanın tedavi programına uyum göstermesi güç olacaktır.
Ses hijyeni: Her hasta için uygulanması gereken ses hijyeni kurallarının yanı sıra, her hasta için özgün olarak dikkat edilmesi, buna uygun olarak yapılması/yapılmaması gereken konular belirlenmelidir. Örneğin tüm ses kullanıcıları için yeterli sıvı alımı, gerekirse bulunulan ortamın nemlendirilmesi önemlidir. Kişisel ses kullanım alışkanlıkları hakkında bilgi sahibi olunması, genellikle sesin yoğun olarak kullanıldığı ortam ve ortamdaki gürültü özelliklerinin bilinmesi, ve diğer çevresel faktörlerin irdelenmesi daha sağlıklı ses alışkanlıklarının kazanılmasını sağlayacaktır. Sigara kullanılmaması, genel stresin azaltılması, kullanılan ilaçlar ve bunların vücut sıvıları üzerine etkisinin bilinmesi de önemli gerekliliklerdir.
Aşırı ses kullanma davranışının düzeltilmesi: Ses kısıklığı olan bireylerin daha alçak sesle konuşmasının sağlanması, yüksek sesle konuşmanın önlenmesi, alışkanlık haline gelmiş veya sık tekrarlanan boğaz temizleme hareketinin önlenmesi önemlidir. Sesin gün içerisinde toplam kullanımı azaltılmalıdır. Yüksek sesle gülmek, ağlamak ve öksürmek de sese zarar veren davranışlardır. Tüm bu kurallar, nörolojik nedenlere bağlı yada hipofonksiyonel ses kısıklığı olan hastalar dışında ses problemi olan bireyler için kullanılabilir.
Üzerinde anlaşılan amaçlar ve beklentiler: Ses problemi olan birey ve ses terapisini verecek kişi, sesle ilgili bir problem olduğu, bununla ilgili bir şeyler yapılması gerektiği, izlenecek yol ve amaçlanan hedefler konusunda fikir birliği içerisinde olmalıdır.
Hastanın sesindeki değişiklileri fark edebiliyor olması: Eğer hasta, sesinde ses terapisi ile oluşan değişiklikleri fark edemiyor yada hissedemiyor ise, ses terapisi fayda sağlayamaz. Bu durum ses profesyonellerinde sık rastlamadığımız, ancak özellikle yaşlı popülasyonda ve nörolojik problemli bireylerde çok karşılaştığımız bir durumdur.

Ses Hastalıkları

Modern yaşamla birlikte iletişimin öneminin her geçen gün arttığının farkındayız. Farklı birçok yöntemle iletişim kurabilsek de, en önemli iletişim aracımızın hala sesimiz olduğunu vurgulamamız gerekiyor.

İster bir çocuk ya da genç birey, istersek de aktif çalışma hayatında olan bir erişkin olalım, sesimize olan ihtiyacımız yaşamımızın hiçbir döneminde azalmıyor. İhtiyaçlarımızı, isteklerimizi, duygu ve düşüncelerimizi karşımızdakilere aktarırken sesimizi etkin olarak kullanma ihtiyacı duyuyoruz. Bazı mesleklerde çalışan insanlar ise sesleri olmasa, işlerinin önemli bir kısmını istedikleri gibi yapmaktan mahrum oluyorlar. “Ses profesyoneli” olarak adlandırılan bu grup aslında tahmin edilenden çok daha fazla mesleği içerisinde barındırıyor. Aklımıza ilk gelenlerden itibaren sıralayacak olursak öğretmenler, avukatlar, doktorlar, ses ve sahne sanatçıları, iletişim merkezi (call-center) çalışanları, banka çalışanları, öğretim üyeleri, tezgahtarlar, televizyon ve radyo programcıları, din görevlileri, pazarlamacılar ve daha birçok meslek bu gruba dahil edilebilir.

Ses rahatsızlıkları nasıl önlenebilir?

Ses rahatsızlıkları, bireyin ses ihtiyaçlarına özel olarak hazırlanan ses hijyeni ve ses terapisi programları sayesinde oluşmadan önlenebilir. Herhangi bir ses rahatsızlığı bulunduğunda uygulanacak hijyen ve terapi yöntemleri ise tedavinin daha erken ve daha başarılı olarak sonuçlanmasına önemli katkıda bulunacaktır.

Ses rahatsızlığı, ses bozukluğu, ses hastalığı, ses kısıklığının nedeni nedir?

Vücudumuzun diğer organlarında olduğu gibi birçok değişik neden benzer belirtilere yol açabilir. Örneğin kısa süreli bir soğuk algınlığı, alerji ya da reflü gibi daha kolay yönetilebilecek nedenlerin ya da ses kıvrımı (ses teli) felci ya da ses kıvrımı kanseri gibi ciddi sorunların ilk belirtisi ses kısıklığı olabilir.

Ses hastalıklarına doğru tanı nasıl koyulur?

Ses hastalıklarında doğru tanıya, nesnel (subjektif) ve öznel (objektif) yaklaşımların birlikte kullanılması ile ulaşılabilir. Bireyin sesinin durumu hem kendisinin hem de ilgili klinisyenin algısına göre değerlendirilir. Gerekli hallerde standardize edilmiş ses kayıtları alınır, bu kayıtlar üzerinden akustik analiz adı verilen yöntemle karşılaştırılabilir rakamsal veriler elde edilir. Hastanın tam bir kulak, burun, boğaz ve baş boyun muayenesinin yanı sıra gerekli hallerde tüm vücut muayenesi yapılır. Ses kıvrımlarının ve ilgili diğer yapıların görüntülenmesi için gerek rijid (sert) gerekse fleksibl (eğilip bükülebilen) teleskoplar kullanılabilir. Ses kıvrımları, ses çıkarma sırasında erişkin erkeklerde saniyede ortalama 100-140 kez, kadınlarda 200-240 kez titreştiği için bu yapıları görebilmek için özel aletlere ihtiyaç duyulur. Bunu sağlayan ışık teknolojisine stroboskopi adı verilir. Stroboskopik ışık kaynağı altında yapılan ses muayenesi (videolaringostroboskopi), tanı için altın standarttır. Bu sayede, basit muayene yöntemleri ile elde edilemeyen birçok bilgiye ulaşılabilir ve doğru tanı koyulabilir.

Ses hastalıklarına en sık yol açan hastalıklar nelerdir?

Ses hastalıkları organik ve fonksiyonel nedenler olarak iki ana grupta sınıflanabilir. Organik nedenler, ses kıvrımlarında nodül, polip, kist, oluk (sulkus), beyaz ve kırmızı lekelenmeler, granulom, reflü, felç ve kanser gibi bazı örneklerini sıralayabileceğimiz rahatsızlıklardır. Fonksiyonel nedenler ise ses kıvrımları ve kulak burun boğaz muayenesinde görsel bir sorun saptanmayan ancak bireyin ilgili yapılarını kullanması ile ilgili sorun belirlenen durumları ifade eder.

Ses hastalıkları nasıl tedavi edilir?

Ses hastalıklarında tedavi, rahatsızlığa yol açan nedene göre belirlenir. Ses terapisi, tıbbi (ilaçla) tedavisi ve cerrahi tedavi, üç ana tedavi yöntemidir.

Ses Terapisi Nedir?

Ses terapisi, ses problemlerinin tamamında kullanılabilecek bir tedavi yöntemidir. Bazı ses rahatsızlıklarında tek tedavi yöntemi olarak kullanılır iken, bazılarında ise tıbbi veya cerrahi tedavinin öncesi ve sonrasında destekleyici olarak kullanılabilir. Çok faydalı olmasına rağmen, hiçbir ses patolojisi için özgün bir ses terapisi yöntemi yoktur. Aksine, her hasta için seçilen ses terapisi yöntemi, yoğunluğu ve süresi, hastanın ihtiyaçlarına göre birbirinden farklı olmalıdır. İdeal olarak ses terapisine başlamadan önce hastanın ses probleminin nedeni belirlenmelidir. Bu amaçla objektif ses analizinin yapılması ve ses tellerinin videolaringostroboskopi ile değerlendirilmesi gereklidir.

Elde edilen bulgular hasta ve ses terapisinde aktif rol oynayacak ekip ile ve eğer hasta bir ses profesyoneli ise sesi ile ilgilenen diğer kişilerle birlikte değerlendirilmeli ve terapi amaçları belirlenmelidir.

Son yıllarda larinks (gırtlak, hançere) hakkındaki bilgilerde görülen artış, ses ve ses rahatsızlıklarının fizyolojisi, bozuklukları ve tedavisine olan ilgiyi de arttırmıştır. Bu sayede sesin objektif değerlendirmesi ve ses tellerinin görüntülenmesi konularında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Böylece, çok daha hızlı ve doğru tanılar elde edilmekte ve tedavi sürecine bir an önce geçilebilmektedir. Her geçen gün, hem ses rahatsızlıkları ile uğraşan sağlık profesyonellerinin, hem de sesi ile hayatını kazanan ses profesyonellerinin zaman kısıtlılıkları da arttığından, günümüzdeki ses terapi protokolleri yaklaşık 6-10 seans olarak planlanmaktadır. Her ses terapisi yönteminin amaçları farklı olmakla beraber, tüm ses terapi teknikleri için evrensel olan bazı genel hedefler de mevcuttur. Bunlar gerek cerrahi öncesi ya da cerrahi sonrası için verilen ses terapileri, gerekse tek tedavi olarak kullanılacak ses terapisi için önem arz eder:

  1. Hasta eğitimi: Hasta eğitimi, tüm tedavi protokolleri için birinci basamaktır. Her hasta, sesin nasıl oluştuğunu ve kendilerindeki problemin sesinde nasıl bir sıkıntıya yol açtığını anlamalıdır. Hasta ses terapisinin mantığını, kullanılacak tekniği ve tedavinin amaçlarını anlamalıdır. Tedavi yaklaşımı hastanın aklına yatmıyorsa, ya da terapiyi uygulayacak kişi kararlı değil veya yeterli açıklama yapmıyorsa, hastanın tedavi programına uyum göstermesi güç olacaktır.
  2. Ses hijyeni: Her hasta için uygulanması gereken ses hijyeni kurallarının yanı sıra, her hasta için özgün olarak dikkat edilmesi, buna uygun olarak yapılması/yapılmaması gereken konular belirlenmelidir. Örneğin tüm ses kullanıcıları için yeterli sıvı alımı, gerekirse bulunulan ortamın nemlendirilmesi önemlidir. Kişisel ses kullanım alışkanlıkları hakkında bilgi sahibi olunması, genellikle sesin yoğun olarak kullanıldığı ortam ve ortamdaki gürültü özelliklerinin bilinmesi, ve diğer çevresel faktörlerin irdelenmesi daha sağlıklı ses alışkanlıklarının kazanılmasını sağlayacaktır. Sigara kullanılmaması, genel stresin azaltılması, kullanılan ilaçlar ve bunların vücut sıvıları üzerine etkisinin bilinmesi de önemli gerekliliklerdir.
  3. Aşırı ses kullanma davranışının düzeltilmesi: Ses kısıklığı olan bireylerin daha alçak sesle konuşmasının sağlanması, yüksek sesle konuşmanın önlenmesi, alışkanlık haline gelmiş veya sık tekrarlanan boğaz temizleme hareketinin önlenmesi önemlidir. Sesin gün içerisinde toplam kullanımı azaltılmalıdır. Yüksek sesle gülmek, ağlamak ve öksürmek de sese zarar veren davranışlardır. Tüm bu kurallar, nörolojik nedenlere bağlı ya da hipofonksiyonel ses kısıklığı olan hastalar dışında ses problemi olan bireyler için kullanılabilir.
  4. Üzerinde anlaşılan amaçlar ve beklentiler: Ses problemi olan birey ve ses terapisini verecek kişi, sesle ilgili bir problem olduğu, bununla ilgili bir şeyler yapılması gerektiği, izlenecek yol ve amaçlanan hedefler konusunda fikir birliği içerisinde olmalıdır.
  5. Hastanın sesindeki değişiklileri fark edebiliyor olması: Eğer hasta, sesinde ses terapisi ile oluşan değişiklikleri fark edemiyor ya da hissedemiyor ise, ses terapisi fayda sağlayamaz. Bu durum ses profesyonellerinde sık rastlamadığımız, ancak özellikle yaşlı popülasyonda ve nörolojik problemli bireylerde çok karşılaştığımız bir durumdur.

Ses hastalığının sadece ses terapisi ile tedavi edilebilmesi mümkün müdür?

Evet, bazı ses hastalıkları sadece ses terapisi yöntemleri ile tedavi edilebilir. Bunlar arasında fonksiyonel ses bozuklukları, nörolojik ve psikiyatrik bazı hastalıklara bağlı ses problemleri ve çoğu ses kıvrımı nodülleri örnek olarak belirtilebilir.

Ses hastalıklarının tedavisinde cerrahi yöntemler başarılı mıdır?

Evet, birçok ses hastalığının tedavisinde cerrahi yöntemler %100’e varan oranlarda başarılı olabilir. Bunlar arasında ses kıvrımı polipleri, ses kıvrımı kistleri, granülom, papillom ve kanser gibi çok değişik nedenler sayılabilir.

Ses hastalıkları tedavisinde medikal/tıbbi/ilaçla tedavinin rolü nedir?

Başta larenjitler (ses kıvrımları ve gırtlağın değişik bölgelerinin enfeksiyon ve iltihapları) ve reflü (mide içeriğinin ses kıvrımları düzeyine geri akışı) olmak üzere pek çok değişik ses hastalığında ilaç tedavisi ile başarılı sonuçlar almak mümkündür.

Ses hastalığı ya da sesi ile ilgili sorunun olan bir kişi kime başvurmalıdır?

 Ses sorunu olan bir birey, ses hastalıkları konusunda uzmanlaşmış bir Kulak Burun Boğaz hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.

Sağlıklı bir ses dileklerimle.

Detaylı bilgi, iletişim ve randevu için:
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Son Güncelleme ve Kontrol Tarihi: 25 Mayıs 2019

Ses Teli Nodülü

Ses Teli Nodülleri, ses tellerinin birbiri ile temas ettiği serbest yüzeyde oluşan, iyi huylu (yani ses teli kanseri ile ilişkisi olmayan) büyümelerdir. Sesin yanlış ya da kötü kullanımına bağlı olarak oluşurlar. Sesin uzun süreli, yanlış ses şiddetinde, yanlış ses perdesinde ya da uygunsuz şekilde zorlanarak kullanılmasına bağlı olarak geliştiklerinden, kaba bir benzetme ile elimizde ya da ayağımızda oluşan nasırlara benzetilebilirler. Öğretmenler, ses sanatçıları, spikerler, çağrı merkezi çalışanları, din görevlileri gibi sesini profesyonel olarak kullanan bireylerde toplumun diğer kesimlerine göre çok daha sık olarak görülür.

Ses teli nodülünün belirtileri genellikle ses kısıklığı, seste değişiklik, sesin çatallı çıkması ve seste kabalaşmadır. Profesyonel ses kullanıcısı sesinin daha alçak perdeden çıktığını ya da sesinin normalden daha soluklu, cızırtılıhışırtılı olduğunu ifade edebilir. Bireyler seslerinde oluşan değişikliğin yanı sıra, artan ses kullanımı ile birlikte boyun çevresindeki kaslarda ağrı, konuşma hatta yutkunma güçlüğünden yakınabilirler.

Konuşma sırasında sıradan bir erkeğin ses telleri saniyede ortalama 120 kez ve bir kadının ses telleri 200 kez birbirine çarpar. Bu nedenle, ses telleri vücudun en çok travmaya maruz kalan yumuşak dokusudur.

Sesini profesyonel olarak kullanmayan bireylerde 2 haftadan fazla süren ses kısıklığı durumunda mutlaka bir ses hekimine başvurmak gereklidir. Profesyonel bir ses kullanıcısının ise genellikle bu kadar bekleyebilecek lüksü olmamaktadır. Ses hekiminiz şikayetlerinizi dinleyip, ses sağlığınız ve genel tıbbi geçmişiniz hakkında yeterli bilgiye sahip olduktan sonra profesyonel ses beklentilerinizi de detaylı bir şekilde bilmek isteyecektir. Profesyonel sesten bahsederken, tanı ve tedavisi için uğraşılan bireyin, illa ki bir ses sanatçısı olması gerekmez. Aslında çoğu meslek grubu gün içerinde kendilerini ve işlerini sesleri ile ifade ederler. Bunlar arasında öğretmenler, avukatlar, çağrı merkezi çalışanları, banka, belediye, postane birimleri gibi müşterilerine hizmet için sesine ihtiyaç duyanlar, tezgahtarlar, esnaflar, din görevlileri ve daha birçok meslek grubu sayılabilir.

Sesiniz ve ses tellerinin detaylı muayenesi ile (ki bunun için ideal ikili laringovideostroboskopi ve objektif ses analizidir) ses teli nodülü tanısı konması ve nedeninin belirlenmesi mümkün olur.

Nodül tedavisinde iki ana yöntem, ses terapisi ve cerrahidir.

Sesin kötü ya da yanlış kullanımı nedeniyle oluşan bir ses problemi olan nodülü tedavi etmenin ideal yolu, sesin bu şekilde kullanımına devam edilmemesidir. Sesi doğru kullanacak şekilde alışkanlıklar edinilmesi ve ses tellerine aşırı basınç uygulanmasını engelleyecek doğru vokal tekniğin kullanımı, hem nodüllerin küçülmesini hatta yok olmasını sağlayacak, hem de tekrar oluşma riskini ortadan kaldıracaktır. Sesin doğru kullanılmasını öğreten ana yöntem ses terapisidir. Ses terapisi, çoğu nodüllerin tedavisinde tek başına tedavi için yeterlidir.

Bazı nodüller ise ses terapisi de dahil tedavilere fazlasıyla dirençlidir. Uygun ses tekniği, sımsıkı takip edilen ses hijyeni kuralları ve hatta ses terapisine rağmen düzelmeyen nodüller, fonomikrocerrahi adı verilen, genel anestezi altında mikroskop aracılığı ile yapılan özel ameliyatlar ile tedavi edilmektedir.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

Ses Teli Kisti

Kist, zar ile çevrili bir boşluğun içerisinde herhangi bir maddenin birikmesidir. Ses teli kistinde bu madde, salgı bezlerinden salınan mukus salgısı ya da keratin olabilir.
Ses telleri birkaç katmanlı bir yapıdan oluşur. Ses tellerinin birbirine çarptığı en üst yüzeyde epitel bulunur. Epitelin altında yüzeyden derine gittikçe sertleşen bağ dokusu içeren lamina propria, en alt katmanda ise ses teli kasları bulunur. Ses teli kisti, yüzeysel lamina propria adını verdiğimiz ses telinin normal fonksiyon görmesi için çok önemli olan tabakası içerisinde yer alır. Ses teli kistleri genellikle ses teli yüzeyinde yer alan salgı bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Ses hijyenine dikkat etmeyen bireylerin ses tellerinde kist görülme olasılığı daha fazladır. Ses teli kisti, genellikle ses telinin en çok fonotravmaya maruz kalan orta 1/3’lük kısmında görülür.
Ses teli kisti iyi huylu bir rahatsızlıktır. Tedavi edilmemesi durumunda kötü huylu bir hastalığa dönüşmez. Yani kanser öncülü bir hastalık değildir, kanserleşmez. Ses tellerinin uygunsuz kapanmasına bağlı ses kısılması, seste çatallanma, belirli bir süre konuştuktan sonra seste yorulma, boğazda bir şey takılmış hissi, tekrarlayan boğaz temizleme ihtiyacı gibi sorunlara yol açabilir. Genellikle ağrısızdır, ancak birey uzun süre konuştuğunda ses telleri çevresindeki kasların uygunsuz kullanımına bağlı boyun kaslarında ağrı oluşabilir.
Ses teli kisti genellikle yuvarlak ya da oval şekillidir. İçeriğine göre şeffaf, beyaz ya da sarımsı olabilir. Ses tellerinin nodül, polip gibi hastalıkları ile ayırıcı tanısı için videolaringostroboskopik görüntüleme genellikle faydalı olur.
Ses teli kisti tedavisinde ilaçların herhangi bir faydası yoktur. Ses istirahati (ses kullanımının kısıtlanması) ve ilaçlar, kist çevresindeki iltihabın azalması ve boyun kaslarının rahatlamasını sağlayabilir, ancak, ses istirahati ile kistin tamamen iyileşmesi beklenen bir sonuç değildir. Ses teli kistinin asıl tedavisi mikroskop altında yapılan ses teli cerrahisidir (fonomikrocerrahi). Cerrahi ile kistin tamamı çıkarılarak tedavi sağlanır. Cerrahi sonrası ses terapisi uygulanması ses hijyeninin sağlanması ve kistin tekrarının önlenmesi açısından faydalıdır.
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Ses Teli Polibi

Polip Nedir?

Ses teli polibi,  sınırları normal dokudan ayırt edilebilen bir kütle olarak tanımlanabilir. Genellikle ses tellerinden birinde ya da her ikisinde, ses tellerinin birbirine çarptığı iç yüzeyde görülür. Beyaz, pembe ya da kırmızı renkli olabilir. Genellikle ses tellerinin en çok titreştiği orta bölgesinde yer alır.
Ses teli polibi, sesin aşırı ya da yanlış kullanımına (fonotravma) bağlı olarak oluşur. İyi huyludur, doğru tanı konulduğunda kötü huylu bir hastalığa (kanser) dönüşme riski teorik olarak yoktur. Ancak, ses teli poliplerinin, özellikle uygun olmayan muayene koşullarında ya da tecrübesiz değerlendirmeler ile başka larinks hastalıkları ile karıştırılabilmesi olasıdır. Dolayısı ile en güvenilir tanı her zaman patolojik inceleme ile koyulur.
Ses Teli Polibinin Belirtileri Nelerdir?
Ses teli poliplerinde en sık belirti ses kısıklığıdır. Bu kısıklık, düzensiz ses teli kapanması nedeniyle sesin pürüzlü, boğuk, soluklu ya da değişken çıkması şeklinde görülebilir. Polipler çok değişik şekil ve büyüklüklerde görülebildiğinden belirtilerin yoğunluğu ve çeşitliliği de farklılıklar arz eder. Genellikle ağrıya yol açmaz, ancak, uzun süreli ya da eforlu ses kullanımı sonrası boyun çevresinde ağrı ve acıma hissedilebilir.
Ses Teli Polibinin Şekli Nasıldır, Neye Benzer?
Polip, sağlıklı ses teli dokusuna ince bir sapla ya da geniş bir tabanla bağlanabilir. Bazen milimetrik bir sapı varken, bazı olgularda ses telinin tüm iç yüzeyinden kaynak alabilir. Genellikle tek bir ses telinden kaynaklansa da, her iki ses telinde de bulunabilir. Rengi sıklıkla kırmızı olsa da, pembe, beyaz, hatta mor olarak da görülebilir.
Ses Telinde Polip Tanısı Nasıl Koyulur?
Ses telinde polip tanısı ses telleri ve larinksin (gırtlağın) muayenehane koşullarında uygun aletler ile görüntülenmesi ile koyulur. Kullanılan alete göre yapılan işlemin adı rijit laringoskopi ya da fleksibl fiberoptik laringoskopidir. Stroboskopik ışık altında yapılan inceleme bizim için daha fazla bilgi vericidir.
Ses Teli Polibi Nasıl Tedavi Edilir?
Ses hastalıklarının tamamında olduğu gibi, ses teli polibinin tedavisinde de üç ana yöntem mevcuttur. Bu yöntemler,
1. Davranışsal yöntemler: Ses Terapisi
2. Tıbbi yöntemler: İlaçla Tedavi
Ses istirahati, ses hijyeni ve diğer ses terapisi yaklaşımları ses teli polibi tedavisinde, özellikle ses teli polibinin tekrar oluşumunun önlenmesi açısından çok önemlidir.
İlaçla tedavi, polip oluşumuna yatkınlık yaratan durumların (alerji, enfeksiyon, reflü gibi) yönetilmesinde yarar sağlayan bir yaklaşımdır.
Fonomikrocerrahi, ses teli poliplerinin tedavisinde en etkin ve en kısa sürede sonuç alınmasını sağlayan tedavi yöntemidir. Cerrahinin terapi ve medikal tedavi ile uygun kombinasyonu cerrahi etkinliğini arttırır.
Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG
Son Güncelleme ve Kontrol Tarihi: 12 Mart 2019

 

Ses kısıklığı

SES NEDEN KISILIR

Ses kısıklığı nedir?

İnsan sesi, soluk alıp verme sırasında solunum havası dışarıya verilirken ses tellerinin titreşimi ile oluşur. Ses tellerinin üzerinde bulunan yutak, dil ve dudaklar gibi yapılar tarafından şekillendirilir, burun ve sinüs boşlukları gibi yapılar aracılığı ile yankılanır ve son halini alır. Bir sesin normal olarak algılanabilmesi için perdesi, gürlüğü, kalitesi ve değişkenliği gibi tanımlayıcı özelliklerinin normal olması beklenir.

Ses kısıklığı ya da anormal ses ise, yukarıda saydığımız perde, gürlük, kalite ve değişkenlik açısından sesin tatmin edici düzeyde olmaması olarak tanımlanabilir. Kısık ses, kolayca dikkat çeken, bireyde normalden farklı, sorunlu bir durum olduğu algısı yaratan; bireyin sosyal ve mesleki faaliyetlerini olumsuz etkileyebilen; bireyin yaşı, cinsiyeti, toplumsal statüsü ve bulunduğu ortam ile bağdaşmayan bir sestir.  

Ses kısıklığı sebepleri nelerdir?

Ses kısıklığı, ses telleri ya da sesin oluşması gerekli organlar ve dokuların herhangi birisinde (akciğerler, soluk borusu, dil, dudaklar, beyin, yutak gibi) bulunan iyi ya da kötü huylu bir hastalık nedeniyle ya da bireyin ses oluşumunu etkileyen bir psikolojik rahatsızlık nedeniyle ortaya çıkabilir.

Ses kısıklığı tanısı nasıl koyulur?

Ses kısıklığı, birey ya da çevresindekiler tarafından sesin her zaman olduğundan farklı olduğu fark edilerek algılanır.  Ses kısıklığı olan bireyin konu hakkında bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanına muayene olması ile ses kısıklığına neden olan birincil rahatsızlığın ne olduğu anlaşılır. Muayene sırasında rutin kulak burun boğaz muayene aletlerinin yanı sıra videolaringostroboskopi, fleksible fiberoptik endoskopi ve akustik ses analizi gibi teknolojik alet ve yöntemlerden faydalanılabilir.

Ses kısıklığı nasıl tedavi edilir?

Ses kısıklığına neden olan hastalıklar çok çeşitlidir. Bunların bir kısmı kısa süreli, bir kısmı ise uzun süreli ses kısıklığına yol açabilir. Ses kısıklığı tedavileri kabaca dört grupta toplanabilir. Davranışsal tedaviler, yani bireyin sesi için iyi olan şeyleri yapıp, uygulayıp, sesi için kötü olan şeylerden uzak durması bunlardan birincisidir. İkinci tedavi yöntemi medikal yani ilaç kullanılarak yapılan tedavilerdir. İlaçlar ağızdan, kas ya da damar yolu ile veya sadece bölgesel olarak hava yoluna veya ses tellerine uygulanabilir. Hastalığa göre tedavinin süresi günler ile aylar arasında değişebilir. Üçüncü tedavi yöntemi ses terapisidir. Ses terapisi ile ses bozukluğunun tedavisi, sesin değişik durumlarda olumsuz yönde etkilenmesinin önlenmesi ve rahatsızlıklara daha dirençli hale gelmesi sağlanabilir. Dördüncü yöntem ise ses hastalığının cerrahi olarak tedavisidir. Ses kısıklığının nedenine göre yapılacak cerrahi içten (dışarıdan herhangi bir iz ya da kesi olmadan sadece ağız içerisinden uygulanan) ya da açık cerrahi olarak planlanabilir. Tedavide hangi yöntemin tek başına ya da hangi yöntemlerin bir arada uygulanacağına hastanın ses kısıklığının birincil ve ikincil nedenlerinin ne olduğuna göre hekim ve hasta tarafından birlikte karar verilir.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Fonotravma (travmatik ses kullanımı), oluşumuna zemin hazırladığı ses hastalıkları, sesin kalite ve karakterinin bozulması, tedavi seçenekleri

 

Ses tellerinin iyi huylu hastalıklarının büyük kısmının oluşumunda tekrarlayan ses teli travmasının (fonotravma) katkısı vardır. Ses teli nodülü, ses teli polibi, ses tellerinde Reinke ödemi bu hastalıklara örnekler arasında sayılabilir. Travma sonrasında, ses tellerinin katmanlı yapısında yüzeyin (epitelin) altında yer alan lamina propria ya da bazal membranda hasar oluşur. Bu hasarın tamiri sırasında bahsedilen patolojiler ortaya çıkar.

Ses teli polipleri, çoğunlukla sesin kötü kullanılması sonucu oluşan epitel altı kanamalara, kanamalardan sonra oluşan hematoma, hematomun inflamasyon ve fibrozisle rezolüsyona uğramasına bağlı olarak oluşur. Histolojik incelemede lamina propriada hemosiderin ve demir depolanmaları görülebilir.

Ses teli nodülleri, vokal kord mukozasında aşırı vibrasyona neden olan yanlış ses kullanımı sonucu ortaya çıkar. Vokal kord nodüllerinde bazal membran yırtılması sonrasında lamina propriada aşırı fibronektin birikimi vardır. Bazal membranın yırtılması sıklıkla fonasyonda yırtıcı kuvvete maruz kalınan, ses tellerinin ön 1/3 ile orta 1/3’ünün kesiştiği yerde meydana gelir.

Reinke ödemi, ses tellerinin bölgesel olarak değil, bir bütün olarak şişmesidir. Genellikle sigara kullanımı ve sesin aşırı ya da kötü-yanlış kullanımının bir arada olduğu hastalarda, kronik irritasyon sonucu oluşur.

Ses tellerinde bu lezyonlar oluştuktan sonra, ses karakteri ve kalitesi etkilenir. Öncelikle oluşan lezyonlar ses tellerinin tam kapanmasını engeller ve ses tellerinin titreşim dinamiğini bozarlar. Ses telleri üzerinde gerek yukarı aşağı gerekse içten dışa dıştan içe mukozal dalga hareketleri bozulur. Mevcut bir lezyona rağmen ses çıkarma, konuşma, şarkı söyleme ses tellerinin ahenkli hareketini kalıcı bir şekilde etkiler. Ses tellerinin bu hastalıkları, medikal tedavi, fonomikrocerrahi ve ses terapisi yöntemlerinin bir ya da birkaçının birlikte kullanımı ile tamamen tedavi edilebilir.

Sağlıklı ses dileklerimle.

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

Tek taraflı ses teli felci

ses teli felci.jpeg

TEK TARAFLI SES TELİ FELCİ: NEDENLER, TANI VE TEDAVİ YAKLAŞIMI

Ses teli felci, ses teli dokusunu oluşturan kaslara uyarı göndermesi gereken sinirin çalışmaması nedeniyle oluşan ses teli hareket kısıtlılığına verilen isimdir. Her insanda iki adet ses teli mevcuttur. Bu iki ses teli tıpkı V harfi gibi bir uçlarında birbirine bağlı, diğer uçta serbesttir. Normal ses telleri soluk alıp verme sırasında açılır, ses çıkarırken ya da yutma sırasında tam olarak kapanır. Etkilenen ses teli sayısına göre felç, tek taraflı ya da iki taraflı olarak ifade edilir. Felçli olan ses teli nefes alma ve ses çıkarma sırasında hareketsiz kalır.

Nedenler

Tek taraflı ses teli felci oluşmasına yol açan nedenler arasında en sık görülen baş, boyun ya da göğüs kafesi içerisinde yapılan cerrahi girişimlerdir. İlgili hastalığın tedavisi sırasında ses teli siniri istemsiz olarak hasar görebilir. Bazı durumlarda ise hastalığı tedavi edebilmek için sinirin hasar görmesi kaçınılmaz olur. Buna en sık örnekler arasında tiroid (guatr) cerrahileri, boyun omurları için yapılan cerrahiler, kalp ve büyük damarlar için yapılan cerrahiler ve beyin cerrahileri sayılabilir. Ses telini besleyen sinirler çok hassas olduğundan özenli cerrahiler sırasında dahi fonksiyon kaybına uğrayabilir, bu çoğu zaman kaçınılmaz bir durumdur.

Tek taraflı ses teli felci oluşumunda ikinci en sık görülen neden sinirin çalışmasında soruna yol açan iltihabi durumlardır. Bu durum en sık viral enfeksiyonlar sonrasında görülür ve bazı durumlarda geçici olabilir, yani sinir bir süre sonra yeniden çalışır ve felç durumu ortadan kalkar.

Tek taraflı ses teli çalışmasını engelleyen üçüncü sık durum, sinir çalışmasını engelleyen, sinir üzerinde basıya yol açan tümörlerdir. İlgili sinir ve dalları, beyinden başlar, boyundan geçer, göğüs kafesi içerisine girer ve tekrar boyuna dönerek ses tellerini besler. Bu uzun yol boyunca oluşabilecek bazı iyi ve kötü huylu tümörler sinirin fonksiyonunu bozarak çalışmasına engel olur. Bu durum da ses teli felci ile sonuçlanabilir. Ses teli felcine yol açan en sık tümörler akciğerde bulunan tümörlerdir.

Tek taraflı ses teli felcine yol açabilen başka birçok etken daha vardır. İlaçlara bağlı toksisite, nörolojik hastalıklar, beyin kanaması gibi nedenler bunlar arasında sayılabilir.

Şikayetler

Tek taraflı ses teli felci olan bireyler genellikle ses kalitesinin azalmasından yakınırlar. Ses kısıklığı, sesin güçsüz çıkması, sesin soluklu yani sanki konuşurken nefes kaçağı varmış gibi çıkması, bir süre konuşunca çabuk yorulma, sesin istendiği kadar şiddetli çıkmaması, istenilen incelikte sesler çıkaramama oluşabilecek ses sorunlarından bazılarıdır. Bazı bireylerde ses telleri tam kapanamadığı için sıvı gıdaların hava yoluna kaçması, örneğin su içerken sık öksürme, boğulacakmış gibi olma gibi sorunlar da görülebilir.

Tanı

Ses teli felci tanısı, videolaringostroboskopi ve fleksible fibroptik laringoskopi gibi uygun görüntüleme yöntemleri ile muayenehane koşullarında koyulabilir. Sesin mevcut durumdan ne kadar etkilendiğini anlamak için akustik analiz yapılabilir.

Ses teli felcinin nedeninin belirlenebilmesi için tam bir kulak burun boğaz baş boyun muayenesi yapılmalı, ihtiyaç duyuluyor ise uygun radyolojik inceleme yöntemleri (bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans inceleme gibi) ve laboratuvar tetkikleri kullanılarak nedenin ne olduğu ortaya konulmalıdır.

Tedavi

Tek taraflı ses teli felcinde ilişkili ses problemlerinin tedavisi için kullanılan ana yöntemler ses terapisi, enjeksiyon laringoplasti (ses tellerine dolgu yapılması, kapalı ses teli cerrahisi) ve tiroplastidir (açık ses teli cerrahisi). Bunlardan hangilerinin kullanılacağı ve zamanlaması hastanın klinik durumuna ve aspirasyon (boğaza sıvı kaçma) düzeyine göre değişebilir. Ses teli felci sonrası en erken dönemde yapılan doğru uygulamalar ile en iyi ses sonuçları alınabilmektedir.

Daha fazla bilgi için:

Prof.Dr. Haldun OĞUZ
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Ses Bozuklukları, Baş-Boyun Cerrahisi
Başkan, Profesyonel Ses Derneği
Başkan Yardımcısı, Avrupa Foniyatri Akademisi
Telefon: 0 312 284 28 88
GSM: 0 531 431 06 94
Adres: Neorama İş Merkezi Kat 5 No.20 Söğütözü, Ankara
Detaylı Adres: Beştepeler Mahallesi, Yaşam Caddesi, Adalet Sokak, Neorama İş Merkezi 13/20, Söğütözü, Ankara
Google Maps: goo.gl/Rd9oJG

 

 

« Önceki Yazılar